Kutsal Katolik Kilisesi’ne inanıyorum



9. KONU

"Kutsal Katolik (evrensel) Kilisesi’ne inanıyorum"

748 "Mesih halkların ışığıdır: Kutsal Ruh’ta toplanmış olan kutsal Konsil, İncil’in iyi haberini bütün yaratıklara bildirerek, Kilise’nin çevresinde parlayan Mesih’in aydınlığını bütün insanlara yaymayı şiddetle dilemektedir." İkinci Vatikan Konsili’nin Kilise hakkındaki dogmatik yasası Lumen gentium bu sözlerle başlar. Bununla Konsil Kilise hakkındaki inanç maddesinin tamamen Mesih İsa ile ilgili maddelere bağlı olduğunu gösterir. Kilise’nin Mesih’ten başka ışığı yoktur; bu ışık Kilise Babalarının çok sevdikleri bir benzetmeye göre bütün ışığını güneşten alarak yansıtan ayın ışığına benzer.

749 Kilise hakkındaki madde tamamen Kilise’den önce gelen Kutsal Ruh’la ilgili maddelere bağlıdır. "Nitekim, bütün kutsallığın kaynağının ve bütün kutsallığı verenin Kutsal Ruh olduğunu gösterdikten sonra, şimdi de Kilise’yi kutsallıkla donatanın da O olduğunu söylüyoruz." (Catech R. 1, 10, 1) Kutsal Babaların ifadesine göre Kilise "Ruh’un çiçek açtığı" (A. Hippolytos, trad. Ap. 35) yerdir.

750 Kilise’nin "Kutsal" ve "Katolik (evrensel)" olduğuna ve "Bir" ve "Havarilerden Gelen" olduğuna inanmak -İznik-İstanbul İnanç İlkeleri Formülü’nün eklediği gibi- Tanrı Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’a olan inançla ayrılmaz bir bütündür. Havariler İnanç İlkeleri Formülü’nde Tanrı’yla eserlerini karıştırmamak ve açıkça Tanrı’nın Kilise’ye vermiş olduğu tüm armağanları (Bkz. Catech. R. 1, 10, 22) açıkça Tanrı’ya mal etmek için Kilise’ye değil, "bir tek Kutsal Kilise’ye" inandığımızı belirtiriz (Credo [ ... ] Ecclesiam").


I. PARAGRAF

Tanrı tasarısındaki Kilise

I. Kilise’nin adları ve imgeleri

751 "Kilise" sözcüğü [ekklesia, Yunanca ek-kalein, "dışarıya çağırma"] "çağırma" anlamına gelmektedir. Halkın genelde dinsel nitelikteki toplantılarını (Bkz. Hİ 19, 39) belirtir. Bu terim Yunanca Eski Ahit’te seçilmiş halkın Tanrı huzurunda, özellikle de İsrail’in Kutsal Yasa’yı almış olduğu ve Tanrı tarafından kendi kutsal halkı (Bkz. Çık 19) yapıldığı Sina’daki toplantısı için sıkça kullanılan bir terimdir. Kendilerine "Kilise" diyen Mesih’e inananların oluşturduğu ilk topluluk kendilerini bu toplantının mirasçısı görmektedir. Tanrı, dünyanın dört bir yanında bulunan Halkını Kilisesinde bir araya gelmeye çağırır. Church, Kirche sözcüklerinin türediği Kyriake sözcüğü "Rab’be ait olan" anlamına gelmektedir.

752 Hıristiyan ağzında, "Kilise" sözcüğü dini ayin için bir araya gelmeyi (Bkz. 1 Kor 11, 18, 14, 19. 28. 34- 35) olduğu kadar yerel cemaati (Bkz. 1 Kor 1, 2, 16, 1) ya da inanlıların tüm evrensel cemaatini de belirtir. (Bkz. 1 Kor 15, 9, Gal 1, 13, Fil 3, 6) Bu üç anlam da birbirinden ayrılmaz. "Kilise" bütün dünyada bir araya gelen Tanrı’ nın Halkıdır. Kilise yerel cemaatler içinde mevcuttur ve özellikle efkaristiya ile ilgili dini toplantılarda gerçekleşir. Kilise Mesih’in Bedeni ve Sözü ile beslenir böylelikle de kendisi Mesih’in Bedeni olur.

Kilise’nin sembolleri

753 Kutsal Yazılar’da, vahyin birbirine bağlı bir sürü imge ve şekil aracılığıyla Kilise’nin tükenmez gizinden söz ettiğine rastlıyoruz. Eski Ahit’ten alınan imgeler temel bir fikrin, "Tanrı Halkının" varyasyonlarını oluşturur. Yeni Ahit’te ise (Bkz. Ef 1, 22, Kol 1, 18) bütün bu imgeler, bundan böyle Mesih’in Bedeni olan bu halkın (Bkz. LG 9) "Başı" olan Mesih’ten dolayı yeni bir merkez bulmuş olur. Bu merkez etrafında "gerek kır yaşamından ya da kırsal kesimden gerek düğünlerden ve ailelerden ya da inşaat çalışmalarından alınan imgeler kümeleşir"(LG 6).

754 "Nitekim Kilise tek ve zorunlu kapısı Mesih olan ağıl’dır.(Bkz. Yu 10, 1-10) Kilise, aynı zamanda, Tanrı’nın önceden çobanı (Bkz. İş 40, 11, Hez 34, 11-31) olacağını ilan ettiği, her ne kadar başlarında insan çobanlar bulunsa da koyunları için canını veren (Bkz. Yu 10, 11-15) İyi Çoban ve çobanların Prensi (Bkz. Yu 10, 11, 1 Pet 5, 4) olan Mesih’in kendisi tarafından sürekli olarak güdülüp beslenen bir sürüdür."

755 Kilise Tanrı’nın tarlası, ekim alanıdır (1 Kor 3, 9). Bu tarlada ataların kutsal köklerini oluşturduğu antik zeytin ağacı yetişmektedir. Bunda Yahudilerle yabancılar arasında barış gerçekleşiyor ve gerçekleşecektir.(Bkz. Rom 11, 13-26) Göksel Bağcı tarafından, seçilmiş bir asma gibi ekildi.(Bkz. Mt 21, 33-43 ve paralelide bkz. İş 5, 1-7) Gerçek asma Mesih’tir: Asmanın dalları olan bizlere yaşam ve verimlilik veren Odur; Kilise sayesinde Onda kalıyoruz, Onsuz hiçbir şey yapamayız" (Yu 15, 1-5).

756 "Çoğu zaman da Kilise Tanrı’nın binasıdır (1 Kor 3, 9). Rab kendisini inşaatçıların reddettiği köşetaşına benzetiyor (Bkz. Hİ 4, 11, 1 Pet 2, 7, Mzm 118, 22) (Mt 21, 42). Kilise havariler tarafından bu temel üzerine kurulmuştur, sarsılmazlığını ve birliğini bu temelden almaktadır. Bu binaya çeşitli adlar yakıştırılıyor: Ailesinin oturduğu Tanrı’nın evi (1 Tim 3, 15), Tanrı’nın Kutsal Ruh’taki oturma yeri (Ef 2, 19-22), Tanrı’nın insanların arasındaki yeri (Ap 21, 3), özellikle de taştan sunaklarla temsil edilen Kilise Babaları tarafından övülen kutsal tapınak, haklı bir şekilde litürjide Kutsal Kente, Yeni Kudüs’e benzetilir. Nitekim, bizler yeryüzünde orada inşa edilen binanın canlı taşlarıyız (1 Pet 2, 5). Yuhanna bu kutsal Kenti, kendi güveyi için hazırlanmış süslü bir gelin gibi, gökten, Tanrı’nın yanından inerken görür (Ap 21, 1-2).

757 "Kilise aynı zamanda ‘göksel Kudüs’ ve ‘anamızdır’ (Bkz. Ap 12, 17) (Gal 4, 26); Kilise Mesih’in sevdiği, kutsallaştırmak için uğruna canını verdiği (Ef 5, 25-26), onunla bozulmaz bir antlaşma yapan ve durmadan onu ihtimamla besleyip kayıran (LG 6) (Ef 5, 29) lekesiz Kuzu’nun lekesiz gelini olarak betimlenir" (Ap 19, 7; 21, 2-9; 2, 17).

II. Kilise’nin temeli, kuruluşu ve misyonu

758 Kilise gizini dikkatle incelemek için, önce Çok Kutsal Üçlü-Birlik’in tasarısındaki temeli ve tarihteki aşamalı gerçekleşmesi üzerine düşünmek uygun düşer.

Baba’nın yüreğinde doğan bir tasarı

759 "Ebedi Baba bilgeliğinin ve iyiliğinin gizemli ve tamamen özgür tutumu ile evreni yarattı; insanları Tanrısal yaşamının birlikteliğine yükseltmeye karar verdi", bütün insanları Oğlunda katılmaya çağırıyor: "Mesih’e inanan herkesi Kutsal Kiliseyi kurmaya çağırmaya karar verdi." Bu "Tanrı ailesi" insanlık tarihi boyunca, Baba’nın tutumlarına göre evreler boyunca derece derece gerçekleşmekte ve oluşmaktadır: Nitekim, "Kilise dünyanın başlangıcından beri, önceden belirlenmişti; Eski Antlaşma’da ve İsrail halkının tarihinde şahane bir şekilde hazırlanmıştı; nihayetinde de bu son zamanlarda kuruldu; Kutsal Ruh’un akması sayesinde ortaya çıkmış ve yüzyılların sonunda da, yücelikte tamamlanacaktır" (LG 2).

Dünyanın başlangıcından beri belirlenen Kilise

760 İlk Hıristiyanlar "Dünya Kilise için yaratıldı" diyorlardı. (Hermas, vis. 2, 4, 1, bkz. Aristeides, apol. 16, 6, Justinus, apol. 2, 7) Tanrı dünyayı kendi Tanrısal yaşamına katılması amacıyla yarattı. Bu katılma insanların Mesih’e gelmeye çağrılmasıyla gerçekleşir. Bu "çağrılma" da Kilise’dir. Kilise her şeyin gayesidir, (Bkz. A. Epifanios, haer. 1, 1, 5) acılı değişimlerin kendisidir. Tanrı, Kendisinin dünyaya göstermek istediği sevgisinin bütün büyüklüğünü ve kolunun bütün gücünü göstermenin bir fırsat ve bir çaresi olarak gördüğü için meleklerin düşüşüne ve insanın günahına izin verdi.

