Ebedi yaşama inanıyorum



12. KONU

"Ebedi yaşama inanıyorum"

1020 Kendi ölümünü İsa’nın ölümü ile birleştiren Hıristiyan, ölümü İsa’ya doğru bir geliş ve ebedi yaşama bir giriş olarak görür. Kilise ölmekte olan bir Hıristiyanı son bir kez takdis ederken ona Mesih’in bağışlayıcı sözlerini söyler. Bu şekilde Kilise o kişiyi son bir kez güçlendirici bir meshetmeyle damgalamış ve ona yolculuk için gerekli besini viatik olarak vermiş olur. Ona güven veren sözlerle şöyle der:

Ey Hıristiyan ruh, seni yaratmış olan Herşeye Kadir baba adına, senin uğruna acı çeken diri Tanrı’nın Oğlu Mesih İsa adına, senin üzerine akıtılmış olan Kutsal Ruh adına bu dünyayı terk et. Bugün, Tanrı’yla, Tanrı’nın Annesi Meryem Ana’yla, aziz Yusuf’la, Tanrı’nın bütün melek ve azizleriyle birlikte kutsal Sion’da huzur içinde yerini al ( ... ). Seni topraktan yaratan Yaradanına yeniden dön. Ruhunun bedeninden çıkacağı anda, Meryem Ana, melekler ve bütün azizler seni karşılamaya gelsinler ( ... ). Kurtarıcını yüz yüze görebilesin...(OEx "Commendatio animae")

I. Özel yargılama

1021 Ölüm, insanın Mesih’in sunduğu Tanrısal lütfu(Bkz. 2 Tim 1, 9-10) kabul edebildiği ya da reddedebildiği insan yaşamına, yani zamanına son verir. Yeni Antlaşma kitabı, yargılama konusundan özellikle Mesih’in ikinci gelişinde Onunla olacak karşılaşma perspektifinden söz ediyor, ama aynı zamanda herkesin öldükten sonra imanı ve yaptıklarına karşılık olarak hemen ödüllendirileceğinden birçok kez söz ediyor. Zavallı Lazarus’un anlatıldığı mesel(Bkz. Lk 16, 22) ve haç üzerindeyken İsa’nın iyi hayduta söylediği sözler(Bkz. Lk 23, 43) ve Yeni Antlaşma’daki öteki metinler(Bkz. 2 Kor 5, 8, Fil 1, 23, İbr 9, 27, 12, 23) ruhun bazı insanlar için farklı olabilecek bir son yazgısından söz ediyorlar.(Bkz. Mt 16, 26)

1022 Her insan ebedi ödülünü öldükten hemen sonra gerek bir arınmadan geçmek için,(Bkz. Lyon Kon: DS 857-858, Floransa Kon: DS 1304-1306, Trento Kon: DS 1820)
 gerek cennet mutluluğuna hemen girmek için,(Bkz. XII. Benediktus: DS 1000-1001, XXII. Yuhanna: DS 990) gerek hemen ebediyen cehennemlik olmak için(Bkz. XII. Benediktus: DS 1002) Mesih’le olan yaşamına göre özel bir yargılamadan geçerek alır.
Yaşamımızın akşamında, sevgimize göre yargılanacağız.A. Juan de la Cruz, dichos 64)

 

II. Cennet

1023 Tanrı’nın nuru ve dostluğunda ölenler ve tamamen arınmış kişiler Mesih’le birlikte ebediyen yaşarlar. Tanrı’yı "olduğu gibi" (1 Yu 3, 2) yüz yüze gördükleri için daima Tanrı’ya benzerdirler:(Bkz. 1 Kor 13, 12, Ap 22, 4)

Havarilerden aldığımız otoriteyle belirtiyoruz ki, Tanrı’nın genel hükmüne göre, öldükten sonra arındırılacak bir şeyleri olmayan, ( ... ) ya da arındırılacak bir şeyleri varsa, öldükten sonra, ( ... ) Kıyamet günü yargılaması ve bedenlerin dirilmesinden önce arındırılacak olan, Rabbimiz ve Kurtarıcımız Mesih İsa’nın Göğe çıkmasından beri gökte, göklerin Egemenliğinde ve göksel Cennette Mesih’le birlikte kutsal meleklerin topluluğuna kabul edilerek toplanmış olan, halihazırda toplanan ve toplanacak olan Mesih’in kutsal vaftizini aldıktan sonra ölen bütün azizlerin ve öteki inanlıların ruhları, Rabbimiz Mesih İsa’nın çektiklerinden ve ölümünden beri, sezgisel bir vizyonla hatta yüz yüze, hiçbir yaratığın aracılığı olmadan Tanrı’nın özünü gördüler ve görüyorlar.(XII. Benediktus: DS 1000, bkz. LG 49)

