Efkaristiya sırrı



3. KONU

Efkaristiya sırrı

1322 Kutsal Efkaristiya Hıristiyanlığa girişi tamamlar. Vaftizle soylu rahiplik onuruna yükseltilenler, Güçlendirme Sırrı ile Mesih’e daha derinden benzerler, Efkaristiya aracılığıyla da Rab’bin kurbanına bütün cemaatle birlikte katılırlar.

1323 "Kurtarıcımız, son yemekte, tutuklandığı gece, Haç üzerindeki kurbanının yeniden gelinceye dek yüzyıllar boyunca sürmesi için ve sevgili Eşi Kilise’nin kendi ölümünü ve dirilişini anması için Etinin ve Kanının Efkaristiya kurbanını kurdu. Efkaristiya Sırrı, sevgi sırrıdır, birlik işaretidir, sevgi bağıdır, Mesih’in yiyecek olarak alındığı Paskalya sofrasıdır, ruhun nurla dolduğu gelecekteki mutluluğun bize verileceğini gösteren bir güvencedir."(SC 47)

I. Efkaristiya - Kilise yaşamının temeli ve doruk noktası

1324 Efkaristiya "tüm Hıristiyan yaşamının kaynağı ve doruk noktasıdır"(LG 11). "Tüm öteki sırlar, aynı zamanda Kilise’deki dini görevlerin hepsi Efkaristiya’ya bağlıdır ve onun tarafından düzenlenir. Zira kutsal Efkaristiya Kilise’nin tinsel hazinesine kısacası bizim Paskalyamız olan Mesih’in kendisine sahiptir."(PO 5)

1325 "Tanrı’yla ve Tanrı’nın Halkı ile birlik içinde yaşamak Kilise’yi Kilise yapar, Efkaristiya da bunlara anlam verir ve bunları gerçekleştirir. Efkaristiya’da Tanrı’nın dünyayı Mesih’te kutsallaştırdığı eylemin doruk noktası ve insanların Kutsal Ruh’ta Mesih’e ve onun aracılığıyla Baba’ya yaptıkları kült bulunur."(CR, instr. "Eucharisticum mysterium" 6)

1326 Son olarak da, Efkaristiya töreni ile bizler gökteki litürjiyle birleşiyor ve Tanrı’nın herkeste bütünüyle olacağı sonsuz yaşama önceden sahip oluyoruz.(Bkz. 1 Kor 15, 28)

1327 Kısacası, Efkaristiya imanımızın hem toplamı hem de özetidir: "Bizim düşünce tarzımız Efkaristiya’ya uyum sağlar, Efkaristiya da karşılık olarak bizim düşünce tarzımızı onaylar."(A. Ireneus, haer. 4, 18, 5)

II. Bu Kilise sırrının adı nedir?

1328 Bu sırrın bitmez zenginliği, ona verilen değişik adlarla ifade edilir. Bu adların her biri Efkaristiya’nın bazı görünümlerini anımsatır. Ona şu adlar verilir:

Bu sırra Efkaristiya denir, çünkü Tanrı’ya olan şükran borcudur. Eucharistein (Lk 22, 19; 1 Kor 11, 24) ve eulogein (Mt 26, 26; Mar 14, 22) sözcükleri özellikle yemek sırasında Yahudilerin Tanrı’nın eserleri, yaratılış, kurtuluş, kutlulaşma için kullandıkları şükran dileklerini gösterir.

1329 İsa’nın acı çekmeden önce havarileriyle yediği son yemek ve Kuzu’nun yüce Kudüs’te yiyeceği düğün şöleninin(Bkz. Ap 19, 9) önceden bildirilmesi söz konusu olduğundan buna Rab’bin sofrası(Bkz. 1 Kor 11, 20) denir.
               Ekmeğin bölünmesi denir, çünkü bu rit, Yahudilerin sofralarına özgü bir şeydir, bu rit İsa tarafından özellikle son yemekte,(Bkz. Mt 26, 26, 1 Kor 11, 24) sofranın sahibi olarak(Bkz. Mt 14, 19, 15, 36, Mk 8, 6. 19) ekmeği alıp kutsadıktan sonra dağıtmasıyla ortaya çıktı. Öğrencileri onu dirildikten sonra bu hareketinden tanıyacaktır.(Bkz. Lk 24, 13-35) Bu ekmek bölme geleneği ilk Hıristiyanların toplantılarında da sürdürüldü.(Bkz. Hİ 2, 42- 46, 20, 7- 11) Bu şu demektir, bölünmüş biricik ekmekten, yani Mesih’i yiyen, Onunla ilişkiye girerek Onunla tek bir beden olmuş olur.(Bkz. 1 Kor 10, 16. 17)
               Efkaristiya toplantısı denir, (synaxis) çünkü Efkaristiya Kilise’nin görünen ifadesi olan, inanlıların toplandıkları zaman yaptıkları Efkaristiya ayinidir.(Bkz. 1 Kor 11, 17-34)

1330 İsa’nın acılarının ve dirilişinin anısı.
               Kutsal Kurban denir, çünkü Kurtarıcı Mesih’in biricik kurbanını güncelleştirir ve Kilise’nin sunağını içerir; ya da ayinin kutsal kurbanı, "övgü kurbanı"(Bkz. Mzm 116, 13. 17) (İbr 13, 15), tinsel kurban,(Bkz. 1 Pet 2, 5) arı ve kutsal kurban(Bkz. Mal 1, 11) denir, zira bu Eski Antlaşmada’ki tüm kurbanları aşar ve tamamlar.

Kutsal ve Tanrısal litürji denir, zira Kilise’nin tüm litürjisi merkezini ve ifadesini en yoğun biçimde bu sırrın töreninde bulur; aynı anlamda buna Kutsal gizler töreni de denir. Buna aynı zamanda Çok Kutsal Sır da denir, çünkü o sırların sırrıdır. Kutsal dolapta bulunan ekmek ve şaraba bu ad verilir.

1331 Komünyon denir, zira bu sır aracılığıyla Mesih’le birleşerek tek bir beden(Bkz. 1 Kor 10, 16-17) oluşturmak için onun Etine ve Kanına katılırız. Ona kutsal nesneler de denir (ta hagia; sancta)(Const. Ap. 8, 13, 12, Didake 9, 5, 10, 6) -havarilerin inanç ilkelerinde sözü edilen "azizlerin komünyonu" anlamında- meleklerin ekmeği, göksel ekmek, ölümsüzlük ilacı(A. Antakyalı Ignatius, eph. 20, 2) hastalara verilen son şaraplı ekmek ...

1332 Kutsal Ayin denir, çünkü içinde esenlik gizinin gerçekleştiği litürjidir, bu ayin inananların günlük yaşamlarında Tanrı iradesini yerine getirmek üzere gönderilmeleri (mission) ile son bulur.

 

III. Esenlik düzeninde Efkaristiya

Ekmek ve şarap işaretleri

1333 Efkaristiya töreninin orta bölümünde ekmekle şarap vardır, bunlar Mesih’in sözleriyle ve Kutsal Ruh’un çağrılmasıyla Mesih’in Eti ve Kanı’na dönüşürler. Kilise İsa’ya sadık kalarak, Onun anısına, o tekrar gelinceye dek Onun yaptıklarını yapmaya devam etmektedir, İsa acı çekeceği günün arifesinde "Ekmeği aldı ... " "şarapla dolu kâseyi aldı ... ". Ekmekle şarap gizemli bir şekilde Mesih’in Eti ve Kanı olduğunda yaratılışın iyi bir şey olduğunu göstermeye devam ederler. Böylece, şarapla ekmeğin Tanrı’ya sunulması sırasında, Yaradan’a ekmek ve şarabın(Bkz.  Mzm 104, 13-15) "insan emeğinin ürünü" olmasından dolayı şükrederiz, ama daha da önce Yaradanın armağanları olarak "toprağın ürünü" "Bağın ürünü" olmasından dolayı. Kilise bunu, kral ve rahip olan Melkisedek’in "ekmek ve şarabı ortaya getirerek" (Tek 14, 18) kendisini sunduğu sunağın bir önbelirtisi olarak görür.(Bkz. MR, Roma Kanonu 95: "Supra quae")

1334 Eski Antlaşma’da, insanlar Yaradan’a şükranlarını belirtmek amacıyla toprağın ürünleri arasından ekmekle şarabı kurban olarak sunarlardı. Ancak Çıkış Kitabı’nda bunun yeni bir anlamı olduğu belirtiliyor: Yahudiler, Hamursuz Bayramı’nda her yıl Mısır’dan kurtuluşlarının anısına mayasız ekmek yerler; çöldeki manna’nın anısı İsraillilere daima Tanrı’nın Sözü olan ekmekle yaşadıklarını anımsatacaktır.(Bkz. Tes 8, 3) Son olarak da her günkü ekmek vadedilen toprakların ürünüdür, Tanrı’nın vaatlerine sadık olduğunu gösteren bir güvencedir. "Kutsama kâsesi" (1 Kor 10, 16) Yahudilerin Hamursuz Bayramı’ndaki yemek sonunda, şarabın şenliğine Kudüs’ü yeniden kuracak Mesih bekleyişi olan bir ahret boyutu katar. İsa Efkaristiya’yı kurarken ekmek ve kâsenin kutsanmasına yeni ve kesin bir anlam verdi.