Tanrı’nın iradesinin işi dünya ise, insanların esenliği olan niyeti de Kilise’dir. (İskenderiyeli Clemens, paed. 1, 6)

Eski Antlaşma’da hazırlanmış olan Kilise

761 Tanrı Halkının toplaşması günahın Tanrı’yla insanlar arasındaki ve insanların kendi aralarındaki birlikteliğini bozduğu andan itibaren başlar. Kilise’nin toplanması bir bakıma günahın oluşturduğu kaosa Tanrı’nın verdiği tepkidir. Bu yeniden birleşme bütün halkların bağrında gizlice gerçekleşmektedir: "Tanrı kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmadan kabul eder" (Bkz. LG 9, 13, 16) (Hİ 10, 35).

762 Tanrı Halkının toplaşmasının uzak hazırlığı Tanrı’nın büyük bir halkın babası olacağını vadettiği İbrahim’in gönlündeki Tanrı çağrısı ile başlar. (Bkz. Yar 12, 2, 15, 5-6) En yakın hazırlık İsrail’in Tanrı halkı olarak seçilmesiyle başlar. (Bkz. Çık 19, 5-6, Tes 7, 6) İsrail seçilişiyle gelecekteki bütün ulusların toplanışının işareti olacaktır. (Bkz. İş 2, 2-5,Mika 4, 1-4) Ne var ki peygamberler İsrail’i antlaşmaya uymamakla ve bir fahişe gibi davranmakla suçlarlar. (Bkz. Hoş 1, İş 1, 2-4, Yer 2, vb) Peygamberler yeni ve ebedi bir Antlaşmadan söz ederler. (Bkz. Yer 31, 31-34,İş 55, 3) "Bu Yeni Antlaşma’yı Mesih kurmuştur." (LG 9)

Mesih İsa tarafından kurulan Kilise

763 Zamanın bütünlüğünde Babasının esenlik tasarısını gerçekleştirmek Oğul’a düşer; bu "misyonunun" (Bkz. LG 3, AG 3) gerekçesidir. "Rab İsa, çağlar boyunca Kutsal Yazılar’da vadedilen Tanrı’ nın Egemenliği’nin gelişi olan mutlu haberi bildirerek Kilisesinin temelini attı." (LG 5) Baba’nın iradesini gerçekleştirmek amacıyla göklerin Egemenliğini yeryüzünde kurdu. Kilise "gizemli bir şekilde mevcut olan Mesih’in Krallığıdır" (LG 3).

764 "Bu Egemenlik insanların gözünde Mesih’in mevcudiyeti, eserleri ve sözüyle parıldar." (LG 5) İsa’nın sözünü kabul etmek "Egemenliğinin kendisini kabul etmek demektir" (Age). Egemenliğin tohumu ve başlangıcı İsa’nın gelip de etrafında topladığı ve çobanı olduğu küçük sürüdür (Bkz. Mt 10, 16, 26, 31, Yu 10, 1-21) (Lk 12, 32). Bunlar İsa’nın gerçek ailesidir. (Bkz. Mt 12, 49) Etrafında topladığı kişilere yeni bir "davranış biçimi" ile özel bir dua öğretti. (Bkz. 5-6)

765 Rab İsa cemaatini Egemenliğinin tamamlanmasına kadar sürecek bir yapıyla donattı. Her şeyden önce seçilen Onikiler ve onların lideri Petrus geliyor. (Bkz. Mk 3, 14-15) İsrail’in on iki kavmini temsil eden (Bkz. Mt 19, 28, Lk 22, 30) bu on iki kişi yeni Kudüs’ün temel taşlarıdırlar. (Bkz. Ap 21, 12-14) Onikiler (Bkz. Mk 6, 7) ve öteki müritler (Bkz. Lk 10, 1-2) Mesih’in misyonuna, gücüne ve aynı zamanda kaderine (Bkz. Mt 10, 25,Yu 15, 20) katılırlar. Mesih bütün bu eylemlerle Kilisesini hazırlar ve kurar.

766 Kilise Efkaristiya’da öncelenen ve Haç üzerinde gerçekleşen özellikle Mesih’in kendini tam olarak vermesinden doğmuştur. "Kilise’nin başlangıcı ve gelişmesi Haça gerilen İsa’ nın böğründen akan kan ve su ile belirtilmiştir." (LG 3) "Bütün Kilise’nin en şahane sırrı Haç üzerinde ölen Mesih’in bağrından doğmuştur." (SC 5) Nasıl ki Havva derin uyuyan Adem’in kaburga kemiğinden yaratılmışsa, aynı şekilde Kilise de Haç üzerinde ölen Mesih’in deşilen yüreğinden doğmuştur. (Bkz. A. Ambrosius,Lk 2, 85-89)

Kutsal Ruh tarafından açığa vurulan Kilise

767 "Yeryüzünde gerçekleştirilmek üzere Baba’nın Oğluna verdiği görev bir kez tamamlandıktan sonra, Pentekost günü, Kutsal Ruh Kilise’yi sürekli bir biçimde kutlu kılmak için gönderildi." (LG 4) Ancak o zaman "Kilise çoğunluğun önünde açıkça ortaya çıktı ve İncil’i vaaz yoluyla yaymaya başladı". (AG 4) Kilise her insanın esenliğe "çağrılması" olduğuna göre, doğası gereği de, Mesih tarafından ulusları Mesih yanlısı yapmak için gönderilmiş misyonerdir. (Bkz. Mt 28, 19-20, AG 2, 5-6)

768 Misyonunu gerçekleştirmek amacıyla, Kutsal Ruh "hiyerarşik ve karizmatik armağanların çeşitliliği sayesinde Kilise’yi donatır ve yönetir" (LG 4). "Ayrıca Kilise, kurucusunun armağanlarıyla donatılmış olarak, onun sevgi, alçakgönüllülük ve fedakârlık kurallarına sadakatle uymaya çalışarak Tanrı’nın ve Mesih’in Egemenliğini bildirmek ve onu bütün uluslar arasında tesis etmek misyonunu üstlenir; Kilise bu egemenliğin yeryüzündeki tohumu ve başlangıcıdır". (LG 5)

Yücelikte tamamlanan Kilise

769 "Kilise ancak Mesih’in şanlı dönüşü sırasında cennet yüceliğinde tamamlanacaktır." (LG 48) O güne dek "Kilise bu dünyadaki yoluna dünyanın zulümleri ve Tanrı’nın tesellileri arasında devam edecektir" (A. Augustinus, civ. 18, 51, bkz. LG 8). Yeryüzünde, Rab’den uzak, (Bkz. 2 Kor 5, 6, LG 6) gurbette olduğunun bilincindedir, "Kralı ile birlikte (LG 5) mutluluk içinde olacağı Egemenliğin tam olarak gerçekleşmesini beklemektedir". Kilise’nin tamamlanması ve onun aracılığıyla da dünyanın tamamlanması büyük denemelerden geçmeden gerçekleşmeyecektir. Ancak o zaman "Adem’den itibaren, Habil’den itibaren en son azize dek bütün adil kişiler evrensel Kilise’de Baba’nın yanında bir araya gelmiş olacak" (LG 2).

III. Kilise’nin gizi

770 Kilise tarih içinde olmasına karşın aynı zamanda onu aşar da. Bu gözle görülür gerçeğinde aynı zamanda Tanrısal yaşam taşıyan tinsel gerçeği ancak "imanın gözleriyle" (Catech. R. 1, 10, 20) görülebilir.

Kilise hem gözle görülebilir hem de tinseldir

771 "Mesih, tek arabulucu, burada yeryüzünde iman, umut ve sevgi cemaati olan kutsal Kilisesini sürekli olarak destekler ve devam ettirir, gözle görülür bir bütün olarak onun aracılığıyla herkesin yararına gerçeği ve lütfu yayar." Kilise aynı zamanda:

- "hiyerarşik organlardan ve Mesih’in Mistik Bedeninden oluşmuş bir topluluktur; - gözle görülür topluluk ve tinsel cemaattir;
- yeryüzü Kilisesidir ve göksel armağanlarla donatılmıştır."

Bu boyutlar hep birlikte "insani ve Tanrısal çift öğeden gelen karmaşık bir gerçek oluşturur" (LG 8)

Aynı zamanda insani ve Tanrısal olma, görünmeyen gerçeklerle zengin ve gözle görülür olma, eylemde ateşli olma ve kendini derin düşüncelere verme, dünyada olmasına karşın dünyaya yabancı olma Kilise’nin özünde vardır. Kendisinde düzenlenmiş insani olana ve Tanrısala; gözle görülür görünmeyene; eylemden gelen derin düşünceye; mevcut olan aradığımız gelecek kente tabidir. (SC 2)
 

Alçakgönüllülük! Yücelik! Kedar Çadırı ve Tanrı’nın mihrabı; yeryüzü konutu ve göksel saray; kilden ev ve krallık sarayı; ölümlü vücut ve tapınağın ışığı; kibirliler için hor görülen bir nesne ve Mesih’in zevcesi! Kilise kara tenlidir ama güzeldir, Kudüs kızları, uzun zamandır gurbette bulunmaktan, yorgunluktan solgundur ama cennetin güzelliğiyle süslüdür. (A. Bernard, Cant. 27, 14)

Kilise insanlar ile Tanrı arasındaki gizemli birliktir

772 Mesih kendi gizini Tanrı tasarısının amacı olarak Kilise’ de açınlar ve gerçekleştirir: "Her şeyi Kendinde özetler" (Ef 1, 10). A. Paulus, Kilise ile Mesih arasındaki birleşmeyi "büyük bir giz" (Ef 5, 32) olarak görür. Çünkü Kilise Mesih’le Eşiyle birleşmiş gibi birleşir, (Bkz. Ef 5, 25-27) Kilise de böylece giz olur. (Bkz. Ef 3, 9-11) Paulus Kilise’deki gizi incelerken şu şekilde haykırıyor: "Yüceliğe kavuşma umudu olan Mesih içinizdedir" (Kol 1, 27).