1024 Çok Kutsal Üçlü-Birlik’le olan bu mükemmel yaşama, Onunla, Meryem Ana’yla, meleklerle ve çokmutluların hepsiyle olan bu sevgi ve yaşam birliğine "Cennet" deniyor. Cennet insanın en derin özlemlerinin gerçekleşmesi ve nihai akıbetidir, yüce ve kesin mutluluk halidir.

1025 Cennette yaşamak "Mesih’le birlikte olmak demektir"(Bkz. Yu 14, 3,Fil 1, 23, 1 Sel 4, 17). Tanrı’nın sevgili kulları "Onda" yaşarlar, daha doğrusunu söylemek gerekirse, Onun yanında kendi gerçek kimliklerini, kendi gerçek adlarını bulurlar.(Bkz. Ap 2, 17)

Yaşamak Mesih’le birlikte olmak demektir; Mesih’in olduğu yerde yaşam vardır, egemenlik vardır.(A. Ambrosius, luc. 10, 121)

1026 Mesih İsa ölümü ve Dirilişiyle bize Cenneti "açtı". Çokmutluların yaşamı Mesih İsa aracılığıyla insanlığın kurtuluşunun sağlandığı meyvelere tamamen sahip olmaktan ibarettir. Ona inanan ve Onun iradesine sadık kalanlar Onun göksel yüceliğine de katılırlar. Cennet Onunla tek vücut olan çokmutlular topluluğudur.

1027 Tanrı’yla ve Mesih’te olan herkesle oluşturulan bu kutlu birlik gizi her türlü anlayışı ve her türlü imgelemeyi aşar. Kutsal Kitap bundan benzetmeler kullanarak söz ediyor: Yaşam, ışık, huzur, düğün şöleni, krallık şarabı, Baba’nın evi, göksel Kudüs, Cennet: "Tanrı’nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insan yüreği kavramamıştır" (1 Kor 2, 9).

1028 Aşkınlığı yüzünden, Tanrı olduğu gibi, ancak kendisi gizini insana açar ve insanı bunu alacak duruma getirirse görülebilir. Tanrı’yı görkemli yüceliğinde seyretme durumuna Kilise "mutlu kılıcı vizyon" diyor.

Tanrı’yı görme katına kabul edildiğin, Tanrın Rab Mesih eşliğinde ebedi nur ve esenlik sevinçlerine katılma şerefine sahip olduğun, ( ... ) göklerin Egemenliğinde Tanrı’nın dostları ve adilleri eşliğinde bahşedilen ölümsüzlük mutluluklarını tattığın zaman kimbilir mutluluğun ve yüceliğin ne olacaktır.(A. Cyprianus, ep. 56, 10, 1)

1029 Cennet mutluluğunda çokmutlular sevinçle Tanrı’nın iradesini yerine getirmeye devam ediyorlar. Onlar bunu öteki insanlara ve bütün yaratılışa dayanarak yaparlar. Şimdiden Mesih’le birlikte egemenlik sürerler; Onunla birlikte "sonsuza dek egemenlik sürecekler"(Bkz. Mt 25, 21, 23) (Ap 22, 5).

III. Son arınma ya da Araf

1030 Tanrı’nın dostluğu ve nuru içinde ölenler, ama henüz tam olarak arınmamış olanlar, ebedi esenliklerini garanti altına almış olmalarına karşın, Cennet mutluluğuna girmek için gerekli kutsallığı elde etmek amacıyla öldükten sonra bir arınmadan geçerler.