1335 Ekmeklerin çoğaltılması mucizesi kalabalığı doyurmak için İsa’nın ekmeği kutsayıp, bölüp havarileri aracılığıyla dağıtması Efkaristiya’sının bu biricik ekmeğinin bolluğunu önceden gösteriyor.(Bkz. Mt 14, 13-21, 15, 32-39) Kana’da suyun şaraba dönüşmesi mucizesi(Bkz. Yu 2, 11) İsa’nın şimdiden yüceltileceği Saati belirtiyor. Baba’nın Krallığında inananların Mesih’in Kanına dönüşen yeni şaraptan(Bkz. Mk 14, 25) içecekleri düğün şöleninin gerçekleşeceğini gösteriyor.

1336 Efkaristiya’nın ilk kez bildirilmesi, İsa’nın acı çekeceğini bildirmesi nasıl havarileri ezip utandırdıysa aynı şekilde de böldü: "Bu söz çok çetindir! Bunu kim dinleyebilir?" (Yu 6, 60). Efkaristiya ve Haç, bunlar insanı doğru yoldan çıkarabilir. Bu aynı giz bölünme nedeni olmaya devam ediyor. "Siz de mi, ayrılmak istiyorsunuz?" (Yu 6, 67): İsa’nın bu sorusu yüzyıllar boyunca yankılandı durdu, "ebedi yaşam sözlerine" yalnız kendisinin sahip olduğunu ortaya çıkaran sevgisine bir çağrıdır bu (Yu 6, 68) ve Efkaristiya’sını inançla kabul etmek kendisini kabul etmek demektir.

Efkaristiya’nın kuruluşu

1337 İsa kendininkileri sonuna kadar sevdi. Bu dünyadan gitme ve Babasına geri dönme zamanının geldiğini anladığında, yemek sırasında onların ayaklarını yıkadı ve onlara birbirlerini nasıl seveceklerini gösterdi.(Bkz. Yu 13, 1-17) Onlara bu sevginin bir güvencesini bırakmak, kendininkilerden hiçbir zaman uzaklaşmamak ve onları Paskalyasına katmak için, ölümünün ve dirilişinin anısına Efkaristiya’yı kurdu ve havarilerini "Yeni Antlaşma’nın rahipleri kılarak"(Trenton Kon: DS 1740) onlara, bunu yeniden gelişine dek yapmalarını buyurdu.

1338 Sinoptik üç İncil ile Paulus, Efkaristiya’nın nasıl kurulduğunu bize aktardılar; aynı zamanda Yuhanna Kafarnahum’daki sinagogda İsa’nın Efkaristiya’nın kuruluşunu hazırlayan sözlerini aktarıyor: İsa kendisini gökten inen yaşam ekmeği olarak nitelendiriyor.(Bkz. Yu 6)

1339 İsa daha önce Kafarnahum’da söylediklerini, havarilerine Etini ve Kanını verme sözünü yerine getirmek için Fısıh zamanını seçti.

Fısıh kurbanının kesilmesi gereken Mayasız Ekmek bayramı geldi. İsa, Petrus’la Yuhanna’yı şu sözlerle önden gönderdi: "Gidin Fısıh yemeğini yiyebilmemiz için hazırlık yapın." Gidip Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Yemek saati gelince İsa, havarileriyle birlikte sofraya oturdu ve onlara şöyle dedi: "Ben acı çekmeden önce Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok arzulamıştım. Size şunu söyleyeyim, Fısıh yemeğini, Tanrı’nın Egemenliğinde yetkinliğe erişeceği zamana dek, bir daha yemeyeceğim." Sonra eline ekmeği aldı, şükrettikten sonra ekmeği böldü ve havarilerine şöyle diyerek verdi: "Alın ve yiyin bu sizin için feda edilecek benim etimdir. Beni anmak için böyle yapın." Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: "Bu kâse sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen Yeni Antlaşma’dır"(Bkz. Mt 26, 17-29, Mk 14, 12-25, 1 Kor 11, 23-26) (Lk 22, 7-20).

1340 Fısıh yemeği sırasında İsa havarileriyle son yemeğini yerken Yahudi Fısıh bayramına nihai anlamını verdi. Gerçekten de İsa’nın ölümüyle ve dirilişiyle Babasına geçişi, yani yeni Paskalya, Son Yemek’te öne alınmış ve Efkaristiya’da kutlanmıştır, bu Yahudi Fısıh’ını tamamlamakta ve Tanrı’ nın Egemenliğindeki Kilise’nin son Paskalyasını önceden bildirmektedir.

"Bunu beni anmak için yapın"

1341 İsa’nın "yeniden gelene dek" kendi davranışlarının ve sözlerinin yinelenmesi üstüne verdiği buyruk, sadece İsa’yı ve yaptıklarını anmayı gerektirmez. Ayrıca İsa’nın halefleri ve havarileri aracılığıyla, Mesih’in, yaşamının, ölümünün dirilişinin ve Baba’nın yanında arabuluculuğunun anısına litürjik bir kutlamayı da gerektirir.

1342 Kilise başlangıçtan beri İsa’nın buyruğuna sadık kaldı. Kudüs Kilisesi’nde şöyle yazar:

Bunlar kendilerini havarilerin öğretmesine, kardeşçe birliğe, ekmeği bölmeye ve duaya adadılar. ( ... ) Her gün tek bir yürekle Tapınakta toplanmaya devam ediyor, evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyorlardı (Hİ 2, 42-46).

1343 Özellikle "haftanın ilk günü", yani pazar günü, İsa’nın dirildiği günde, Hıristiyanlar "ekmek bölmek" için bir araya geliyorlardı (Hİ 20, 7). O günden bugüne Efkaristiya kutlaması yaygınlaştı, öyle ki günümüzde Kilise’nin her yanında aynı temel yapısıyla buna rastlıyoruz. Efkaristiya Kilise yaşamının merkezi olmaya devam ediyor.

1344 "İsa’nın yeniden gelişine kadar" İsa’nın Paskalya gizini bildiren kutlamalar üstüne kutlamalar yapıldı (1 Kor 11, 16), Tanrı halkı da "Haçın dar kapısından"(AG 1) göksel sofraya doğru, Tanrı’nın Egemenlik sofrasında bütün seçilmişler toplanıncaya dek ilerlemeye devam ediyor.