773 Kilise’de, Tanrı ile insanlar arasında "asla son bulmayacak sevgiyle" (1 Kor 13, 8) oluşan bu birlik, onda bulunan geçici dünyaya bağlı her kutsallaştırıcı yolu yöneten amaçtır. (Bkz. LG 48) "Yapısı Mesih’in üyelerinin kutsallığına göre düzenlenmiştir." Kutsallık da Gelinin Güveyin aşkına verdiği cevaptaki "büyük gizin" işleviyle değerlenir. (MD 27) Meryem "lekesiz ve pürüzsüz Gelin" (Ef 5, 27) gibi Kilise’nin gizi olan kutsallıkta hepimizin önünde gider. Bunun içindir ki "Kilise’nin Meryem Ana boyutu Petrus’un boyutunun önündedir" (Age).

 

Esenliğin evrensel sırrı olan Kilise

774 Yunanca bir sözcük olan mysterion Latinceye iki terimle çevrilmiştir: Mysterium ve sacramentum. Daha sonraki yorumda, sacramentum terimi daha çok esenliğin gizli gerçeğinin gözle görülür işaretini ifade eder. Bu bağlamda, Mesih’in kendisi esenliğin gizidir: Mesih’ten başka giz yoktur. (A. Augustinus, ep. 187, 11, 34) Kutsal ve kutsallaştırıcı insani tarafının kurtarıcı işi Kilise sırlarında (Doğu Kiliselerinde "kutsal gizler" denir) ortaya çıkan ve etken olan esenlik sırrıdır. Kilise’nin yedi sırrı Kutsal Ruh’un, Beden Kilise’nin Başı olan Mesih’in nurunu yaydığı işaretler ve araçlardır. Şu halde Kilise anlam verdiği görünmez nuru içermekte ve onu iletmektedir. Örneksemeli olarak Kilise’ye "sır" denir.

775 "Kilise, Mesih’te, bir bakıma sırdır, kısacası bütün insanlıkla Tanrı arasındaki birleşmenin işareti ve aracıdır" (LG 1): Kilise’nin birinci amacı insanlarla Tanrı arasındaki samimi birleşmenin sırrı olmaktır. Çünkü insanlar arasındaki birlik Tanrı ile olan birleşmeyle kök salar, Kilise aynı zamanda insan soyunun birliğinin sırrıdır da. Onda, bu birlik şimdiden başlamıştır, çünkü "bütün uluslardan, ırk, halk ve dilden insanları şimdiden birleştirmeye başlamıştır" (Ap 7, 9); Kilise aynı zamanda, gelecek olan bu birliğin tam olarak gerçekleşmesinin "işareti ve aracıdır".

776 Kilise sır olarak Mesih’in vasıtasıdır. "Onun ellerinde Kilise bütün insanların Kurtuluşunun vasıtasıdır", (LG 9) "esenliğin evrensel sırrıdır" (LG 48). Mesih onun aracılığıyla Tanrı’nın insanlara olan sevgisini ortaya çıkarıyor ve güncelleştiriyor. (GS 45, 1) "O Tanrı’nın insanlığa olan sevgisinin gözle görülür projesidir." (VI. Paul, 22 Haziran 1973 tarihli söylev) Bu projeye göre "bütün insanlık Tanrı’nın tek Halkını oluşturmalı, Mesih’in biricik Bedeninde bir araya gelmeli, Kutsal Ruh’un tek tapınağında inşa edilmelidir" (AG 7, bkz. LG 17).

ÖZET

777 "Kilise" sözcüğü "toplantıya çağırmak" demektir. Kilise Tanrı Halkını oluşturmak, Mesih’in Bedeniyle beslenerek Mesih’in Bedenini dönüştürmek için Tanrı Sözü’nün çağırdığı kişiler topluluğunu belirtir.

778 Kilise aynı zamanda Tanrı tasarısının yolu ve amacıdır: Yaratılışta önceden belirlenmiş, Eski Antlaşma’da hazırlanmış, Mesih İsa’nın eylemleri ve sözleriyle temeli atılmış, Mesih’in kurtarıcı Haçıyla ve Dirilişiyle gerçekleştirilmiş Kutsal Ruh’un akmasıyla esenlik gizi olarak ortaya çıkmıştır. Dünyanın sonunda, yeryüzünde özgürlüğe kavuşturulanların bir araya gelmesiyle tamamlanacaktır. (Bkz. Ap 14, 4)

779 Kilise hem gözle görülür hem de tinseldir, hem Mesih’in Mistik Bedeni hem de hiyerarşik toplumdur. Kilise birdir, insani ve Tanrısal olan çift öğeden oluşmuştur. Bu onun gizidir, ancak iman onu kabullenebilir.

780 Kilise bu dünyada esenlik sırrı, Tanrı ile insanlar arasındaki birliğin işareti ve aracıdır.

 

 

II. PARAGRAF

Kilise - Tanrı’nın Halkı,

Mesih’in Bedeni, Kutsal Ruh’un Tapınağı

I. Kilise - Tanrı’nın Halkı

781 "Tanrı her devirde, gerçekten, adaleti uygulayan ve kendisinden korkan herkesten memnun kalmıştır. Bununla birlikte, Tanrı insanların esenliği ve kutlulaştırmayı karşılıklı bağların dışında ayrı ayrı almalarını istemedi; tersine insanların Onu gerçekte tanıyacak ve Ona kutsallık içinde hizmet edecek bir Halk olmalarını istedi. Bunun içindir ki, İsrail Halkını antlaşma yapmak ve aşamalı olarak eğitmek üzere kendi Halkı olarak seçti ( ... ). Bütün bunlar Mesih’te sonuçlanacak yetkin ve Yeni Antlaşma’yı hazırlamak ve betimlemek içindi ( ... ). Bu Yahudiler ve putperestlerden gelmiş olan bir Halkı teninin rengine göre değil de Ruh’ta birlik olmaya çağıran, dökülen kanındaki Yeni Antlaşma’dır." (LG 9)

Tanrı Halkının özellikleri

782 Tanrı Halkının, kendisini tarihteki öteki kültürel ya da siyasi, etnik, dinsel bütün gruplardan açıkça ayıran özellikleri vardır:

- O Tanrı’nın Halkıdır: Tanrı özde hiçbir halka ait değildir. Ama Tanrı önceden ulus olmayanlardan bir halk edindi: "Seçilmiş bir soy, Kralın rahipleri, kutsal bir ulus" (1 Pet 2, 9).

- Bu halkın bir üyesi olmak normal doğarak değil de "yukarıdan doğunca", "su ve Ruh’ta doğunca" (Yu 3, 3-5) yani Mesih’e inanmakla ve Vaftizle olur.

- Bu Halkın lideri (Başı) Mesih İsa’dır (meshedilen): Çünkü aynı meshetmede Kutsal Ruh, Baştan bütün Bedene akar, o önceden bildirilen "Mesih’in halkıdır".

- "Bu halkın durumu Tanrı oğullarının özgürlüğünün onurudur: Kutsal Ruh yüreklerinde, bir tapınaktaymış gibi oturur."

- "Yasası, Mesih bizleri nasıl sevdiyse öyle sevmek olan yeni buyruktur." (Bkz. Yu 13, 34) Bu Kutsal Ruh’un "yeni" Yasasıdır (Rom 8, 2;Gal 5, 25).

- Misyonu yeryüzünün tuzu, dünyanın ışığı olmaktır. (Bkz. Mt 5, 13-16) Bu halk "insan soyu için en güçlü birlik, umut ve esenlik tohumudur".

- Yazgısı, "Tanrı’nın bizzat kendisi tarafından başlatılan, gittikçe yayılan ve zamanların sonunda Tanrı’nın kendisi tarafından tamamlanacak olan Tanrı’nın Egemenliği’dir." (LG 9)

 

Kral, peygamber ve rahipler soyundan gelen bir Halk

783 Mesih İsa, Baba’nın Kutsal Ruh’la meshettiği ve onu "Rahip, Peygamber ve Kral" yaptığı kişidir. Tanrı’nın Halkı Mesih’in bu üç işlevine tümüyle katılır ve bunlardan doğacak hizmet ve misyon sorumluluklarını taşır. (Bkz. RH 18-21)

784 İman ve Vaftizle Tanrı Halkına katılanlar bu halkın biricik görevine katılmaya hak kazanırlar; halkın rahiplik görevine: "Rab Mesih, başrahip olarak insanlar arasından aldıklarıyla Tanrı Babası için yeni bir Halk, ‘rahiplerden oluşan bir krallık kurdu’. Nitekim, vaftiz olanlar, Kutsal Ruh’un meshetmesi ve yeniden canlandırmasıyla tinsel bir konut ve kutsal bir rahiplik olarak adandılar." (LG 10)

785 "Tanrı’nın kutsal Halkı, Mesih’in peygamberliğine de katılır." Halk laik ve hiyerarşik sınıfı ile, özellikle azizlere iletilen imana da ilk ve son kez olarak (LG 12) sağlamca bağlanarak ve bu anlayışı derinleştirerek, bu dünya ortasında Mesih’in tanığı olduğunda bütün Halkın imanının doğaüstü anlamıyla Mesih’in peygamberliğine katılır.

786 Tanrı’nın Halkı, Mesih’in krallık işlevine de katılır. Mesih krallığını bütün insanları ölümü ve Dirilişi ile kendisine çektiğinde işletir. (Bkz. Yu 12, 32) Evrenin Kralı ve Rabbi, "hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi" (Mt 20, 28) ve herkesin kulu oldu. Hıristiyan için hükmetmek İsa’ya, özellikle "yoksullarda ve acı çekenlerde" hizmet etmektir, (LG 36) Kilise onlarda yoksul ve acı çeken Kurucusunu görmektedir. (LG 8) Tanrı’nın Halkı "asaletini" Mesih’ le birlikte hizmet ederek gerçekleştirir.

Mesih’te yeniden doğan herkesi Haç işareti kral, Kutsal Ruh’un meshetmesi rahip kılar, özel görevimiz dışında ve makul her Hıristiyan bu kral soyundan geldiğini kabul eder ve rahiplik görevine katılır. Nitekim, bir can için Tanrı’ya tabi olan bedenine hakim olmak kadar soylu ne olabilir? Ayrıca Rab’be temiz bir vicdan adamak ve sunak üzerinde dindarlığın lekesiz kurbanlarını sunmak rahiplik değil de nedir? (A. Büyük Leo, serm. 4, 1)

 

II. Kilise - Mesih’in Bedeni

Kilise İsa ile birlik olmak demektir

787 İsa başlangıçtan beri havarilerini kendi etrafına topladı; (Bkz. Mk 1, 16-20, 3, 13-19) onlara Egemenliğin gizini açınladı; (Bkz. Mt 13, 10-17) kendi görevine, kendi sevincine (Bkz. Lk 10;17-20) ve acılarına katılmalarını sağladı. (Bkz. LK 22, 28-30) İsa Kendisi ile kendisini izleyenler arasındaki samimi birlikten söz ediyor: "Ben’im sizde kaldığım gibi siz de bende kalın ( ... ). Ben asmayım, siz çubuklarsınız" (Yu 15, 4-5). Kendi bedeni ile bizimkiler arasındaki gerçek ve gizemli bir birliği bildiriyor: "Etimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda" (Yu 6, 56).