1031 Cehennemliklerin azaplarından tamamen farklı olan seçilmişlerin bu son arınmasına Kilise Araf demektedir. Kilise Araf’la ilgili iman doktrinini özellikle Floransa(Bkz. DS 1304) ve Trento(Bkz. DS 1820, 1580) Konsillerinde açıkça belirtti. Kilise Geleneği Kutsal Kitabın bazı metinlerini referans alarak arındırıcı bir ateşten söz eder:(Örneğin 1 Kor 3, 15, 1 Pet 1, 7)

Bazı küçük günahlar için yargılamadan önce arındırıcı bir ateşten geçileceğine inanmak gerekir, çünkü Gerçeğin kendisi olan Kişi, Kutsal Ruh’a küfür eden ne bu dünyada ne öbür dünyada bağışlanmayacaktır, diyor (Mt 12, 31). Buradan bazı günahların bu dünyada, bazılarının da öbür dünyada bağışlandığı gerçeğini çıkarabiliriz.(A. Büyük Gregorius, dial. 4, 39)

1032 Bu öğreti Kutsal Kitapta sözü edilen ölüler için dua etme adetine dayanıyor: "Bu nedenle, (Yahuda Makkabe) günahı bağışlatmak umuduyla ölüler için bu kurbanı sunmuştu; amacı, ölülerin günahlarının bağışlanmasıydı" (2 Mak 12, 46). Kilise (Hıristiyanlığın) ilk zamanlarından beri ölülerin anısına saygı gösterip onlar için şefaat diledi, özellikle de arınıp Tanrı’nın mutlu kılıcı vizyonuna erişebilmeleri amacıyla onlar için Efkaristiya kurbanını(Bkz. DS 856) sundu. Kilise ayrıca ölüler için sadaka verilmesini, endüljans almayı ve tövbe eylemlerinde bulunmayı salık vermektedir:

Onlara yardım götürelim, onları analım. Eyüb’ün oğulları babalarının kurbanı ile arındılarsa,(Bkz. Ey 1, 5) ölüler için yaptığımız sunguların onlara bazı teselliler verdiğinden neden kuşku duyuyoruz? Gitmiş olanlara yardım götürmek ve onlar için dua etme konusunda tereddüte düşmeyelim.(A. Yuhanna Krisostomos, hom, in 1 Cor 41, 5)

IV. Cehennem

1033 Tanrı’yı isteyerek sevmeye karar vermemişsek, Onunla birleşemeyiz. Ona karşı, hemcinsimize karşı ve kendimize karşı ağır günahlar işleyerek onu sevemeyiz: "Sevmeyen, ölümde kalır. Kardeşinden nefret eden, katildir; hiçbir katilin de sonsuz yaşama sahip olmadığını bilirsiniz" (1 Yu 3, 15). Rabbimiz erkek ve kız kardeşlerimiz olan yoksul ve muhtaç kişilerin ciddi ihtiyaçlarını karşılamayı ihmal ettikçe Kendisinden ayrılacağımızı bize anlatmaya çalışıyor.(Bkz. Mt 25, 31-46) Pişman olmadan ve Tanrı’nın bağışlayıcı sevgisini kazanmadan ölmek bizzat kendi isteğimizle Ondan ebediyen ayrı kalmak anlamına gelir. Tanrı ve ermişlerin birliğinden kendini dışlama durumuna "cehennem" denir.

1034 İsa sık sık ömürleri boyunca inanmayı ve dine dönmeyi reddedenlerin ruhlarını ve bedenlerini yitirebilecekleri "tamu"nun "sönmeyen ateşi"nden(Bkz. Mt 5, 22, 13; 42. 50, Mk 9, 43-48) söz ediyor.(Bkz. Mt 10, 28) İsa ciddi ifadelerle "meleklerini göndereceğini ( ... ), meleklerin de kötülük yapan herkesi toplayıp kızgın fırına atacağını" bildiriyor (Mt 13, 41-42). "Ey lanetliler, uzaklaşın benden, ebedi ateşe yollanın!" diyerek hüküm giydirecektir (Mt 25, 41).

1035 Kilise’nin öğretisi cehennemi ve onun ebediliğini bildirmektedir. Ölümcül günah içinde ölenlerin ruhları öldükten sonra hemen Cehenneme giderler, orada ebedi ateşte cehennem azabı çekerler.(Bkz. DS 76, 409, 411, 801, 858, 1002, 1351, 1575, APF 12) Cehennemdeki en büyük azap, sırf onun için yaratılmış olduğu ve özlem duyduğu mutlu yaşama yalnızca Tanrı’da sahip olabilecekken, Tanrı’dan ebediyen ayrı kalmaktır.