IV. Efkaristiya ayini

Her çağın missa ayini

1345 Daha II. yüzyılda Din şehidi Aziz Justinus’un Efkaristiya töreni ile ilgili bize bıraktığı yazılar bulunuyor. Bu usuller günümüze kadar aynen kalmıştır. 155 yıllarına doğru Dindar Antonin (138-161) putperest imparatora, Hıristiyanların ne yaptıklarını bakın nasıl anlatıyor:

Güneş adını alan günde toplantı yapılır. Kentte ya da köyde yaşayanlar aynı yerde bir araya gelirler.
Havarilerin anıları veya zaman yeterli ise, Peygamberlerin metinleri okunur.
Sonra, okuyan kişi okumasını bitirdiğinde toplantıyı yöneten, güzel davranışları izlemeyi öneren ve yüreklendiren bu güzel şeyler üzerine bir konuşma yapar.
Bundan sonra hepimiz ayağa kalkıp ebedi esenliği elde etmek amacıyla, yaşamımızla ve davranışlarımızla buyruklara sadık kalabilmek için gerek kendimiz gerekse başkaları için dua ederiz.
Dualar sona erdiğinde birbirimizi öperiz.
Sonra kardeşleri yöneten kişiye ekmek ve içinde su ile şarap karışımı olan bir kâse getirirler.
O zaman toplantıyı yöneten onları alıp havaya kaldırarak evrenin Babasına Oğul’un ve Kutsal Ruh’un adıyla övgü ve şükranlarını sunar ve bu armağanlara layık görüldüğümüzden dolayı uzun uzun şükreder (Yunanca: ökaristiyan).
Şükran duasını ve övgüleri bitirdikten sonra orada hazır bulunanlar "amin" derler.
Töreni yöneten şükran duasını yaptıktan ve halk buna cevap verdikten sonra diyakosların eli ile hazır bulunanlara "efkaristiyalaşmış" ekmek, şarap ve su verilir ve törene katılmayanlara da bunlardan gönderilir.(A. Justinus, apol. 1, 65)

1346 Efkaristiya töreni yüzyıllardan beri bozulmadan gelen bir temel yapıya göre cereyan etmektedir. Efkaristiya töreni temel bir birlik oluşturan iki büyük anda cereyan etmektedir.

- Tanrı sözü litürjisi, okumalarla, vaaz ve evrensel dualarla yapılan toplantı.
- Efkaristiya litürjisi, kısacası ekmek ve şarabın sunulması, büyük şükran duasının yapılması ve Komünyon.

Tanrı sözü litürjisi ile Efkaristiya litürjisi "tek ve aynı kültü"(SC 56) oluşturur; gerçekten de Efkaristiya’da bizler için kurulan sofra hem Tanrı’nın sözü hem de İsa’nın Bedenidir(Bkz. DV 21).

1347 Bu, dirilen İsa’nın havarileriyle birlikte yediği Paskalya yemeği değil midir? Yolda yürürlerken onlara Kutsal Kitapları açıklıyordu, sonra onlarla birlikte sofraya oturup "Ekmeği eline aldı, kutsadı, böldü ve onlara verdi"(Bkz. Lk 24, 13-35).

Ayin düzeni

1348 Herkes bir araya gelir. Hıristiyanlar Efkaristiya ayini için bir yerde toplanırlar. Efkaristiya’nın başı İsa’nın kendisidir. O Yeni Antlaşma’nın başrahibidir. Her Efkaristiya ayinini görünmeden yöneten kendisidir. Episkopos ya da papaz Onu temsilen (Baş-Mesih’in kişiliğinde davranarak) toplantıyı yönetir, okumalardan sonra söz alır, sunguları kabul eder ve Efkaristiya’yla ilgili duaları okur. Ayinde herkesin bir görevi vardır, herkes ayine kendine göre; okumalar yaparak sungular sunarak, Komünyon dağıtarak ve orada hazır bulunan tüm topluluk Amin diyerek katılır.

1349 Tanrı sözü litürjisi "peygamberlerin yazılarını", kısacası Eski Antlaşma’yı ve "Havarilerin anılarını", kısacası İnciller ve Mektupları içerir; topluluğu Tanrı Sözüne ve onun uygulanmasına isteklendiren vaazdan(Bkz. 1 Sel 2, 13) sonra insanlar için dua etmeye sıra gelir. Havari Paulus’un dediğine göre: "Her şeyden önce şunu öğütlerim: ... krallar ve tüm yüksek yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler sunulsun, dualar, yakarışlar ve şükürler edilsin" (1 Tim 2, 1-2).

1350 Tanrı’ya kurban sunma: O sırada, Mesih adına papaz tarafından Efkaristiya kurbanında sunulacak, Mesih’in eti ve kanına dönüşecek ekmek ve şarap bazen törenle sunak yerine getirilir. Bu, "ekmeği ve kâseyi eline alan" Mesih’in Son Yemek’teki hareketinin aynısıdır. "Bu kurbanı, yaratılışından gelen şükran duygularıyla Kilise, yalnız ve arı bir şekilde Yaradan’a sunar."(A. Ireneus, haer. 4, 18, 4, bkz. Mal 1, 11) Kurbanın sunak yerinde sunulması Melkisedek’in hareketini üzerine alır ve yaratıcının armağanlarını Mesih’in ellerine emanet eder. İsa, kurbanında, insanların kurban sunma girişimlerinin tümünü yetkinliğe ulaştırır.

1351 Hıristiyanlığın başından beri, Hıristiyanlar Efkaristiya kurbanı için ekmek ve şarabın yanı sıra ihtiyaç içinde olanlarla paylaşmak amacıyla armağanlarını da beraberlerinde getirirlerdi. Para yardımı toplama(Bkz. 1 Kor 16, 1) adeti hep günceldi, bu bizleri zenginleştirmek için yoksulluğu kabul eden Mesih’i örnek almamızı bize esinler:(Bkz. 2 Kor 8, 9)

Zengin olanlar, isteyenler, istedikleri miktarda bağışta bulunurlar; toplananlar yönetene teslim edilir ve o da öksüzlere, dullara, hastalıktan ya da başka nedenden dolayı muhtaç durumda olanlara ve hapiste yatanlara ve başka yerden gelen hacılara yardım eder. Kısacası yöneten tüm muhtaç olanlara yardımcı olur.(A. Justinus, apol. 1, 67, 6)

1352 Anaphora (önyinelem): Efkaristiya duasıyla birlikte, şükran ve sunma duası ile ayinin doruk noktasına ya da kalbine gelmiş oluruz:

Ayinin Giriş bölümünde Kilise Baba’ya, Mesih aracılığıyla, Kutsal Ruh’ta bütün yaptıkları için, yaratılış, kurtuluş ve kutlulaştırma için şükreder. Bütün cemaat bu övgüsünü üç kez kutsal olan Tanrı’ya bütün azizler ve meleklerle, cennetteki Kilise’nin sürekli övgüsüne katarak ilahilerle söyler.

1353 Epiklesis bölümünde Kilise, Baba’dan Kutsal Ruh’un gücüyle Mesih İsa’nın Bedeni ve Kanına dönüşmesi için ve Efkaristiya kurbanına katılanların tek bir beden ve tek bir ruh olması için Kutsal Ruh’unu (ya da kutsama gücünü)(Bkz. MR, Roma Kanonu 90) göndermesini ister, (bazı geleneksel litürjilerde epiklesis anamnesis’ten sonra gelir).

Efkaristiya’yı tesis ederken Mesih’in söylediği sözlerin ve yaptığı hareketlerin ve Kutsal Ruh’un gücü sayesinde ekmek ve şarap, Mesih’in haç üzerindeki kurbanına, Mesih’in Bedeni ve Kanına dönüşür.

1354 Bunu izleyen anamnesis’te ise Kilise Mesih İsa’nın acılarını, dirilişini ve yeniden görkemle geleceğini anar; Baba’ya bizi kendisiyle barıştıran Oğlunun kurbanını sunar.

Şefaatler’de ise Kilise Efkaristiya kurbanının gökteki ve yeryüzündeki Kilise ile birlikte yani yaşayanlarla ve ölülerle birlikte, Kilise’nin çobanları Papa, episkoposlar ve Kilise’nin hizmetinde bulunan papaz ve diyakoslarıyla ve bütün dünyadaki Kiliselerde bulunan episkoposlarla birlikte kutlandığını ifade eder.

1355 Ayinin ekmek bölünmesinden ve Rab’bin duasından sonra gelen Komünyon bölümünde Hıristiyanlar "Gökten gelen ekmeği" ve "esenlik kâsesini", "dünyanın yaşamı için kendisini feda eden" (Yu 6, 51) Mesih’in Bedenini ve Kanını alırlar.

Eskilerin deyimiyle efkaristiyalaşmış bu ekmek ve şaraba yani "bu yiyeceğe Efkaristiya diyoruz, öğretilen gerçeğe inanmayan, günahlarının bağışlanması ve yeniden doğmak için vaftiz olmamış ve Mesih’in buyruklarına uygun bir şekilde yaşamayan biri bunu alamaz"(A. Justinus, apol. 1, 66, 1-2).