788 İsa havarilerine görünmez olduktan sonra da, onları yetim bırakmadı. (Bkz. Yu 14, 18) Dünyanın sonuna kadar onlarla birlikte kalmaya söz verdi, (Bkz. Mt 28, 20) onlara Ruhunu gönderdi. (Bkz. Yu 20, 22, Hİ 2, 33) İsa’yla düşünce ve duygu birliği içinde olmak bir bakıma, daha da yoğunlaştı: "Ruhunu, bütün uluslardan bir araya getirdiği kardeşlerine ileterek, onları mistik bedeni haline getirdi." (LG 7)

789 Kilise’nin beden ile olan benzerliği Kilise ile Mesih arasındaki yakın bağa bir açıklama getirmektedir. Kilise onun etrafında sadece toplanmış değil, aynı zamanda onda tek bir bütün haline gelmiştir. Kilise’nin üç görünümünden Mesih’in Bedeni - üyelerin Mesih’le olan birleşmelerinden dolayı kendi aralarındaki birliği - özellikle belirgin olanıdır: Mesih Bedenin Başı’dır; Kilise, Mesih’in Eşidir.

"Bir tek Beden"

790 Tanrı’nın Sözüne cevap veren inanlılar Mesih’in Bedeninin üyeleri olurlar, Mesih’e sıkıca bağlanırlar: "Bu bedende Mesih’in yaşamı inanlılar arasında yayılır, Kilise sırları da, gizemli ve gerçek bir şekilde inanlıları acı çeken ve yüceltilen Mesih’e birleştirir." (LG 7) "Bu özellikle bizi Mesih’in ölümüne ve Dirilişine birleştiren Vaftiz sırrında ve Mesih’in Bedenine gerçekten katıldığımız, Onunla ve kendi aramızda birleşmeye gittiğimiz Efkaristiya’da doğrudur." (Bkz. Rom 6, 4-5, 1 Kor 12, 13)

791 Bedenin bir olması üyelerin farklılığını yok etmez: "Mesih’in Bedeninin inşaasında üyelerin ve işlevlerin birbirine geçmiş farklılığı vardır. Zenginliklerinin oranına ve hizmetlerinin gereklerine göre Kilise’nin yararına çeşitli armağanlar dağıtan Ruh ise tektir." (LG 7) Mistik Bedenin birliği inanlılar arasındaki sevgiyi oluşturur ve teşvik eder: "Bu nedenle bir üye acı çektiğinde, bütün üyeler acı çeker, bir üye onurlandırıldığında, bütün öteki üyeler sevinç duyar." (LG 7) Son olarak, mistik Bedenin birliği bütün insani bölünmeleri galebe çalar: "Vaftizde Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi. Artık ne Yahudi ne Yunanlı, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı vardır. Hepiniz Mesih İsa’da birsiniz" (Gal 3, 27-28).

"Bu Bedenin Başı Mesih’tir"

792 Mesih Kilise denen Bedenin Başı’dır (Kol 1, 18). O yaratılışın ve kurtuluşun Başlangıcıdır. Baba’nın yüceliğine yükseltilen O, her şeyde ilk yeri alandır (Kol 1, 18), özellikle de her şeyinde egemenliğini sürdüren Kilise üzerinde.

793 Mesih bizi Paskalyasına birleştirir: Bütün üyelerin Mesih kendilerinde biçimleninceye dek Ona benzemeye çalışmaları gerekir (Gal 4, 19). "Bu amaçla yaşamının gizlerine sokulduk, ( ... ) acılarına bedenin başa katıldığı gibi katıldık, yüceliğine ortak olmak için acısına ortak olduk." (LG 7)

794 Mesih gelişmemizi gözetir: Başımız (Bkz. Kol 2, 19) olan Mesih, Kendisine doğru bizleri büyütmek için, (Bkz. Ef 4, 11-16) Vücudunda, Kilisesinde, esenlik yolunda karşılıklı olarak birbirimize yaptığımız yardımları ve hizmetleri sağlar.

795 Mesih ile Kilise "Bütün Mesih"tir (Christus totus). Kilise Mesih’le birdir. Azizler bu birliği çok şiddetli hissederler:

Sadece Hıristiyan değil, bizzat Mesih’in kendisi olduğumuz için şükredelim, sevinelim. Kardeşlerim, Baş olarak Mesih’i bize vermekle Tanrı’nın yaptığı iyiliği anlayabiliyor musunuz? Mesih olduğumuz için sevinç ve hayranlık duyun. Gerçekten, madem ki O Baş bizler üyeleriyiz, o zaman tüm inşa, o ve biziz ( ... ). Mesih’in tamlığı, şu halde Baş ve üyelerdir; Baş ve üyeler ne demektir? Mesih ve Kilise. (A. Augustinus, ev. Jo. 21, 8)

Kurtarıcımız üzerine aldığı Kilise ile aynı ve tek kişi olarak görünmüştür. (A. Büyük Gregorius, mor. Paef. 1, 6, 4)

Kısacası Baş ve üyeler, tek ve aynı mistik kişidir. (A. Aquinolu Thomas, s. th. 3, 48, 2, ad 1)

Azize Jeanne d’Arc’ın yargıçlara verdiği tek yanıt kutsal Doktorların inancını ve inanlının sağduyusunu özetliyor: "Mesih İsa ve Kilise bana göre bir bütün oluşturur, bunda kuşkuya düşmeye gerek yoktur." (Jeanne d’arc, proc)

 

Kilise Mesih’in Eşidir

796 Mesih ile Kilise, Baş ile beden üyelerinin birliği, kişisel bir ilişkide ikinin farklılığını da gerektirir. Bu görünüm çoğu zaman güvey ve zevce imgeleriyle ifade edilmiştir. Mesih’in Kilise’nin Güveyi olma teması peygamberler tarafından hazırlandı ve Vaftizci Yahya tarafından açıklandı. (Bkz. Yu 3, 29) Rab kendisini "Güvey" olarak nitelendiriyor (Bkz. Mt 22, 1-14, 25, 1-13) (Mk 2, 19). Havari Paulus Kilise’yi ve Bedenin üyesi olan her inanlıyı, Rab Mesih’le bir tek Ruh olmak için Onunla nişanlanmış bir Zevce olarak gösteriyor. (Bkz. 1 Kor 6, 15-17, 2 Kor 11, 2) Kilise, lekesiz Kuzunun, (Bkz. Ap 22, 17,Ef 1, 4, 5, 27) Mesih’in sevmiş olduğu ve onu kutlulaştırmak için onun uğruna kendini feda ettiği (Bkz. Ef 5, 29) (Ef 5, 26) Kendi öz Bedeniymiş gibi özen gösterdiği, ebedi bir antlaşmayla ortak olduğu lekesiz Eşidir:

İşte, Başı ve Bedeniyle çok’tan oluşmuş bir tek tam Mesih. ( ... ) İster Başı, ister üyeleri konuşsun, konuşan Mesih’in kendisidir. O gerek Baş rolünü (ex persona capitis) üstlenerek ya da Beden rolünü (ex persona corporis) üstlenerek konuşur. Yazıldığına göre; "İkisi tek bir beden olacak. Bu sır büyüktür, ben bunu Mesih ve Kiliseyle ilgili olarak söylüyorum" (Ef 5, 31-32). İsa’nın kendisi de İncil’de şöyle diyor: "Onlar artık iki değil, tek bedendir" (Mt 19, 6). Gördüğünüz gibi iki farklı kişi vardır, bununla birlikte, evlilik birliğinde tek olmaktadırlar. ( ... ) Baş olarak kendisinin "Güvey" olduğunu, Beden olarak da "Zevce" olduğunu söylüyor. (A. Augustinus, psal. 74, 4)

 

III. Kilise - Kutsal Ruh’un Tapınağı

797 "Canımız, yani ruhumuz demek istiyorum, uzuvlarımız için neyse, Kutsal Ruh da Mesih’in üyeleri, Mesih’in Bedeni için, yani Kilise için demek istiyorum, öyledir." (A. Augustinus, ser. 267, 4) "Bedenin bütün bölümlerinin birbirlerine aynı şekilde kendi aralarında olduğu kadar yüce Baş ile de ilişkili olmasını gizli bir ana kaynak olan Mesih’in Ruhuna mal etmek gerekir, çünkü Mesih’in Ruhu bütünüyle Başta olduğu kadar, bütünüyle bedende, bütünüyle her üyenin içindedir de". (XII Pius, enc. "Mystici Corporis": DS 3808) Kutsal Ruh Kilise’yi "Canlı Tanrı’nın Tapınağı" yapar (Bkz. 1 Kor 3, 16-17,Ef 2, 21) (2 Kor 2, 16):

Gerçekten Tanrı’nın Armağanı Kilise’nin kendisine emanet edildi. ( ... ) Mesih’le olan birlik, kısacası Kutsal Ruh, çürümezliğin teminatı, imanımızın onaylanması ve bizi Tanrı’ya çıkaracak merdiven ona teslim edildi( ... ). Çünkü Kilise neredeyse Tanrı’nın Ruhu da oradadır; Tanrı’nın Ruhu neredeyse Kilise ve her türlü nur da oradadır. (A. Ireneus, haer. 3, 24, 1)

798 Kutsal Ruh "her türlü yaşamsal faaliyetin Ana Kaynağıdır ve Bedenin çeşitli bölümlerinin her birinde gerçekten iyileştiricidir" (XII. Pius, enc. "Mystici Corporis": DS 3808). Bedenin bütünüyle sevgide aydınlanmasını değişik biçimlerde gerçekleştirir: (Bkz. Ef 4, 16) Yapıyı inşa edecek güçteki Tanrı’nın Sözüyle (Hİ 20, 32), Mesih’in Bedenini oluşturan Vaftizle; (Bkz. 1 Kor 12, 13) Mesih’in üyelerini iyileştiren ve onların gelişmelerini sağlayan Kilise sırlarıyla; armağanlar arasında en önemli sırayı alan havarilere bağışlanan lütufla, (LG 7) "Kilise’yi yenilemeye ve daha çok geliştirmeye yarayacak görev ve yükümlülükleri üzerlerine alabilecek elverişli duruma getiren" (LG 12, bkz. AA 3) değişik özel lütuflar sayesinde (karizma denilen) iyilik yapmayı sağlayan erdemlerle.