1036 Cehennem konusundaki Kutsal Kitabın beyanı ve Kilise’nin öğretileri insanı kendi ebedi yazgısı konusunda özgürlüğünü kullanarak sorumluluk almaya davet eden bir çağrıdır. Aynı zamanda dine dönmesini isteyen acil bir çağrıdır da: "Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren yol geniş ve rahattır, bu yola girenler çoktur; ama Yaşama götüren yol da, kapı da dardır, bu yolu bulanlar azdır" (Mt 7, 13-14):

 Günü ve saati bilmediğimizden, yeryüzündeki biricik yaşamımız sona erdiğinde, Tanrı’nın buyruğu ile diş gıcırtılarının ve ağlayışların olduğu dışarıdaki karanlığa, ebedi ateşe atılan kötü ve tembel hizmetkârlar gibi olmamak ve Tanrı’nın kutluları arasında yer alarak Onunla birlikte düğüne katılabilmek için Rab’bin uyarısına kulak vererek çoğu kez uyanık kalalım.(LG 48)

1037 Tanrı hiç kimseyi Cehenneme gitmesi için yaratmadı;(Bkz. DS 397, 1567) Cehenneme gitmek için insanın isteyerek Tanrı’ya karşı gelmesi ve bunda sonuna kadar ısrar etmesi gerekir. Efkaristiya litürjisinde ve inanlıların günlük dualarında Kilise "hiç kimsenin mahvolmasını istemeyen ama herkesin tövbeye gelmesini isteyen" (2 Pet 3, 9) Tanrı’nın bağışlayıcılığını diler:

Senin hizmetkârların ve bütün cemaatin olarak, sana sungumuzu sunuyoruz Ey Tanrım, teveccühünle bunu kabul et. Günlerimizi huzur içinde geçirmemizi sağla, bizi cehennemlik olmaktan kurtar ve bizi sevgili kullarından say.(MR, Roma Kilise Hukuku 88)

V. Kıyamet günü yargılaması

1038 Bütün insanların, "adil kişilerle günahkârların" dirilişinden sonra Kıyamet günü yargılaması olacaktır. "Mezarda olanların hepsinin İnsanoğlunun sesini işitip, mezarlarından çıkacakları saat geliyor; iyilik etmiş olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar cehennemlik olmak üzere dirilecekler" (Yu 5, 28-29). "O zaman Mesih İsa kendi görkemi içinde bütün melekleriyle gelecek ( ... ). Ulusların hepsi Onun önünde toplanacak. O da insanları çobanın keçileri koyunlardan ayırdığı gibi birbirinden ayıracak. Koyunları sağına, keçileri de soluna alacak ( ... ). Bunlar sonsuz azaba uğrayacak, doğrular ise sonsuz yaşama kavuşacak" (Mt 25, 31-32. 46).

1039 Her insanın Tanrı’yla olan gerçek ilişkisi Gerçeğin ta kendisi olan Mesih’in huzurunda bütün çıplaklığıyla ortaya dökülecektir.(Bkz. Yu 12, 49) Kıyamet günü yargılaması herkesin yeryüzündeki yaşamı boyunca yaptığı iyilikleri ya da yapmayı ihmal ettiklerinin sonuçlarını en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkaracaktır:

Kötülerin yaptığı bütün kötülükler kaydediliyor, bunu onlar bilmiyorlar. "Tanrı susmadığı" (Mzm 50, 3) ( ... ) gün kötülere dönüp şöyle diyecektir: "Zavallı yoksullarımı sizin için yeryüzüne yerleştirdim. Onların lideri olan ben, gökte Baba’nın sağında tahtta oturuyordum, ama benim üyelerim yeryüzünde açlık çekiyordu. Benim üyelerime yiyecek vermiş olsaydınız, vermiş olduklarınız Başa kadar çıkardı. Zavallı yoksullarımı yeryüzüne yerleştirdiğimde, onları yaptığınız iyi işleri benim hazineme getirecek komisyoncularınız yaptım. Onların eline bir şey vermediğinizden, bende hiçbir şeyiniz yok."(A. Augustinus, serm. 18, 4, 4)