V. Efkaristiya kurbanı: Şükran duası, anısı, mevcudiyeti

1356 Hıristiyanlar, Hıristiyanlığın başlangıcından beri Efkaristiya’yı, değişik devreler ve litürjilerde bile özünde değişmeden kutluyorlarsa, bu, Rab’bin acı çekeceği günün arifesinde verdiği "Bunu benim anıma yapın" (1 Kor 11, 24-25) buyruğuna sadık kalmalarındandır.

1357 Rab’bin bu buyruğunu kurbanının anısını kutlayarak yerine getiriyoruz. Bunu yaparken Baba’ya, kendisinin bize vermiş olduğu Kutsal Ruh’un gücü ve Mesih’in sözleri sayesinde Mesih’in Bedeni ve Kanı’na dönüşen Yaratılış armağanlarını, ekmek ve şarabı sunuyoruz: Mesih bu sayede gerçekten ve gizemli bir biçimde Efkaristiya’da hazır kılınmış olur.

1358 Öyleyse Efkaristiya’yı şu şekilde ele almalıyız:
-Baba’ya sunulan övgü ve şükran olarak;
-Mesih’in ve Bedeni’nin, Kilisenin anısına sunulan kurbanı olarak;
-Mesih’in Sözü ve Ruhu aracılığıyla oluşmuş Mesih’in varlığı olarak.

Baba’ya sunulan övgü ve şükran

1359 Efkaristiya Mesih’in Haç üzerinde gerçekleştirmiş olduğu bizim esenlik sırrımızdır, ayrıca Tanrı’nın yarattıkları için ona sunulan övgü ve şükran kurbanıdır. Efkaristiya kurbanında, Tanrı tarafından sevilen tüm yaratılış Mesih’in ölümü ve dirilişi aracılığıyla Baba’ya sunulmaktadır. Kilise Mesih aracılığıyla, Tanrı’nın yaratılışta ve insanlıkta yaptığı bütün iyi, güzel ve haklı şeyler için övgü ve şükran kurbanını sunabilmektedir.

1360 Efkaristiya Baba’ya sunulan bir şükran kurbanıdır, Kilise’nin Tanrı’ya, yaratılışta, kurtuluşumuzda ve kutlulaşmamızda gerçekleştirdiği bütün iyilikleri için memnuniyetini ifade ettiği bir şükrandır. Efkaristiya her şeyden önce "şükran borcu" demektir.

1361 Efkaristiya aynı zamanda Kilise’nin bütün yaratılış adına Tanrı’ya övgüler sunduğu bir övgü kurbanıdır. Bu övgü kurbanı ancak Mesih aracılığıyla mümkündür: Mesih Hıristiyanları kendi kişiliğine, kendi övgüsüne ve kendi aracılığına birleştirir, öyle ki Baba’ya sunulan övgü kurbanı Mesih aracılığıyla ve Onunla birlikte ve Onda kabul edilmek üzere sunulur.

Mesih ve Bedeni olan Kilise’nin anısına sunulan kurban

1362 Efkaristiya Mesih’in Paskalyasının anısıdır, Bedeni olan Kilise’nin litürjisinde Onun biricik kurbanının güncelleşmiş sırlı adağıdır. Efkaristiya ile ilgili tüm dualarda, Efkaristiya’nın kuruluşundaki sözlerden sonra anamnesis ya da anısal diye adlandırılan duayı buluyoruz.

1363 Kutsal Kitap’taki anlamına göre anı sadece geçmişteki olayları hatırlamak değildir, ayrıca Tanrı’nın insanlar için gerçekleştirdiği harikaları dile getirmektir.(Bkz. Çık 13, 3) Bu olayların litürji olarak kutlanmasıyla, bu olaylar bir bakıma güncelleşmiş ve mevcut olmuş olur. İsrail Mısır’daki esaretten kurtuluşunu işte bu şekilde anlıyor: Paskalya her kutlandığında, Çıkış Kitabındaki olaylar inananların belleğine, onlar da yaşamlarını buna uydursunlar diye hatırlatılır.

1364 Anı Yeni Antlaşma’da yeni bir anlam kazanır. Kilise Efkaristiya kurbanını kutladığında, Mesih’in Paskalya’sını anmış olur ve mevcut kılınır: Mesih’in Haç üzerinde ilk ve son kez sunmuş olduğu kurban güncelliğini daima korur:(Bkz. İbr 7, 25-27) "Paskalyamız olan Mesih’in Haç üzerindeki kurbanı sunak yerinde her defasında kutlandığında kurtuluşumuzun işlemi tekrar edilmiş olur."(LG 3)

1365 Çünkü Efkaristiya Mesih’in Paskalyasının anısı olduğundan, bir kurbandır. Efkaristiya’nın kurban olma niteliği Efkaristiya’nın kuruluşunda söylenmiş sözlerle ortaya konulmuştur: "Bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir" ve "Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen Yeni Antlaşma’dır" (Lk 22, 19-20). Mesih Efkaristiya’da Haç üzerinde bizim uğrumuza feda ettiği aynı bedeni, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan aynı kanı (Mt 26, 28) vermektedir.

1366 Efkaristiya bir kurbandır, çünkü Haç kurbanını (mevcut kılmakta) temsil etmektedir, çünkü onun anısıdır, çünkü onun meyvesidir:

Tanrımız ve Rabbimiz Mesih, Tanrı Babasına kendisini ilk ve son kez olmak üzere sundu, Haç sunak yerinde aracı olup ölerek insanları ebediyen kurtardı. Bununla birlikte, ölümü, Onun rahipliğine son vermediği gibi (İbr 7, 24. 27), sevgili Eşi olan Kilise’ye de gözle görülür bir kurban bırakmak istedi (insan doğasının istediği gibi), burada Haç üzerinde bir kez gerçekleşen kanlı kurban temsil edilecek ve anısı sonsuza dek sürecektir (1 Kor 11, 23), ve onun esenlikli etkisi her gün işlediğimiz günahları temizlemeye yarayacaktır.(Trento Kon: DS 1740)

1367 Mesih’in kurbanı ile Efkaristiya kurbanı tek bir kurbandır: "O zamanlar Haç üzerinde kendisini sunmuş olanla, şimdi papazların yönetiminde sunulan aynı ve tek bir kurbandır. Sadece kurbanı sunma yöntemi değişiktir": "Ayin sırasında gerçekleşen bu Tanrısal kurbanda, Haç sunak yerinde bir kez kanlı bir biçimde kendisini sunmuş bu aynı Mesih, kansız bir şekilde bulunur ve kurban edilir."(Trento Kon: DS 1743)

1368 Efkaristiya aynı zamanda Kilisenin kurbanıdır. Mesih’in Bedeni olan Kilise, Liderinin sungusuna katılır. Onunla birlikte, kendisini de tamamiyle sunar. Bütün insanlar için Baba’nın yanındaki aracılığında birleşir. Efkaristiya’da, Mesih’in kurbanı, Bedeninin üyelerinin de kurbanı olmuş olur. İnananların yaşamı, övgüleri, acıları, duaları, çalışmaları Mesih’inkilerle ve Onun tam sungusuyla birleşir, böylelikle yeni bir değer kazanır. Sunak yerindeki Mesih’in mevcut kurbanı tüm Hıristiyan kuşaklara Onun sungusuna katılma imkânı vermiş olmaktadır.

Katakomblarda, Kilise çoğu zaman kolları iyice açılmış dua eden bir kadın olarak gösterilmiş. Mesih nasıl kolları açık durumda Haç üzerinde gerilmişse, Kilise de Onun aracılığıyla, Onunla birlikte ve Onda bütün insanlar için kendini sunar ve onlar için aracı olur.