 

Karizmalar

799 Olağanüstü ya da basit ve gösterişsiz karizmalar, dolaylı ya da dolaysız, Kilise’nin gelişmesine, insanların yararına ve dünyanın ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, kilisece bir yararı olan Kutsal Ruh’un lütuflarıdır.

800 Karizmalar onları alan tarafından olduğu kadar Bütün Kilise üyeleri tarafından da şükranla kabul edilmelidir. Bu gerçekten, Mesih’in tüm Bedeninin kutsallığı ve havarisel canlılığı için şahane lütuf zenginliğidir; yeter ki bununla birlikte gerçekten Kutsal Ruh’tan gelmiş armağanlar söz konusu olsun ve bu aynı Ruh’un gerçek atılımlarına tamamen uygun biçimde, kısacası karizmanın gerçek ölçüsü sevgiye göre uygulansınlar. (Bkz. 1 Kor 13)

801 İşte bu anlamda karizmaları ayırt etmenin gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır. Hiçbir karizma sahibi Kilise Çobanlarına başvurmama ve onlara bağlı olmama lüksüne sahip değildir. "Kutsal Ruh’u söndürmek değil, ama bütün karizmaları deneyip iyi olanda kalmak gerekir." (LG 12) Bütün tamamlayıcılıkları ve çeşitlilikleriyle karizmalar "kamu yararı" (Bkz. LG 30, CL 24) (1 Kor 12, 7) içindir.

 

ÖZET

802 "Mesih, bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendisine ait ve iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak için kendini feda etti" (Tit 2, 14).

803 "Sizler seçilmiş bir soy, soylu rahipler sınıfı, kutsal bir ulus, Tanrı’nın öz halkısınız" (1 Pet 2, 9).

804 İman ve Vaftizle Tanrı’nın Halkından olunur. "İnsanlar Mesih’te tek bir aile ve Tanrı’nın tek Halkını (LG 13) oluştursunlar diye herkes Tanrı’nın Halkına katılmaya çağrılmıştır." (AG 1)

805 Kilise Mesih’in Bedenidir. Kutsal Ruh ve Onun Kilise sırlarındaki özellikle Efkaristiya’daki etkisiyle, ölmüş ve dirilmiş Mesih, inanlılar topluluğunu Bedeni olarak oluşturur.

806 Bu bedenin tekliğinde farklı üyeler ve görevler vardır. Bütün üyeler birbirine bağlıdır; özellikle de acı çekenler, yoksullar ve zulüm görenler.

807 Kilise Mesih’in Baş olduğu Bedendir: Kilise onun sayesinde, onda ve onun için yaşıyor; Mesih de onunla ve onda yaşıyor.

808 Kilise Mesih’in eşidir: Mesih Kilise’yi sevdi ve onun uğruna kendini feda etti. Mesih onu kendi kanıyla temizledi. Mesih onu Tanrı’nın bütün çocuklarının üretken Anası yaptı.

809 Kilise Kutsal Ruh’un Tapınağıdır. Kutsal Ruh Mistik Bedenin ruhu gibidir, yaşamın kaynağıdır, armağan ve karizmalarının zenginliği ve çeşitliliğidir.

810 Böylelikle evrensel Kilise, "birliğini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un birliğinden alan bir Halk görünümündedir". (LG 4, A. Cyprianus’tan alıntılama)

 

 

III. PARAGRAF

Kilise tek, kutsal ve Katolik (evrensel) ve havariseldir

811 "Mesih’in biricik Kilisesinin tek, kutsal, katolik (evrensel) ve havarisel" (LG 8) olduğunu söylüyoruz. Birbirine ayrılmaz bir biçimde bağlı olan bu özel nitelik, (Bkz. DS 2888) Kilise’nin ve onun misyonunun temel hatlarını belirtir. Kilise bunlara kendiliğinden sahip olmamıştır; Mesih, Kutsal Ruh aracılığıyla Kilisesine, tek, kutsal, katolik (evrensel) ve havarisel olma niteliklerini verir, aynı zamanda onu bu niteliklerin her birini gerçekleştirmeye davet eder.

812 Yalnızca iman, Kilise’nin bu nitelikleri Tanrısal kaynaktan aldığını kabul edebilir. Ancak tarihsel göstergeler insan aklına açıkça hitap eden işaretlerdir. Birinci Vatikan Konsili’nin belirttiğine göre, "Kilise kutsallığı, Katolik (evrensel) birliği, kırılma nedir bilmeyen cesareti nedeniyle kendisinin Tanrısal misyonunun reddolunamaz bir kanıtı, büyük ve sürekli inandırıcılık nedenidir" (DS 3013).

 

I. Kilise tektir

"Kilise’nin tekliğinin kutsal gizi"(UR 2)

813 Kilise kendi kaynağından dolayı tektir: "Bu gizin kaynağı ve yüce örneği bir tek Tanrı Baba’nın ve Oğul’un, Kutsal Ruh’taki birliğinde bulunan kişilerin üçlüğündedir". (UR 2) Kilise kurucusu nedeniyle tektir. Çünkü "kişi olarak cisimlenen Oğul bütün insanları Haçı sayesinde Tanrı’yla barıştırdı ve herkesi bir tek halkta ve bir tek Bedende topladı" (GS 78, 3). Kilise ruhu sayesinde tektir: "İnanlılarda oturan ve bütün Kilise’yi dolduran ve idare eden Kutsal Ruh inanlıların hepsini birbirine sıkı sıkıya bağlayarak, onlar arasındaki bu eşsiz birliği Kilise Birliğinin temeli olan Mesih’te gerçekleştirir." (UR 2) Demek ki Kilise’nin tek olması özünde vardır.

Ne şaşırtıcı giz! Evrenin bir tek Babası vardır, evrenin bir tek Logos’u ve her yerde aynı olan bir tek Kutsal Ruh’u vardır; anne olan bir tek bakiresi vardır, ona da "Kilise" demeyi uygun buluyorum.(A. İskenderiyeli Clemens, paed.1 , 6)

814 Başından beri, tek olan bu Kilise bununla birlikte gerek Tanrı’nın armağanlarının çeşitliliğinden gerek onları alan kişilerin çokluğundan ileri gelen büyük bir farklılık göstermiştir. Çeşitli halklar ve kültürler Tanrı Halkının birliğinde birleşmiştir. Kilise’nin üyeleri arasında armağanlar, sorumluluklar, koşullar ve yaşam biçimleri bakımından farklılıklar vardır; "Kilise’nin bağrında kendi geleneklerini koruyan özel Kiliseler vardır" (LG 13). Bu farklılıkların zenginliği Kilise’nin birliğine ters düşmez. Bununla birlikte, günah ve günahın ağır sonuçları sürekli olarak bu birliği tehdit etmektedir. Havari insanları uyarmaya çalışıyor: "Ruh’un birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin" (Ef 4, 3).

815 Bu birlik bağları nelerdir? "Bunların hepsinin üzerinde yetkin birliğin bağı sevgidir" (Kol 3, 14). Gurbetteki Kilise’ nin birliği inan birliğinin gözle görülür bağlarıyla güvence altına alınmıştır:

- Havarilerden miras alınmış tek inancı açıkça beyan etme;
- Tanrısal kültü, özellikle de Kilise sırlarını ortak olarak kutlama;
- Ruhbanlık sırrı ile havarilerin mirasının devam etmesi ve Tanrı ailesinin kardeşçe uyum içinde olması. (Bkz. UR 2, LG 14, CIC, can 205)

816 "Mesih’in biricik Kilisesi, ( ... ) Kurtarıcımız dirildikten sonra başına geçsin diye Petrus’a ve onu geliştirsin ve yönetsinler diye öteki havarilere emanet ettiği Kilise’dir ( ... ). Bu Kilise dünyada oluşmuş ve organize olmuş bir topluluk olarak Petrus’un halefi ve onunla birlik içinde olan episkoposlar tarafından yönetilen Katolik Kilisesi’nde (subsistit in) gerçekleşmiştir" (LG 8):

İkinci Vatikan Konsili’nin ökümenizm hakkındaki Kararnamesi açıktır: "Nitekim esenliğin bütün çareleri sadece ‘esenliğin genel çaresi’ olan Mesih’in Katolik Kilisesi aracılığıyla elde edilebilir. Rab, inancımıza göre, yeryüzünde şimdiden bir bakıma Tanrı’nın Halkından sayılanlar tam olarak Mesih’in Bedenine katılarak tek bir Beden oluştursunlar diye Yeni Antlaşma’nın bütün zenginliklerini sadece Petrus’un lideri olduğu Episkoposlar Kurulu’ na emanet etti." (UR 3)


Birlik yaraları

817 Gerçekten, "Tanrı’nın bu tek ve biricik Kilisesinde baştan beri havarinin sert bir şekilde eleştirdiği kınanacak bazı bölünmeler meydana geldi; daha sonraki yüzyıllar boyunca daha ciddi anlaşmazlıklar oldu ve suç kimi zaman bir tarafta kimi zamanda öteki taraftaki kişilerde olmak üzere Katolik Kilisesi’nden ayrılan kalabalık topluluklar oldu" (UR 3). Mesih’in Bedeninin birliğini zedeleyen bu kopmalar (mezhep sapkınlığını, Hıristiyanlıktan dönmeleri, dinin aslından ayrılmaları bunlar arasında sayabiliriz) (Bkz. CIC, can. 751) insanların günahları yüzünden olur:

Nerede günah varsa orada uzlaşmazlık da vardır, dinin aslından ayrılmalar da vardır, mezhep sapkınlıkları da vardır, anlaşmazlıklar da vardır; ama erdemin bulunduğu yerde inanlıların tek bir ruh ve tek bir vücut olmalarını sağlayan birlik de vardır. (Origenes, hom. İn Ezech. 9, 1)

818 "Günümüzde böylesi kopmalardan oluşmuş cemaatlerde doğan ve Mesih’e inanan kişiler bölücülükle suçlanamazlar, Katolik Kilisesi de onları sevgi ve kardeşçe saygı ile kucaklar ( ... ). Vaftizde alınan imanla aklanan, Mesih’e katılan bu kişiler haklı olarak Hıristiyan adını taşırlar, Katolik Kilisesi’nin çocukları da onları haklı olarak Rab’de kardeş olarak kabul ederler." (UR 3) 

819 Zaten, Katolik Kilisesi’nin gözle görülür sınırları dışında "birçok kutsallaştırma ve gerçek öğeler" (LG 8) vardır: "Tanrı’nın yazılı sözü, nur, iman, umut ve sevgi yaşamı, Kutsal Ruh’un başka içsel armağanları ve başka görünür öğeler." (UR 3, bkz. LG 15) Mesih’in Ruhu bu Kiliselerden ve kilise camaatlerinden, gücü Mesih’ in Katolik Kilisesi’ne emanet ettiği gerçek ve lütuf doluluğundan gelen esenlik çaresi olarak yararlanır. Bütün bu iyilikler Mesih’ten gelir ve Ona götürür (Bkz. UR 3) ve kendiliğinden "evrensel birliği" (LG 8) çağırır.