1040 Kıyamet günü yargılaması Mesih’in görkemli gelişi sırasında olacaktır. Bunun olacağı günü ve saati yalnızca Baba biliyor, ne zaman olacağına da O karar verecektir. Oğlu Mesih İsa aracılığıyla bütün tarih üzerinde son sözünü söyleyecektir. O zaman bütün yaratılışın asıl anlamı ile bütün esenlik düzenini anlayacağız ve İlahi Takdirin her şeyi nihai akıbetine götürdüğü şahane yolları kavrayacağız. Kıyamet günü yargılaması Tanrı adaletinin yaratıklar tarafından yapılan bütün haksızlıkların üzerinde olduğunu ve onların hakkından geldiğini ve sevginin ölümden üstün olduğunu gösterecektir.(Bkz. Ezg 8, 6)

1041 Kıyamet günü yargılamasının verdiği mesaj henüz Tanrı insanlara "esenlik zamanı, uygun zaman" (2 Kor 6, 2) vermişken onları dine dönmeye çağırmasıdır. Kıyamet günü yargılaması insanda kutsal Tanrı korkusunu uyandırır. Tanrı Egemenliği adaletini taahhüt altına alır. İsa’nın "inanmış olanlarda hayranlık uyandırmak ve kendi azizlerinde yüceltilmek üzere" (2 Sel 1, 10) yeniden gelişi ile ilgili "kutsal umudu" (Tit 2, 13) bildirir.

VI. Yeni gökler ve yeni yeryüzü umudu

1042 Dünyanın sonunda Tanrı’nın Egemenliği tamamlanacaktır. Evrensel yargılanmadan sonra ruhlarında ve bedenlerinde yüceltilen doğrular Mesih’le birlikte ebediyen egemenlik sürecekler, evren de yenilenecek:

Kilise de "her şeyin yenilenme zamanı geldiğinde göksel yücelikte mükemmelliğe erişecek. İnsan ırkı ile birlikte, onun sayesinde kendi kaderine erişen evrenin kendisi de Mesih’te mükemmel bir şekilde yenilenecektir"(LG 48).

1043 İnsanlığı ve dünyayı değiştirecek bu gizemli yenilenmeye Kutsal Kitap "yeni gökler ve yeni yeryüzü"(Bkz. Ap 21, 1) (2 Pet 3, 13) diyor. Bu "yerdeki ve gökteki bütün varlıkları" (Ef 1, 10) tek bir liderin etrafında, Mesih’te birleştirecek Tanrı tasarısının kesin olarak gerçekleşmesidir.

1044 Bu "yeni evrende" (Ap 21, 5), göksel Kudüs’te Tanrı insanlar arasında oturacak. "Onların gözlerinden bütün yaşları silecek; artık ölüm olmayacak; artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak, çünkü eski düzen ortadan kalkmış olacak"(Bkz. Ap 21, 27) (Ap 21, 4).

1045 İnsan için bu tamamlanma, Tanrı’nın, yolculuk halindeki Kilise’nin "kutsallaştırıcı görevi"(LG 1) gördüğü yaratılışın başından beri istediği insan ırkının nihai birleşmesinin gerçekleşmesi olacaktır. Mesih’e bağlı olanlar kurtarılmışlar topluluğunu, Tanrı’nın Kutsal Kentini (Ap 21, 2), "Kuzunun Kadını"nı (Ap 21, 9) oluşturacak. Bunlar yeryüzü insanlarını yaralayan ya da mahveden özsaygıdan, pisliklerden,(Bkz. Ap 21, 27) günahtan artık yaralanmayacaklar. Tanrı kutlu kılıcı vizyonla kendini tükenmez bir şekilde sevgili kullarına gösterecektir. Bu vizyon tükenmez mutluluk, huzur, karşılıklı birlik kaynağı olacaktır.

1046 Kozmosa gelince, Vahiy insanla maddi dünya arasında derin bir kader birliği olduğunu belirtiyor:

Yaratılış, Tanrı çocuklarının ortaya çıkmasını büyük özlemle bekliyor ( ... ). Yozlaşmaya olan köleliğinden kurtarılma umudu içinde. ( ... ) Nitekim bütün yaratılışın bugüne dek doğum sancısı içinde olduğunu biliyoruz. Yalnız yaratılış değil, biz de, Ruh’un ilk meyvelerine sahip bizler de bedenlerimizin kurtulmasını özlemle bekleyerek iç çekeriz (Rom 8, 19-23).