1369 Bütün Kilise Mesih’in aracılığına ve kurbanına katılır. Evrensel Kilise birliğinin hizmetkârı ve simgesi olarak kabul edilen Kilise’deki Petrus’un başkanlığını üzerine almış olan Papa her Efkaristiya kutlamasına katılır. Episkopos kendi bölgesindeki Efkaristiya’dan sorumludur, hatta bir papazla temsil edilmiş olsa bile; adı ayinde, diyakosların hazır bulunmalarında ve papazların ortasında yerel Kilisenin başkanı olarak anılır. Cemaat kendisi için ve kendisi ile birlikte Efkaristiya kurbanını sunan bütün Kilise hizmetlileri için de şefaat diler:

Sadece episkopos ya da onun tayin ettiği biri tarafından yapılan Efkaristiya kurbanı yasal kabul edilmelidir.(A. Antakyalı Ignatius, İzmir. 8, 1)

Tek Arabulucu Mesih’in kurbanı ile birleşmiş, bütün Kilise adına Efkaristiya’da papazların eliyle kansız ve sırlı bir şekilde İsa’nın yeniden gelişine dek sunulan Hıristiyanların tinsel kurbanları papazların yönetiminde gerçekleşir.(PO 2)

1370 Mesih’in sungusuna yalnız hâlihazırda bu dünyada olanlar değil, şimdiden cennette olanlar da katılır; Kilise, Meryem Ana ile birlikte ve Onun anısına, aynı zamanda bütün aziz ve azizeler için Efkaristiya kurbanını sunar. Efkaristiya’ da Kilise, Meryem Ana ile birlikte sanki Haçın dibinde imiş gibi Mesih’in aracılığına ve sungusuna katılmış olur.

1371 Efkaristiya kurbanı, "Mesih’te ölmüş ve tam olarak arınmamış"(Trento Kon: DS 1743) ölen Hıristiyanlar için, Mesih’in ışığına ve huzuruna girsinler diye sunulur:

"Bu bedeni istediğiniz yere gömün! Onun için kaygılanmayın! Sizden istediğim bir tek şey var, nerede olursanız olun Rab’bin sofrasında beni hatırlayın."(A. Monika, ölmeden önce Augustinus’la kardeşine, itiraf. 9, 11, 27)
               Sonra, (anaphora’da) ölmüş papazlar ve episkoposlar için, özellikle bizden önce ölmüş olanlar, onların ruhları için yakarmanın büyük yararı olacağına inanarak, günahkâr olmuş olsalar bile uykuya dalmış olanlar için yakarışlarımızı sunmakla günahlarımız için kurban edilen Mesih’i sunarak onlar ve bizim için Tanrı’nın insanların dostu ve yardımcısı olmasını sağlamış oluruz.(A. Kudüslü Kirillos, catech. myst. 5, 9. 10)

1372 Augustinus Efkaristiya’da kutladığımız Kurtarıcımızın kurbanına tam olarak katılmamızı teşvik eden bu doktrini çok güzel özetlemiş:

Kurtulmalık ödeyerek özgürlüğüne kavuşturulmuş bu bütün kent, yani azizler topluluğu ve cemaat, bizleri büyük bir Liderin bedeni yapmak amacıyla, köle kılığında bizler için acı çekerek kendini feda etmeye kadar götürmüş Baş Rahip tarafından evrensel bir kurban olarak Tanrı’ya sunulmuştur. ( ... ) Hıristiyanların kurbanı böyledir: "Mesih’te bir bedeniz ve birbirimizin üyesiyiz" (Rom 12, 5). Bu kurbanı da Kilise Hıristiyanlar tarafından çok iyi bilinen sunak yerinde sürekli bir biçimde tekrar etmeye devam ediyor, Hıristiyanlar çok iyi bilirler ki, Kilise’nin orada sunduğu şey aslında kendisidir.(Civ. 10, 6)

Sözlerinin ve Kutsal Ruh’un gücüyle Mesih’in orada hazır bulunması

1373 "Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağında oturmakta ve bizim için aracılık etmektedir" (Rom 8, 34), Mesih Kilisesinde değişik şekillerde hazır bulunmaktadır:(Bkz. LG 48) Sözlerinde, Kilisesinin duasında, "Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa..." (Mt 18, 20) orada, yoksullarda, hastalarda, tutuklularda (Mt 25, 31-46), kurmuş olduğu sırlarda, ayindeki kurbanda ve ayini yönetenin kişiliğinde. Ama "en çok olarak da Efkaristiya’daki ekmek ve şarapta mevcuttur"(SC 7).

1374 Mesih’in Efkaristiya’daki ekmek ve şarapta hazır bulunması olayı tektir. Gerçekte İsa Efkaristiya’yı "tinsel yaşamanın en üstün noktası ve tüm Kilise sırlarının amacı olarak bütün Kilise sırlarının en üstüne çıkarıyor"(A. Thomas, s. th. 3, 73, 3). Efkaristiya sırrında "Rabbimiz Mesih İsa’nın Tanrılığı ve ruhu ile birlikte Bedeni ve Kanı bulunuyor, kısacası bütün Mesih, tam olarak Efkaristiya’da bulunuyor demektir"(Trento Kon: DS 1651). "Bu mevcudiyete ‘reel’ deniyor, bununla sanki öteki mevcudiyetler gerçek değilmiş gibi bir izlenim uyandırılmak istenmiyor, ama maddi olduğu için buna en üstün derecede mevcudiyet deniyor, onun sayesinde gerçek Tanrı ve gerçek insan olan Mesih bütünüyle bizler için mevcut durumda oluyor."(MF 39)

1375 Ekmeğin ve şarabın Mesih’in Etine ve Kanına dönüşmesiyle Mesih bu sırda mevcut oluyor. Kilise’nin, Kutsal Ruh’un gücü ve Mesih’in Sözlerinin etkisinin bu dönüşümü gerçekleştireceğine olan inancına Kilise Babaları tamamen katılıyorlar. A. Yuhanna Krisostomos şöyle diyor:

Sunulan ekmekle şarabın Mesih’in Eti ve Kanına dönüşmesi olayını insan gerçekleştirmiyor, bunu gerçekleştiren bizim için Haça gerilen Mesih’in kendisidir. Mesih’i temsil eden papaz, bu sözleri söylüyor, ama o sözlerden çıkan etkinlik ve nur Tanrı’dan geliyor. Mesih, "Bu benim Etimdir" diyor. Bu sözler sunulan ekmek ve şarabı dönüştürmektedir.(Prod. Jud. 1, 6)

Az. Ambrosius bu dönüşüm konusunda şöyle diyor:

Şuna kesin olarak inanalım ki, bu doğal bir oluşum değildir, kutsama sonucu olan bir şeydir, çünkü kutsamanın gücü doğadan üstündür, çünkü kutsama ile doğanın kendisi değişmiş olmaktadır. ( ... ) Mesih’in sözü, var olan şeyleri hiçten yaratan bu söz, mevcut olan şeyleri olmadığı bir şeye dönüştüremez mi? Nesneleri ilk haline sokmak onları değiştirmekten daha zor değildir.(Myst. 9, 50, 52)

1376 Trento Konsili bu konudaki Katolik inancını şu şekilde özetliyor: "Kurtarıcımız Mesih İsa ekmek şeklinde sunduğu şeyin aslında kendi Eti olduğunu söylediğinden, Konsil’in yeniden ele aldığı bu inanca Kilise hep arka çıkmıştır: Efkaristiya sırrında Ekmek ve şarap dönüşüme uğrayarak, ekmeğin bütün tözü Rabbimiz Mesih İsa’nın Etine ve şarabın tözü de Mesih İsa’nın Kanına dönüşür; bu dönüşüme Katolik Kilisesi haklı olarak transsubstantiation(DS 1642) (madde dönüşümü) diyor.

1377 Mesih İsa’nın Efkaristiya’daki varlığı ekmek ve şarabın maddi yanı korunduğu sürece onlarda bulunmaya devam eder. Mesih İsa bütünüyle ekmek ve şarabın her birinde bulunur, öyle ki ekmeğin bölünmesi Mesih’i bölmez.(Bkz. Trento Kon: DS 1641)

1378 Efkaristiya kültü. Ayin litürjisinde, bizler ekmek ve şarap görünümü altında Mesih İsa’nın gerçekten var olduğuna olan inancımızı önünde diz çökerek, ya da derin bir saygıyla eğilerek ifade ederiz. "Katolik Kilisesi bu Efkaristiya sırrına olan tapınma kültünü sadece ayin sırasında değil, ayin dışında da her zaman sürdürmüş ve hâlâ sürdürmeye devam etmektedir. Kilise kutsanmış mayasız ekmekleri büyük bir özenle koruyarak, onlara büyük saygı göstersinler diye inananlara törenle sunmaktadır."(MF 56)

1379 Efkaristiya’nın saklandığı küçük dolap önceleri sadece hastalara ve ayine katılamayanlara kutsal ekmeği alıp götürmek için kullanılırdı. Kilise Mesih’in Efkaristiya’daki ekmek ve şarap görünümündeki gerçek mevcudiyetine olan inancının pekişmesinden sonra bu sessizce tapınmanın anlamını kavradı. Bu nedenledir ki, küçük dolap kilisenin en değerli yerine yerleştirilmeli ve Efkaristiya’da Mesih’in gerçek mevcudiyetini en iyi şekilde gösterecek şekilde yapılmalıdır.