 

Birliğe doğru

820 "Mesih ta baştan Kilisesine birliği verdi. Bunun yitmez bir biçimde Katolik Kilisesi’nde bulunduğuna inanıyor ve dünyanın sonuna kadar her gün artan bir şekilde gelişeceğini umut ediyoruz" (UR 4). Mesih Kilisesine her zaman birlik lütfunu verir, ancak Kilise de bu birliği korumak ve Mesih’in istediği birliği gerçekleştirmek ve güçlendirmek için daima çalışmalı ve dua etmelidir. İşte bunun içindir ki, İsa acı çekeceği saatte havarilerin birliği için dua etti ve Baba’ya dua etmeye hâlâ devam ediyor: " ... Hepsi bir olsunlar. Baba senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi onlarda bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin" (Yu 17, 21). Bütün Hıristiyanların birlik olmasını arzulama Mesih’in bir lütfu ve Kutsal Ruh’un bir çağrısıdır.(Bkz. UR 1)

821 Bu çağrıya gerektiği gibi cevap vermek için gerekli olanlar şunlardır:

- Kilise’nin kendi görevine daha bağlı kalması için sürekli yenilenmesi, Bu yenilenme birliğe götüren hareketin çaresidir;(Bkz. UR 6)

- İncil’e göre daha temiz yaşam sürmek amacıyla yüreklerin değişmesi, (Bkz. UR 7) çünkü bölünmelerin nedeni üyelerin Mesih’in lütfuna sadık kalmamalarıdır;

- Birlikte dua, çünkü yüreğin değişmesi, temiz yaşam ve Hıristiyanların birliği için yapılan özel ve ortak dualara ökümenizmin ruhu olarak bakılmalıdır ve buna haklı olarak "tinsel ökümenizm" (UR 8) de denilebilir;

- Karşılıklı birbirini tanıma; (Bkz. UR 9)

- İnanlıların özellikle papazların ökümenik eğitim ve öğretimi;(Bkz. UR 10)

- Tanrıbilimciler arasında diyalog ve farklı Kilise ve cemaatlerdeki Hıristiyanların bir araya gelmesi;(Bkz. UR 4, 9, 11)

- Değişik hizmet alanlarında Hıristiyanlar arasında işbirliği.(Bkz. UR 12)

822 Birliği gerçekleştirme kaygısı "inanlısıyla idarecisiyle bütün Kiliseyi ilgilendirir"(UR 5). Mesih’in tek ve biricik Kilisesinde bütün Hıristiyanların barışarak birleşmesiyle ilgili bu kutsal projenin insan kapasite ve gücünü aştığının bilincinde olmak gerekir. "Bunun içindir ki, bizler umudumuzu Mesih’in Kilisesi için yaptığı duaya, Baba’nın bizlere duyduğu sevgiye ve Kutsal Ruh’un gücüne bağlıyoruz."(UR 24)

 

II. Kilise kutsaldır

823 "Kilise ( ... ) inanç ışığında hep kutsaldır. Nitekim Baba ve Kutsal Ruh’la birlikte ‘biricik Kutsal’ olarak ilan edilen Tanrı’nın Oğlu Mesih Kilise’yi eşi gibi sevmiş, onu kutsallaştırmak amacıyla onun uğruna kendini feda etmiş, onunla kendi Bedeni gibi birleşmiş ve ona Tanrı’nın Yüceliği için Kutsal Ruh’un lütfunu bahşetmiştir."(LG 39) Şu halde Kilise Tanrı’ nın kutsal Halkıdır,(LG 12) mensuplarına da "azizler"(Bkz. Hİ 9, 13,1 Kor 6, 1, 16, 1) denir.

824 Mesih’le birleşmiş Kilise, Onun sayesinde kutlulaşır; Kilise de Onun sayesinde ve Onda kutlulaştıran olur. "Kilise’ nin bütün işi insanların Mesih’te kutlulaşmasına ve Tanrı’ nın yücelmesine yöneliktir.(SC 10) Esenliğin bütün yolları (UR 3) Kilise’ ye teslim edilmiştir. Tanrı’nın lütfu sayesinde kutsallığı onda elde ederiz."(LG 48)

825 "Kilise yeryüzünde kusurlu olsa da, gerçek bir kutsallıkla bezenmiştir."(LG 48) Mensupları kutsal yetkinliğe sahip kılınmalıdır. "Durumları ve yaşam biçimleri ne olursa olsun Mesih’e inanan böylesi büyük ve böylesi bol esenlik yoluyla güçlendirilmiş herkes kendi yolunda yürümek üzere Tanrı tarafından Baba’nın yetkin kutsallığına erişmeye çağrılmıştır."(LG 11)

826 Sevgi kutsallığın can damarıdır. Herkes sevmeye çağrılmıştır: Sevgi kutlulaştırma yollarının hepsini yönetir, onlara ruh verir ve onları kendi akıbetlerine götürür.(LG 42)

Kilise’nin değişik organlardan oluşmuş bedeni olsaydı, şuna kanaat getirdim ki, Kilise en gerekli ve en soylu organa da sahiptir. Kilise’nin bir yüreği var ve bu yürek SEVGİYLE YANIP TUTUŞUYOR. Kilise mensuplarını harekete geçirenin sadece SEVGİ olduğunu anladım, sevginin ateşi sönseydi havariler İncil’i vazedemezlerdi, dinşehitleri kanlarını dökmekten vazgeçerlerdi ( ... ) SEVGİNİN BÜTÜN GÖNÜL EĞİLİMLERİNİ İÇERDİĞİNİ, SEVGİNİN HER ŞEY OLDUĞUNU, BÜTÜN ZAMANLARI VE HER YERİ KUCAKLADIĞINI ( ... ) KISACASI EBEDİ OLDUĞUNU ANLADIM! (Azize Thérése de I’Enfant-Jésus, ms otob.  B3v)

827 "Oysa sırf halkı günahlarından kurtarmak için gelen ‘kutsal, masum, lekesiz’ Mesih, günah işlemedi, bağrında günahları barındıran Kilise ise hem kutsal hem de arınmaya muhtaçtır, gücünü sürekli olarak tövbe etme ve yenilenmenin ardından gitmeye harcamaktadır." (LG 8, bkz. UR 3) Kilise’nin bütün üyeleri, yöneticiler dahil, kendilerini günahkâr saymalıdırlar.(Bkz. 1 Yu 1, 8-10) Dünyanın sonuna kadar herkeste İncil’in iyi tohumuna günahın deliceleri karışmış olarak kalacaktır.(Bkz. Mt 13, 24-30) Şu halde Kilise Mesih’in esenliğiyle etkilenmiş kutlulaşma yolundaki günahkârları bir araya getirmektedir:

Kilise bağrında günahkârları barındırmasına rağmen kutsaldır, zira kendisinde nur yaşamından başka bir yaşam yoktur: Üyeleri onun yaşamını sürerek kutlulaşırlar; onun yaşamından uzaklaşarak kutsallığın ışımasını engelleyen günaha ve sapmalara düşerler. Bunun içindir ki Kilise acı çeker ve bu hatalar için tövbe eder. Kilise’nin, çocuklarını Mesih’in kanıyla ve Kutsal Ruh’un lütfuyla iyileştirme gücü vardır.(APF 19)

828 Bazı inanlılarını aziz ilan ederek, kısacası bu inanlıların erdemleri kahramanca uygulamış olduklarını ve Tanrı’nın lütfuna sadık kalarak yaşadıklarını törenle ilan ederek, Kilise kendinde bulunan kutsallık Ruhunun gücünü kabul etmiş olmakta ve inanlılara bu kişileri örnek ve aracı olarak göstererek umutlarını desteklemektedir.(Bkz. LG 40, 48-51) "Aziz ve azizeler Kilise tarihindeki en zor anlarda yenilenme kaynağı olmuşlardır."(CL 16, 3) Nitekim, "kutsallık Kilise’nin havarisel etkinliğinin ve misyoner atılımının gizli kaynağı ve yanılmaz ölçüsüdür"(CL 17, 3).

829 "Kilise Meryem Ana’nın kişiliğinde kendisini lekesiz ve pürüzsüz yapan yetkinliğe ulaşmıştır bile. Mesih inanlıları hâlâ kutsallık yolunda ilerlemek için günaha karşı zafer kazanmak çabası içindedirler: İşte bu nedenle gözlerini Meryem Ana’ya çevirirler"(LG 65): Kilise onun sayesinde şimdiden tamamen kutsaldır.

 

III. Kilise Katoliktir

"Katolik" sözcüğü ne anlama gelmektedir?

830 "Katolik" sözcüğü "toplam anlamında, bütünlük" anlamında "evrensel" demektir. Kilise çift anlamda Katoliktir:
               Birincisi; Kilise katoliktir, çünkü kendisinde Mesih mevcuttur. "Mesih İsa neredeyse Katolik Kilisesi oradadır."(A. Antakyalı Ignatius, smyrn. 8, 2) Onda Mesih’in tam Bedeni Başıyla birleşmiş olarak varlığını sürdürmektedir,(Bkz. Ef 1, 22-23) bu da Kilise’nin Ondan, Onun istediği esenlik yollarının hepsini aldığını gösterir (AG 6): Doğru ve tam inanç ifadesi, kusursuz Kilise sırlarına uygun yaşam ve havarilerden miras kalan ruhban sınıfı. Kilise bu temel anlamıyla Pentekost günü Katolik oldu, (Bkz. AG 4) İsa’nın tekrar geleceği güne kadar da öyle kalacaktır.