1047 Gözle görülür evren de dönüşüme uğrayacak, ilk durumuna göre restore edilip, hiçbir engel kalmadan dirilmiş Mesih İsa’daki yücelmelerine katılarak doğru kişilerin hizmetinde olacak.(A. Ireneus, haer. 5, 32, 1)

1048 "Dünyanın ve insanlığın tamamlanacağı zamanı bilmiyoruz. Kozmosun dönüşüm modunu bilmiyoruz. Günah tarafından bozulmuş bu dünya gelip geçiyor; ama öğrendiğimize göre Tanrı bize, insanın yüreğinden çıkan bütün arzularını aşan huzur ve mutluluk dolu, adaletin hüküm süreceği yeni bir yer, yeni bir yeryüzü hazırlıyor."(GS 39, 1)

1049 "Yeni yeryüzü bekleyişi içinde olmak, bu yeryüzünü işlemek kaygısını zayıflatmamalı, tersine yeni insan ailesinin geliştiği ve yeni dünyanın şimdiden bazı izlerini gösteren bu dünya için daha çok çalışmayı sağlamalı. Bunun içindir ki, yeryüzündeki ilerlemeler Mesih’in Egemenliğinin gelişmesinden belirgin bir şekilde farklı olsa da, insan topluluğuna daha iyi bir düzenleme getirdiği oranda Tanrı’nın Egemenliği için büyük bir önem taşır."(GS 39, 2)

1050 "Yeryüzünde insan onuruna yakışır iyilikleri, kardeşliği ve özgürlüğü -bunlar çalışmalarımızın ve doğamızın şahane meyveleridir- Rab’bin buyruğuna göre ve Onun Ruhu’nda gerçekleştirirsek, daha sonra Mesih Babasına ebedi ve evrensel krallığı sunduğunda onları her türlü pislikten arınmış, aydınlatılmış, dönüşmüş olarak bulacağız."(GS 39, 3, bzk. LG 2) O zaman Tanrı ebedi yaşamda "herkeste her şey" (1 Kor 15, 28) olacaktır:

Baba var olan gerçek yaşamdır. Göksel armağanlarını Oğlu aracılığıyla ve Kutsal Ruh’ta herkese istisnasız akıtır. Onun inayeti sayesinde biz insanlar da ebedi yaşam sözü aldık.(A. Kudüslü Kirillos, catech. ill. 118, 29)

 

ÖZET

1051 Her insan ölümünden itibaren ölümsüz ruhunda ölülerin ve dirilerin yargıcı Mesih tarafından özel bir yargılamada ebedi ödülünü alır.

1052 Mesih’in nurunda ölenlerin ruhlarının ölümden sonra Tanrı’nın Halkını oluşturduğuna inanıyoruz. Ölüm, yeniden bedenlerine bürünerek dirilecekleri gün nihai bir şekilde zapt edilecektir.(APF 28)

1053 "Cennette İsa ile Meryem Ana’nın etrafında toplanan kalabalığın göksel Kiliseyi oluşturduğuna inanıyoruz. Onlar ebedi mutluluk içinde Tanrı’yı olduğu gibi görüyorlar. Orada değişik derecelerde kutsal meleklerin eşliğinde yücelik içindeki Mesih tarafından icra edilen Tanrısal yönetime katılıyorlar. Bizler için arabuluculuk yapıyor ve üzerimize titreyerek kardeş kaygısıyla zayıflıklarımızda bize yardımcı oluyorlar."(APF 29)

1054 Tanrı’nın dostluğu ve nuru içinde ölenler, ama henüz tam olarak arınmamış olanlar, ebedi esenliklerini garanti altına almış olmalarına karşın, Cennet mutluluğuna girmek için gerekli kutsallığı elde etmek amacıyla öldükten sonra bir arınmadan geçerler.

1055 Kilise "azizler birliği" sayesinde, ölüler için Tanrı’dan şefaat dilenmesini, onlar için dualar ve özellikle Efkaristiya kurbanı sunmayı salık verir.

1056 Kilise Mesih’in izinde yürüyerek inanlıları "cehennem" olarak adlandırılan "üzücü ve acı ebedi ölüm gerçeği"(DCG 69) karşısında uyarır.