1380 İsa, Kilisesinde tek bir örneği bile bulunmayan bu şekilde hazır bulunmayı uygun görmüş. İsa bu dünyayı terk etmek zorunda olduğunu biliyordu, Efkaristiya’da hazır bulunmak istedi; bizi kurtarmak uğruna Haç üzerinde kendini feda etmesi gerekiyordu, dünyada kendisine ait olanları "sonuna" (Yu 13, 1) kadar, yaşamını verecek kadar sevdiğini göstermek istedi. Gerçekten Efkaristiya’daki varlığıyla İsa, bizi sevmiş ve bizim için kendini feda etmiş(Bkz. Gal 2, 20) biri olarak gizemli bir biçimde durmakta ve bu sevgiyi ifade eden ve ileten ekmek ve şarap görünümünde aramızda bulunmaktadır:

Kilise’nin ve dünyanın Efkaristiya kültüne çok büyük ihtiyacı vardır. İsa bizi bu sevgi sırrında bekliyor. Zaman ayırıp dünyanın suçlarını ve ağır hatalarını bağışlatmak için imanla dolu olarak onun yanına tapınmaya gidelim. Ona olan tapınmamız hiç son bulmasın.(II. Jean Paul, I. "Dominicae cenae" 3)

1381 Efkaristiya’daki Mesih’in gerçek Kanı ve gerçek Eti’nin varlığını duyularımızla algılayamayız diyor A. Thomas, bunu sadece Tanrı’nın otoritesine dayanan imanla bilebiliriz. Onun için Luka’ya göre İncil’deki "Bu sizin için feda edilecek Bedenimdir" (Lk 22, 19) ayetini Aziz Kirillos şu şekilde yorumluyor: "Bunun doğru olup olmadığını sorma, ama Rab’bin bu sözlerini inançla kabul et, çünkü Gerçeğin ta kendisi Olan O, yalan söylemez"(A. Thomas, s. th. 3, 75, 1, VI. Paul tarafından belirtilen, MF 1):

Ekmek ve şarap görünümünde gerçekten var olan
Ey gizli Tanrılık, sana derinden tapıyorum;
yüreğim tamamiyle sana ait,
Seni seyrederek tamamen yok oluyorum.
Görme, tat, ve dokunma duyguları sana ulaşamıyor:
sadece inanmak gerek deniyor;
Tanrı’nın Oğlunun her dediğine inanıyorum;
Hiçbir şey gerçeğin bu sözü kadar doğru olamaz.

VI. Paskalya sofrası

1382 Ayin gerek Haç’taki kurbanın tekrar edildiği gerekse İsa’nın Kanı ve Eti’nin sunulduğu kutsal sofradır. Ancak Efkaristiya kurban töreninin amacı Komünyon aracılığıyla Hıristiyanları Mesih’le birleştirmeye yönelmektir. Komünyon almak demek, bizler için kendini feda eden İsa’yı kendi içimize almak demektir.

1383 Altar Kilise’nin Efkaristiya kurban töreni için etrafında bir araya geldiği aynı gizin iki görünümünü sunan, yani hem kurban sunak yeri, hem de Rab’bin sofrasıdır, öyle ki Hıristiyan altarı, bir araya gelen Hıristiyanların ortasında hazır bulunan, hem bağışlanmamız için kendini kurban olarak sunan, hem de bize kendini yüce yiyecek olarak veren Mesih’in kendisinin simgesidir. Ambrosius bir yerde diyor ki, "Mesih’in altarı Mesih’in Bedeninin simgesinden başka nedir ki?"(Sacr. 5, 7), bir başka yerde de "Altar Mesih’in Bedenini simgeler, Mesih’in Bedeni de altarın üzerindedir"(Sacr. 4, 7) diyor. Litürji kurbanla Komünyonun birliğini dualarla ifade eder. Roma Kilisesi Anaphora’sında şöyle dua eder:

Herşeye Kadir Tanrı sana yalvarıyoruz: Bu sungu, meleğin tarafından yüce mutluluğundaki göksel altara götürülsün, burada Oğlunun Kanını ve Etini altardaki Komünyonla alarak senin kutsamalarına ve lütuflarına mazhar olalım.

"Hepiniz alın ve yiyin": Komünyon

1384 İsa ısrarla kendisini Efkaristiya sırrında almamızı istiyor: "Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu’nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olamaz" (Yu 6, 53).

1385 Bu çağrıya cevap vermek için, bu büyük ve kutsal davete hazırlanmamız gerekir. Havari Paulus vicdan yoklaması yapmamızı salık veriyor: "Bu nedenle kim uygunsuz şekilde ekmeği yer ya da Rab’bin kâsesinden içerse, Rab’bin bedenine ve kanına karşı suç işlemiş olur. Kişi önce kendini sınasın, sonra ekmeği yiyip kâseden içsin; zira yediği, içtiği şeyin Rab’bin Bedeni olduğunu göz önüne almayan kişi, böyle yiyip içmekle kendi kendini mahkûm eder" (1 Kor 11, 27-29). Ağır bir günah işlediğini düşünen biri Komünyon almadan önce günah çıkartmalıdır.

1386 Bu sırrın büyüklüğü karşısında Hıristiyan sadece (İncil’ de sözü edilen) Yüzbaşının(Bkz. Mt 8, 8) "Rab seni almaya layık değilim, ama bir tek söz söyle ve iyi olacağım"(Bkz. Mt 8, 8) şeklindeki sözlerini alçakgönüllülükle ve ateşli bir imanla aksettirmelidir. Aziz Yuhanna Krisostomos’un Tanrısal litürjisinde, Hıristiyanlar aynı ruhla dua ederler:

"Ey Tanrı’nın Oğlu, mistik sofrandan bugün Komünyon almamı sağla. Çünkü düşmanlarına Sırrı açmayacağım, ne de Yahuda gibi seni öpmeyeceğim. Ama iyi haydut gibi, sana ‘Ya Rab cennetinde beni de hatırla’ diye haykıracağım."

1387 Hıristiyanlar bu sırrı hazırlıklı almak için Kilise’nin(Bkz. CIC, can. 919) öngördüğü orucu tutmak zorundadırlar. Davranışlarımızla, giysilerimizle konuğumuz olacak olan Mesih’e saygıda kusur etmeyelim.

1388 Efkaristiya’nın anlamına bakacak olursak, elverişli şartlara haiz iseler, Hıristiyanların, ayine her katıldıklarında Komünyon almaları uygundur: "Hıristiyanların ayine daha iyi katılmaları için papazın Komünyon’undan sonra Rab’ bin aynı kurbanının bedenini almaları tavsiye edilir."(SC 55)

1389 Kilise Hıristiyanlara pazar günleri ve dini bayramlarda ayine katılma(OE 15) ve Efkaristiya’yı yılda en az bir kez, eğer mümkünse Paskalya’da günah çıkardıktan sonra alma zorunluluğu getirmiştir.(Bkz. CIC, can. 920) Kilise Hıristiyanlara Komünyon’u her pazar ve bayram günü, hatta mümkünse her gün almasını tavsiye ediyor.

1390 Mesih’in hem ekmek ve hem şarap görünümü altındaki sırlı varlığı sayesinde Komünyon’u bir tek ekmekle almak Efkaristiya’nın tüm meyvesini almayı sağlar. Bazı pastoral nedenlerden dolayı Latin ritinde bu şekilde Komünyon almak yasal hale gelerek yaygınlaşmıştır. "Ekmek ve şarapla alındığında Komünyon şeklen daha tam olarak gerçekleşmiş sayılır. Çünkü bu şekliyle Efkaristiya sofrası daha açık bir şekilde ortaya konmuş olur."(IGMR 240) Bu Komünyon şekli daha çok Doğu ritlerinde uygulanıyor.