831 Kilise Katoliktir, çünkü insanların evrenselliğini sağlamak amacıyla Mesih tarafından görevlendirilmiştir:(Bkz. Mt 28, 19)

Herkes Tanrı’nın Halkı olmaya çağrılmıştır. Bunun içindir ki, bu Halkın görevi tek ve biricik kalarak, Tanrı’nın başlangıçta insan doğasını birlik içinde yaratırken öngördüğü dağılmış çocuklarını bir araya toplamak olan isteği gerçekleşsin diye kendini bütün evrenin boyutlarına ve bütün çağlara yayılacak şekilde hazırlamaktır (...). Tanrı’nın Halkı üzerinde parlayan bu evrensellik niteliği Rab’bin bizzat kendisinin bir armağanıdır, bunun sayesinde Katolik Kilisesi, etkin ve sürekli biçimde, bütün insanlığı Mesih’in liderliğinde, Onun Ruhu’nun birliğinde içerdiği iyiliklerle birlikte toparlamaya çalışmaktadır.(LG 13)

 

Her özel Kilise "Katolik"tir

832 "Mesih’in Kilisesi inanlıların her yerel yasal gruplaşmasında gerçekten mevcuttur, çobanlarına bağlı olarak onlar da Yeni Antlaşma’ya göre Kilise adını almaya hak kazanmışlardır ( ... ) O Kiliselerde inanlılar Mesih’in İncil’inin vazedilmesiyle bir araya gelirler, o Kiliselerde Rab İsa’nın son yemeği kutlanır ( ... ). Çoğu zaman çok küçük ve yoksul ya da dağılmış gözükseler de Kilise’nin bir, kutsal, Katolik ve havarisel olması nedeniyle Mesih bu cemaatlerde hazır bulunur."(LG 26)

833 "Özel Kilise" demekle havarilerden gelen emanete uygun bir şekilde seçilen episkoposla birlikte inançlarına ve Kilise sırlarına sadık bir cemaat olan episkoposluklar kastediliyor.(Bkz. CD 11, CIC, can, 368-369) Bu özel Kiliseler "evrensel Kilise’nin örneğine göre oluşmuşlardır; tek ve biricik Katolik Kilisesi onlarda ve onlardan başlayarak vardır".(LG 23)

834 Özel Kiliseler birbirleriyle olan bağlantıları nedeniyle tamamen Katoliktir: Roma Kilisesi "Sevgiyle başkanlık"(A. Antakyalı Ignatius, Rom 1, 1) eder. "Şahane başlangıcı nedeniyle doğal olarak bütün Kiliseler kısacası bütün dünyadaki inanlılar bu Kiliseyle uyum içinde olmalıdır."(A. Ireneus, haer. 3, 3, 2: I Vatikan Konsili’nce yeniden ele alınmış: DS 3057) Nitekim, "cisimlenmiş Kelâm’ın bize inmesiyle her yerdeki bütün Hıristiyan Kiliseleri -Roma’daki- büyük Kiliseyi tek temel ve baz aldılar ve alıyorlar, çünkü Kurtarıcı’nın verdiği söze göre cehennem kapıları ona karşı hiçbir zaman üstünlük sağlayamayacak."(İman Şahidi A. Maximus, opusc)

835 "Evrensel Kilise özel Kiliselerin basit bir toplamı ya da federasyonu olarak anlaşılmamalıdır. Dünyanın her bölgesinde çeşitli ifade biçim ve görünümlerine bürünerek kültürel, sosyal ve insani vb. çeşitli alanlarda kök salan, eğilimi ve misyonu ile evrensel olan Kilise bundan daha fazla bir şeydir."(EN 62) "Yerel Kiliselere özgü ortak tinsel ve Tanrıbilimsel zenginliklerin, litürjik ritler, kilise disiplinlerinin zengin çeşitliliğinin birliğe doğru yönelmesi bölünmez Kilisenin Katolikliğini daha açık bir şekilde gösteriyor."(LG 23)

 

Kim Katolik Kilisesi’ne mensuptur?

836 "Tanrı Halkının ( ... ) Katolik birliğine bütün insanlar çağrılmıştır; bu birliğe değişik biçimler ya da düzenler altında bütün Katolikler ve Mesih’e inananlar, son olarak da istisnasız İlahi takdirin esenliğe çağırdığı bütün insanlar dahildir"(LG 13):

837 "Mesih’in Ruhuna sahip Kilise organizasyonunu ve onda kurulmuş esenlik yollarını tümüyle kabul eden kişiler ve bundan başka, inançla, Kilise sırlarıyla, Kilise idaresi ve camiayla oluşturulan bağlar sayesinde Kilise’nin gözle görülen bütününde ve papa ve episkoposları aracılığıyla Kiliseyi yöneten Mesih’le birleşmiş şekilde Kilise denilen topluluğun tam bir üyesi olurlar. Bununla birlikte Kilise’ye katılma, sevgide sebat etmeyen, Kilise’nin bağrında ‘yüreğiyle’ değil de ‘bedenen’ bulunan kişinin esenliğini garanti etmez."(LG 14)

838 "Kilise kendini, Hıristiyan adlarıyla onurlandırılarak vaftiz olmuş, ama inancını tam olarak ifade etmeyen ya da halef Petrus’la birliği korumayan kişilerle birçok nedenden dolayı bağlı bilir."(LG 15) "Mesih’e inanan ve geçerli bir biçimde vaftiz olanlar, kusurlu bir şekilde de olsa Katolik Kilisesi ile birlik içinde bulunurlar."(UR 3) Ortodoks Kiliseleri ile bu birlik öylesine köklüdür ki, "birliğin tam olması için hep birlikte Rab’ bin Efkaristiyasını kutlamaya az kalmıştır"(VI. Paul, 14 Aralık 1975’teki söylevi, bkz. UR 13-18).

 

Kilise ve Hıristiyan olmayanlar

839 "Henüz İncil’i kabul etmemiş olanlar, onlar da çeşitli biçimlerde Tanrı’nın halkı içinde yer alırlar":(LG 16)

Kilise’nin Yahudi Halkıyla olan ilişkisi. Yeni Antlaşma’daki Tanrı’nın Halkı kendi öz gizini dikkatle inceleyerek "Tanrı’nın ilk konuştuğu"(Bkz. NA 4) Yahudi Halkıyla (MR 7, Kutsal Cuma 13: Evrensel dua VI) olan bağını keşfeder. Öteki Hıristiyan olmayan dinlerden ayrı olarak Yahudi inancı Eski Antlaşma’da Tanrı’nın vahyine yanıttır. "Oğulluk, yücelik, antlaşmalar, buyurulan Kutsal Yasa, kült, vaatler ve atalar Yahudi Halkınındır, Mesih de bedence onlardan gelmiştir" (Rom 9, 4-5). "Çünkü Tanrı’nın armağanları ve çağrısı geri alınamaz" (Rom 11, 29).

840 Zaten, geleceği göz önüne alacak olursak, Eski Antlaşma’daki Tanrı Halkı ile Tanrı’nın yeni Halkı benzer amaçlara yöneliktirler: Mesih’in gelişini -ya da yeniden gelişini- bekleyiş. Ama bekleyiş bir yandan Tanrı’nın Oğlu ve Rab olarak bilinen ölmüş ve dirilmiş Mesih’in yeniden dönüşü, öte yandan dünyanın sonunda belirtileri örtülü kalan bekleyiş, bilgisizliğin eşlik ettiği ya da Mesih İsa’yı tanımazlıktan gelmenin bekleyiş dramı.

841 Kilise’nin Müslümanlarla ilişkileri. "Esenlik tasarısı Yaradanı kabul edenleri, öncelikle İbrahim’in inancını ifade eden, bizim gibi tek, bağışlayıcı, son günde insanları yargılayacak Tanrı’ya tapan Müslümanları da aynı şekilde kapsar."(LG 16,bkz. Na 3)

842 Kilise’yi Hıristiyan olmayan dinlerle birleştiren her şeyden önce insan soyunun ortak bir başlangıcı ve sonu olmasıdır.

Nitekim, bütün halklar bir tek topluluk oluşturur; bir tek insan soyu vardır, çünkü Tanrı insan ırkının yeryüzünde oturmasını istedi; insanların bir tek sonları vardır, o da Tanrı’dır. Tanrı’nın iyiliğinin ve esenlik tasarılarının kanıtları olan Tanrı’nın korumacılığı, seçilmişler kutsal kentte bir araya gelene dek, herkese yayılmıştır. (Na 1)

843 Kilise öteki dinlerin bilinmeyen ama yaşamı, nefesi ve her şeyi vermesinden beri herkese yakın olan ve herkesin kurtulmasını isteyen Tanrı’nın "hâlâ örtülü ve imgeli" arayışı içinde olduklarını kabul etmektedir. Böylelikle, Kilise dinlerde bulunabilecek iyi ve gerçek her şeyi "bir İncil hazırlığı ve sonunda yaşama sahip olsun diye her insanı aydınlatan Kişi’nin bir ihsanı olarak görmektedir"(LG 16, bkz. Na 2, EN 53).

844 Ancak insanlar dinsel tutumlarında Kendilerindeki Tanrı imgesini bozan hatalar ve sınırlar gösterirler:

Çoğu zaman, şeytan tarafından aldatılmış olarak akıl yürütürken yollarını şaşırırlar, Tanrı’nın gerçeğini yalanla değiştirirler, yaratığı Yaradan’a tercih ederek ona hizmet ederler ya da bu dünyada Tanrı’sız yaşar ve Tanrı’sız ölürler, böylece korkunç umutsuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.(LG 16)

845 Günahın yoldan çıkardığı ve dağıttığı bütün çocuklarını yeniden bir araya getirmek amacıyla Baba bütün insanlığı Oğlunun Kilisesine çağırmak istedi. Kilise insanlığın kendi esenliğini ve birliğini yeniden bulduğu yerdir. Kilise "barışmış dünya"dır (A. Augustinus, serm. 96, 7, 9). Kilise "Kutsal Ruh’un nefesiyle Rab’bin Haç yelkeniyle bu dünyada seyreden" (A. Amrosius, virg. 18, 118) yelkenli gemisidir, Kilise Babalarının benzetmelerine göre Kilise tufandan kurtaran Nuh’un Gemisi’dir (Bkz. 1 Pet 3, 20-21).