1057 Cehennemdeki en büyük azap, sırf onun için yaratılmış olduğu ve özlem duyduğu mutlu yaşama yalnızca Tanrı’da sahip olabilecekken, Tanrı’dan ebediyen ayrı kalmaktır.

1058 Kilise hiç kimsenin mahvolmaması için dua eder: "Rab, senden ayrılmama hiç izin verme." Hiç kimsenin kendi başına kurtulamayacağı ne kadar doğruysa, "Tanrı’nın herkesin kurtulmasını istemesi" (1 Tim 2, 4) de o kadar doğrudur, Onun için "her şey mümkündür" (Mt 19, 26).

1059 "Çok Kutsal Roma Kilisesi Kıyamet günü yargılamasında bütün insanların kendi bedenleriyle Mesih’in mahkemesine çıkarak davranışları hakkında hesap vereceklerine inanmakta ve bunu kesin olarak dile getirmektedir."(DS 859, bkz. DS 1549)

1060 Dünyanın sonunda Tanrı’nın Egemenliği kusursuz bir şekilde gelecektir. O zaman doğrular ruhlarında ve bedenlerinde yüceltilmiş olarak Mesih’le birlikte ebediyen hüküm sürecekler, maddi evrenin kendisi de değişecektir. Tanrı o zaman ebedi yaşamda "herkeste her şey" (1 Kor 15, 28) olacaktır.

"AMİN"

1061 Credo, aynı zamanda Kutsal Kitabın son kitabı,(Bkz. Ap 22, 21) İbranice bir sözcük olan Amin sözcüğü ile bitiyor. Bu sözcüğe Yeni Antlaşma kitabında yer alan birçok duanın sonunda rastlamak mümkün. Aynı şekilde, Kilise de dualarını "Amin" ile noktalıyor.

1062 İbranice Amin sözcüğü "inanmak" sözcüğü ile aynı kökten gelir. Bu kök istikrarı, sadakati, güvenilirliği ifade eder. İşte onun içindir ki "Amin" Tanrı’nın bize olan sadakatini ve bizim Ona olan güvenimizi anlatır.

1063 İşaya Peygamber’de "gerçeğin Tanrısı" (sözcüğü sözcüğüne "Amin’in Tanrısı") ifadesini buluyoruz, bu Tanrı’nın kendi sözüne sadık kaldığı anlamına gelir: "Kim ki, yeryüzünde kendisini kutlu kılmak ister, vefalı Tanrı ile kendisini kutlu kılacaktır" (İş 65, 16). Rabbimiz İsa da öğretisinin güvenilir olduğunun, Tanrı’nın Gerçeğine dayalı Otoritesinin altını çizmek için sık sık "Amin" sözcüğünü,(Bkz. Yu 5,19) hatta bazen yineleyerek(Bkz. Mt 6, 2. 5. 16) kullanıyor.

1064 Credo’nun son sözcüğü olan Amin, "İnanıyorum" sözcüğünü yeniden ele alarak pekiştiriyor. İnanmak, Kısacası Tanrı’nın buyruklarına, vaatlerine ve sözlerine "Amin" demektir. Mükemmel sadakat ve sonsuz sevginin "Amin"i olan Kişiye tam olarak güvenmektir. Hıristiyan yaşamının her günü vaftizdeki imanımızda dile getirdiğimiz "inanıyorum"un "Amin"i olacaktır.

İnanç İlkelerin senin için bir ayna gibi olsun. Onda kendine bak. İnandığını söylediğin şeye inanıp inanmadığını gör. İmanınla her gün gurur duy.(A. Augustinus, serm. 58, 11, 13)

1065 Mesih İsa’nın kendisi "Amin"dir (Ap 3, 14). O Baba’nın bizlere olan sevgisinin kesin "Amin"idir; bizim Baba’ya olan "Amin"imizi üzerine alıp tamamlıyor. "Tanrı’nın bütün vaatleri Mesih’te ‘evet’tir; bu nedenle Tanrı’nın yüceliği için Mesih’in aracılığıyla Tanrı’ya ‘Amin’ diye sesleniriz" (2 Kor 1, 20).

Onun aracılığıyla, Onunla birlikte ve Onda ve Kutsal Ruh’un birliğinde şimdi ve sonsuza dek tüm şeref ve yücelikler Herşeye Kadir Baba Tanrı’ya olsun. AMİN.