Komünyon’un sağladığı yararlar

1391 Komünyon bizi İsa’yla daha çok birleştirir. Efkaristiya’ yı Komünyon’da almanın başlıca meyvesi insanı Mesih İsa’yla samimi bir şekilde birleştirmesidir. İsa şöyle diyor: "Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda" (Yu 6, 56). Mesih’teki yaşam, temelini Efkaristiya sofrasından almaktadır: "Yaşayan Baba’nın beni gönderdiği ve ben de Baba’nın aracılığıyla yaşadığım gibi, bedenimi yiyen de benim aracılığımla yaşayacaktır" (Yu 6, 57).

Bayram günlerinde Hıristiyanlar Oğul’un Bedenini kendi içlerine aldıklarında, Mecdelli Meryem’e meleğin, "İsa dirildi!" dediğinde olduğu gibi, birbirlerine İyi Haberi iletirler ve kendilerine hayatın ilk peyleri verilmiş olur. Mesih’i alana şimdi hayat ve diriliş verilmiştir.(Fankit, Antakya Süryani ayini, cilt 1, Commun, 237 a-b)

1392 Maddi yiyeceğin bedenimizde yaptığını Komünyon şahane bir biçimde tinsel yaşamımızda gerçekleştirmektedir. "Kutsal ve canlandırıcı Ruh"(PO 5) tarafından canlandırılan dirilmiş İsa’nın Bedenini almak bizdeki, Vaftiz’le almış olduğumuz nur yaşamını yeniler, geliştirir ve korur. Hıristiyan yaşamının gelişmesi, bu gurbetteki dünya yaşamımızda ölüm anımıza dek, ölüm anımızda da "viatik (son Komünyon)" olarak alacağımız ekmeğimiz olan Komünyon’la beslenmeye bağlıdır.

1393 Komünyon bizi günahtan uzaklaştırır. Komünyon’da aldığımız İsa’nın Bedeni "bizim uğrumuza feda edilmiştir", içtiğimiz "Kanı" birçoklarının günahlarının bağışlanması için dökülmüştür. İşte bu nedenledir ki, Efkaristiya bizleri İsa’yla birleştirirken şimdiye dek işlenmiş tüm günahlardan arındırır ve gelecekteki günahlardan da korur.

"Bu ekmeği her yediğimizde ve bu kâseden her içtiğimizde, Rab’ bin ölümünü ilan etmiş oluruz" (1 Kor 11, 26). Rab’bin ölümünü ilan ediyorsak günahların bağışlanacağını da ilan etmiş oluruz. Her defasında Onun Kanı dökülüyorsa, bu kan günahların bağışlanması için dökülüyor, bu kanı hep içmeliyim ki günahların hepsi bağışlansın. Sürekli günah işleyenin sürekli deva alması gerekir.(A. Ambrosius, sacr. 4, 28)

1394 Nasıl ki yiyecek gücünü yitirmiş bedene yeniden güç verirse, Efkaristiya da günlük yaşamda zayıflamaya yüz tutmuş sevgiyi güçlendirir. Bu canlanan sevgi küçük günahları(Bkz. Trento Kon: DS 1638) siler. İsa kendisini herkese vererek sevgimizi canlandırır ve bizim yaratıklara olan bozuk bağlılıklarımızı koparmada bize yardımcı olur ve Kendisinde kök salmamızı sağlar.

Madem ki İsa bize olan sevgisi yüzünden öldü, kurban sırasında ölümünü andığımızda, sevginin bize Kutsal Ruh’un gelişiyle verilmesini istemiş oluyoruz. İsa’nın bizim uğrumuza ölmek istediği bu sevginin hatırına biz de Kutsal Ruh’un lütfunu alarak, dünyayı bizim için haça gerilmiş olarak görelim ve dünya için haça gerilmiş olalım ( ... ) Sevgi armağanını almış olarak, günaha ölelim ve Tanrı’da yaşayalım.(A. Ruspeli Fulgentius, fab 28, 16-19)

1395 Efkaristiya bizde uyandırdığı sevgi ile bizleri gelecekteki ölümcül günahlardan korur. Mesih’in yaşamına ne kadar çok katılırsak onun dostluğunda o kadar mesafe kaydederiz ve ölümcül günahla ondan kopmamız da o kadar zorlaşır. Bu konu, tövbe sırrına özgüdür. Efkaristiya’nın kendine özgü özelliği Kilise ile tam bir birlik içinde olanların sırrı olmasıdır.

1396 Mistik Bedenin birliği: Efkaristiya Kilise’yi oluşturur. Efkaristiya’yı alanlar İsa’ya daha yakından bağlıdırlar. İşte bununla İsa tüm Hıristiyanları tek bir vücut olan Kilise’de birleştirir. Komünyon, Vaftiz sayesinde gerçekleşmiş olan Kilise’ye katılımı daha da derinleştirir, güçlendirir, yeniler. Vaftizle tek vücut olmaya çağrıldık.(Bkz. 1 Kor 12, 13) Efkaristiya bu çağrıyı gerçekleştirmektedir. "Tanrı’ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz? Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde bir tek bedeniz. Çünkü bu biricik ekmeği paylaşıyoruz." (1 Kor 10, 16-17):

Eğer İsa’nın Bedeni ve üyeleriyseniz, bu Rab’bin sofrasındaki sizin Komünyonunuzdur ve bu Komünyon’u alıyorsunuz. Alırken "Amin" diyorsunuz ("Evet, bu doğrudur!"), aldığınız şeyi amin diyerek onaylıyorsunuz da. "İsa’nın Bedeni" sözlerini işittiğinizde "Amin" diye cevap veriyorsunuz. Amin’in gerçek olması için Mesih’in bedeninin bir üyesi ol.(A. Augustinus, ser. 272)

1397 Efkaristiya bizi yoksullara karşı yükümlülük altına sokar. Uğrumuza kendisini feda eden İsa’nın Kanını ve Bedenini gerçekten alabilmek için Onun en yoksul kardeşlerinde(Bkz. Mt 25, 40) Mesih’i tanımamız gerekir.

Rab’bin Kanını tattın ama kardeşini tanımıyorsun. Seninle bu sofrada bulunmaya layık görünen kardeşinle yemeğini paylaşmayı uygun görmüyorsun, böyle davranmakla bu sofraya saygısızlık etmiş oluyorsun. Tanrı seni tüm günahlarından kurtardı ve seni sofraya davet etti. Sen ise hâlâ kardeşine karşı daha merhametli olamadın.(A. Yuhanna Krisostomos, hom. in 1 Kor 27, 4)

1398 Efkaristiya ve Hıristiyanların birliği. Bu gizin yüceliği karşısında Augustinus şöyle haykırıyor: "Ey dindarlığın sırrı! Ey birliğin işareti! Ey sevgi bağı!"(Ev . Jo. 26, 6, 13, bkz. SC 47) Rab’bin sofrasına birlikte katılmayı reddedenlerin Kilise’deki bölünmeleri ne kadar üzüntü ile karşılanıyorsa, ona inananların tam bir birlik oluşturması için yapılan dualar da o kadar ısrarcıdır.

1399 Katolik Kilisesi ile tam bir birlik içinde olmayan Doğu Kiliseleri Efkaristiya’yı büyük bir sevgiyle kutlarlar. "Bu Kiliseler, ayrı olsalar da gerçek Kilise sırlarına sahiptirler, özellikle Ruhbanlık ve Efkaristiya sırları onları bizle daha sıkı birleştirir."(UR 15) Kilise otoritelerinin onayıyla(UR 15, bkz. CIC, can. 844, 3) ve uygun zamanlarda birlikte ayine, yani Efkaristiya’ya katılmak mümkündür, aynı zamanda tavsiye de edilir.

1400 Reform hareketinden sonra Katolik Kilisesi’nden ayrılmış Kilise Cemaatleri "Ruhbanlık sırrının olmaması nedeniyle Efkaristiya sırrının özgün ve öz halini korumamışlardır."(UR 22) İşte bu nedenledir ki, bu mezheplerle ortak Efkaristiya Komünyonu almak Katolik Kilisesi için mümkün değildir. Bununla birlikte bu Kilise Cemaatleri, "Son Yemek’te İsa’nın ölümünün ve dirilişini andıklarından, yaşamın Mesih’le birlikte olması gerektiğini ilan eder ve İsa’nın şanlı gelişini(UR 22) beklerler".

1401 Acil bir durum söz konusu olduğunda Katolik papazları Katolik Kilisesiyle tam birlik içinde olmayan öteki mezheplerdeki Hıristiyanlara Kilise sırlarını (Efkaristiya, Tövbe, Hastalara Yağ Sürme) verebilirler; tabi özgürce istemeleri şartıyla: Bu sırlarla ilgili Katolik inancını belirtmeleri ve uygun şartları yerine getirmeleri gerekmektedir.(Bkz. CIC, can. 844, 4)

VII. Efkaristiya  - "Gelecekteki mutluluğun güvencesi"

1402 Kilise Efkaristiya’yı eski bir duayla övüyor: "Besinimiz İsa’nın bulunduğu ey kutsal sofra, bu sofrada İsa’nın çektiği acılar canlandırılıyor, bu sofrada ruhumuz nurla doluyor, bu sofrada gelecekteki yaşamın güvencesi veriliyor." Efkaristiya Rab’bin Paskalyası’nın anısıysa, altarda aldığımız Komünyon’la "yüce kutsama ve nurla doluyorsak"(MR Roma Kanonu 96: "Supplices te rogamus"), Efkaristiya aynı zamanda cennetteki mutluluğu peşinen almak demektir.

1403 Son Yemek sırasında İsa havarilerin bakışlarını Tanrı’ nın Egemenliği’ndeki Paskalya’nın gerçekleşmesine çevirdi. "Size şunu söyleyeyim, Babamın Egemenliği’nde sizinle birlikte taze şaraptan içeceğim o güne dek, bir daha asmanın bu ürününden içmeyeceğim"(Bkz. Lk 22, 18, Mk 14, 25) (Mt 26, 29). Kilise Efkaristiya’yı her kutladığında bu sözü anımsıyor ve bakışlarını "Gelecek Olana" çeviriyor (Ap 1, 4). Kilise, duasında İsa’nın gelişini Marana tha! (1 Kor 16, 22) "Gel, Rab İsa!" (Ap 22, 20) sözleriyle belirtiyor. "Nurun gelsin ve dünya gelip geçsin!"(Didake 10, 6)

1404 Kilise, Rab’bin, şu andan itibaren Efkaristiyasına geldiğini ve Efkaristiya’da bizim aramızda bulunduğunu bilir. Bununla birlikte, İsa’nın bu varlığı örtülüdür. Bunun için Efkaristiya’yı kutsal umudumuzun gerçekleşmesini ve "Kurtarıcımız Mesih İsa’nın gelmesini"(Göklerdeki Babamız’dan sonra embolizm, bkz. Tit 2,13)  bekleyerek, Egemenliğinde gözlerdeki yaşları sildiğinde hep birlikte ebediyen mutlulukla dolmayı dileyerek, Tanrımız Seni, Olduğun gibi görerek sana ebediyen benzer olduğumuzda, Rabbimiz Mesih İsa ile birlikte, sana sonsuza dek övgüler sunacağız.(MR. Efkaristiya duası III, 116: ölüler için dua)

1405 "İçinde adaletin yer alacağı"(Bkz. 2 Pet 3, 13) yeni gökler ve yenilenen bir dünya umudunu bize veren Efkaristiya’dan daha emin bir güvencemiz yoktur. Gerçekten bu giz her kutlandığında "Kurtuluşumuzun işlemi gerçekleştirilmekte"(LG 3) ve bizler "bir ölümsüzlük ilacı, ölümün panzehiri ve Mesih İsa’da sonsuza dek yaşamak demek olan bu aynı ekmeği bölüp yemekteyiz"(A. Antakyalı Ignatius, eph. 20, 2).


ÖZET

1406 İsa şöyle diyor: "Gökten inmiş olan diri ekmek ben’im. Bu ekmekten yiyen kimse sonsuza dek yaşayacaktır. ( ... ) Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır. ( ... ) Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda" (Yu 6, 51. 54. 56).

1407 Efkaristiya Kilise yaşamının merkezi ve doruk noktasıdır, çünkü Mesih Efkaristiya’da, Kilisesini ve Kilisesinin tüm üyelerini Haç üzerinde tek ve son bir kez Babasına sunduğu şükranlarına ve övgü kurbanına ortak etmektedir; Efkaristiya kurbanı ile İsa esenlik lütuflarını Bedeni olan Kilise’ye yaymaktadır.

1408 Efkaristiya töreni şunları içermektedir: Tanrı Sözü’nün ilan edilmesi, Tanrı Baba’ya yaptığı tüm iyilikler, özellikle verdiği Oğlu için şükranlar sunulması, ekmekle şarabın kutsanması, Rab’bin Bedeni ve Kanını alarak litürji sofrasına katılma. Tüm bu öğeler aynı ve tek bir kültü oluşturur.

1409 Efkaristiya Mesih’in Paskalyası’nın anısıdır: Kısacası Mesih İsa’nın yaşamıyla, ölümüyle ve dirilişiyle gerçekleştirdiği kurtarma işlemidir, bu işlem litürjide güncelleşiyor.

1410 Yeni Antlaşma’nın ebedi başrahibi Mesih’in kendisi Efkaristiya kurbanında papazların yöneticiliğinde davranarak EÆ’karistiya kurbanını sunmaktadır. Aynı Mesih Efkaristiya kurbanının sungusu olan ekmek ve şarap görünümünde gerçekten vardır.

1411 Yalnız papazlık rütbesi alanlar Efkaristiya kurbanını sunabilir ve Rab’bin Bedeni ve Kanı olması için ekmekle şarabı kutsayabilirler.

1412 Efkaristiya sırrının başlıca işaretleri buğday ekmeği ve bağ şarabıdır, Kutsal Ruh bunların üzerine inmesi için çağrılır ve papaz, İsa’nın Son Yemekte demiş olduğu sözleri tekrar eder: "Bu sizin için feda edilen Bedenimdir ... Bu Kanımın kâsesidir ... "

1413 Kutsamayla ekmekle şarabın Mesih İsa’nın Vücuduna ve Kanına dönüşmesi sağlanır. Ekmek ve şarap görünümleri altında Mesih’in kendisi, canlı ve şanlı olarak gerçek haliyle kısacası özüyle, Bedeniyle, kanıyla, ruhuyla ve Tanrılığıyla bulunur.(Bkz. Trento Kon: DS 1640, 1651)

1414 Kurban olarak Efkaristiya, Tanrı’dan tinsel ve geçici iyilikler elde etmek amacıyla yaşayanların ve ölenlerin günahları için de sunulur.

1415 Mesih İsa’yı Komünyon’da almak isteyen kişi bunu alacak durumda olmalıdır. Ölümcül günah işlediğine inanan biri Günah çıkarmadan Efkaristiya’yı almaya yanaşmamalıdır.

1416 Mesih’in Bedenini ve Kanını kutsal Komünyon’da almak insanın Rab İsa’yla birleşmesini artırır, küçük günahlarını siler ve onu ağır günahlardan korur. Komünyon’u alan ile İsa arasında oluşan sevgi bağları güçlendiklerinden, bu sırrın alınması Kilise birliğini, Mesih’in mistik Bedenini güçlendirir.

1417 Kilise Hıristiyanlara her Efkaristiya ayinine katıldıklarında kutsal Komünyon’u almalarını içtenlikle tavsiye eder; yılda en azından bir kez almak zorunluluğu vardır.

1418 Altardaki ekmek ve şarabın içinde Mesih’in kendisi bulunduğuna göre Efkaristiya’ya tapınarak saygı göstermek gerekir. "Kilise’de Rabbimiz Mesih İsa’yı ziyaret etmek bir tapınma görevi, bir sevgi işareti ve bir minnet borcudur."(MF)

1419 İsa bu dünyadan Babasına giderken, bize Efkaristiya’yla kendi yanında mutlu olacağımız güvencesini verdi: Kutsal Kurbana katılmak bizi onun yüreğiyle bir kılar, bu uzun gurbet yaşamımızda bize güç verir, Ebedi Yaşamı arzulamamızı sağlar ve bizi Gökteki Kilise’yle, Meryem Ana’yla, tüm azizlerle şimdiden birleştirir.