"Kilise’nin dışında esenlik yoktur"

846 Kilise Babalarınca sık sık tekrarlanan bu savı nasıl anlamalı? Olumlu bir biçimde dile getirildiğinde bunun anlamı her esenliğin Baş-Mesih’ten onun Bedeni Kilise aracılığıyla geldiğidir:

Konsil Kutsal Kitaba ve Geleneğe dayanarak yeryüzünde ilerlemekte olan bu Kilise’nin esenlik için gerekli olduğunu belirtmektedir. Nitekim, sadece Mesih esenliğin yolu ve aracısıdır: Oysa, Mesih Kilise olan Bedeninde mevcut olmaktadır; imanın ve Vaftizin gerekliliğini bize öğreterek, aynı zamanda bize doğruladığı insanların Vaftiz kapısından girmeleri bu Kilise’nin gerekliliğidir. İşte bu nedenledir ki, gerek Kilise’nin Mesih İsa aracılığıyla Tanrı tarafından gereklilik sonucu kurulduğunu bilen (LG 14) ve Katolik Kilisesi’ne girmeyi reddeden, gerek bunda direten kişiler kurtulamazlar.

847 Bu doğrulama, kendi hataları olmadan Mesih’i ve Kilisesini tanımayanları ilgilendirmemektedir:

Nitekim, kendi hataları olmadan, Mesih’in İncil’inden ve onun Kilisesinden haberi olmayan ama Tanrı’yı dürüst bir yürekle arayan ve lütfun etkisiyle Tanrı’nın iradesini kendi vicdanlarının sesine uyarak yerine getirmeye çalışan kişiler ebedi esenliğe erişebilirler.(LG 16, bkz. DS 3866-3872)

848 "Her ne kadar Tanrı kendi hataları olmadan İncil’den haberleri olmayan insanları sadece kendisi tarafından bilinen yollarla imana getirebilirse de, ‘iman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkânsızdır’ (İbr 11, 6), Kilise’nin bütün insanlara İncil’i bildirme yükümlülüğü ve aynı zamanda hakkı vardır."(AG 7)

Misyon - Kilise’nin Katolikliğinin bir gereği

849 Misyoner vekâleti. "Tanrı tarafından uluslara esenliğin evrensel kutsallaştırıcısı olarak gönderilen Kilise, kendi Katolikliğinin asıl zorunlulukları nedeniyle ve kurucusunun buyruğuna boyun eğerek bütün gücüyle İncil’i bütün insanlara bildirmeye yönelmiştir"(AG 1): "Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinleyim" (Mt 28, 19-20).

850 Misyonun özü ve amacı. Rab’bin misyoner vekâleti Çok Kutsal Üçlü-Birlik’in ebedi sevgisinden kaynaklanmaktadır: "Kilise, doğası gereği, yeryüzündeki yolculuğu boyunca, misyonerdir, çünkü kaynağını Tanrı Baba’nın tasarısı gereğince, Oğul’un misyonundan ve Kutsal Ruh’un misyonundan alır."(AG 2) Misyonun son amacı da Baba ile Oğul arasında sevgi Ruhunda mevcut bulunan birliğe insanların katılmasını sağlamaktır.(Bkz. II Jean Paul, RM 23)

851 Misyonun nedeni. Kilise misyonerlik atılımı için gücü ve zorunluluğu her zaman Tanrı’nın bütün insanlara olan sevgisinden almıştır. "Çünkü Mesih’in sevgisi bizi (buna) zorlar..."(Bkz. AA 6, RM 11) (2 Kor 5, 14). Nitekim "Tanrı tüm insanların kurtulmasını ve gerçeğin bilincine erişmesini ister" (1 Tim 2, 4). Tanrı herkesin gerçeğin bilincine vararak esenliğe kavuşmasını ister. Esenlik gerçektedir. Gerçek Ruhunun teşvikine riayet edenler şimdiden esenlik yolundadırlar; ama bu gerçeğin emanet edildiği Kilise, bu gerçeği onlara götürmek için onların isteklerini karşılamaya gitmelidir. Kilise esenliğin evrensel tasarısına inandığı için misyonerdir.

852 Misyonun yolları. "Kutsal Ruh bütün Kilise misyonlarında en önemli rolü oynayandır."(RM 21) Kilise’ye misyon yollarında götüren Odur. "Kilise tarih boyunca yoksullara İyi Haberi bildirmek üzere gönderilen Mesih’in misyonunu geliştirip devam ettirmiştir; Kilise şu halde Mesih’in yolunda Mesih’in Ruhu’nun itmesiyle yürümelidir, kısacası ölünceye kadar yoksulluk içinde, itaat, hizmet ve kendini feda ederek izlediği ve dirilişiyle yengi ile çıktığı yolda."(AG) "Dinşehitlerinin kanı Hıristiyanlar için işte böyle tohum olmaktadır."(Tertülyanus, apol. 50)

853 Ancak Kilise, yolculuğu sırasında "açınladığı mesaj ile bu İncil’in emanet edildiği kişilerin insani acizliği arasındaki mesafeyi de tecrübe eder"(GS 43, 6). Tanrı’nın Halkı ancak "Tövbe ve yenilenme"(LG 8, bkz. 15) yolunda ilerleyerek ve "Haçın dar kapısından geçerek"(AG 1) Mesih’in egemenliğini yayabilir.(Bkz. RM 12-20) Nitekim, "Mesih, insanları yoksulluk ve zulüm içinde kurtardıysa, Kilise de insanlara esenlik meyvelerini iletmek için bu aynı yola girmeye çağrılmıştır"(LG 8)

854 "Kendi misyonu vasıtasıyla Kilise bütün insanlıkla birlikte yol alır ve dünyanın dünyevi kaderini paylaşır; Kilise, Mesih’te yenilenmeye ve Tanrı’nın ailesine dönüştürülmeye çağrılan insan topluluğunun ruhu, mayası gibidir."(GS 40, 2) Misyonerlik çabası sabır ister. Bu çaba İncil’i halklara ve henüz Mesih’e inanmayan gruplara bildirmekle başlar.(Bkz. RM 42-47) Bunu "dünyada Tanrı’nın varlığının işaretleri olan Hıristiyan cematlerinin"(AG 15) ve yerel Kiliselerin(Bkz. RM 48-49) kurulması izler; İncil’i halkların kültürlerinde canlandırma için bir inkültürasyon süreci başlatır;(Bkz. RM 52-54) başarısızlıkları da tanımakta gecikmeyecektir. "Halkları, grupları, kişileri ilgilendiren konularda, Kilise onlara ancak aşamalı olarak ulaşmakta ve nüfuz etmekte ve onları tam katolikliğe almaktadır."(AG 6)

855 Kilise’nin misyonu Hıristiyanlar arası birliğe doğru çabayı davet etmektedir.(Bkz. RM 50) Nitekim "Hıristiyanlar arası bölünmeler kendisine Vaftizle dahil olan ve kendi özlerinde bulunan ama tam birlikten ayrılmış bulunan oğullarında Kilise’nin Katolikliği tam olarak gerçekleştirmesini engeller. Üstelik Kilise’nin kendisi için, kendi yaşamının gerçeğinde tam Katolikliği bütün görünümleriyle ifade etmek daha zorlaşır"(UR 4).

856 Misyonerlik görevi henüz İncil’i kabul etmeyenlerle saygılı bir diyalog gerektirir.(Bkz. RM 55) İnanlılar "Tanrı’nın gizli varlığıyla uluslarda gerçek ve lütuf olan her şeyi daha iyi tanımayı öğrenerek bu diyalogdan"(AG 9) kendileri için yarar çıkarabilirler. Bilmeyenlere İyi Haberi bildirirlerse bunu, Tanrı’nın insanlar ve halklar arasına yaydığı gerçeği ve iyiliği yükseltmek, tamamlamak ve sağlamlaştırmak ve onları "Tanrı’nın yücelmesi, şeytanın mahcup olması ve insanın mutluluğu için"(AG 9) yanlıştan ve kötülükten arındırmak için yaparlar.

 

IV. Kilise havariseldir

857 Kilise havariseldir, çünkü havarilerin üzerine kurulmuştur, hem de üç anlamda:

- Kilise Mesih’in kendisi tarafından seçilen ve misyon için gönderilen (Bkz. Mt 28, 16-20, Hİ 1, 8, 1 Kor 9, 1, 15, 7-8,Gal 1, 1, vb) "havarilerin temeli üzerine kurulmuş ve öyle kalmıştır" (Ef 2, 20; Hİ 21, 14);
- Kilise kendisinde oturan Ruh sayesinde havarilerden duyduğu sağlıklı sözleri, iyi mirası, öğretiyi (Bkz. Hİ 2, 42) korur ve iletir;(Bkz. 2 Tim 1, 13-14)
- Kilise Mesih’in yeniden gelişine kadar yöneticilik sorumluluğunu üzerlerine alan havarilerin takipçileri aracılığıyla havariler tarafından eğitilmeye, kutlulaşmaya ve yönetilmeye devam eder: "Kilise’nin yüce Çobanı olan Petrus’un halefiyle birlik içinde olarak papazların hazır bulunmasıyla toplanan Episkoposlar Kurulu" (AG 5):

Ebedi baba, sürünü terk etmezsin, ama onu çok mutlu havarilerinle sürekli korumacılığın altında tutarsın. Onu bugün Oğlunun eserini devam ettiren aynı çobanlarla yönetirsin.(MR, havarilerin önsözü)

Havarilerin misyonu

858 İsa, Baba’nın Elçisidir. Göreve başladığı andan itibaren, "istediği kişileri yanına çağırdı ve bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Tanrı sözünü duyurmaya göndermek üzere seçti" (Mk 3, 13-14). O gün bugündür, havariler onun "elçileri" (Yunanca apostoloi sözcüğünün anlamı) olacaklardır. Onlarda kendi misyonu devam etmektedir: "Baba beni gönderdiği gibi ben de sizi gönderiyorum" (Yu 20, 21). Onların görevi Onun özel misyonunu devam ettirmektir: Onikilere "Sizi kabul eden, beni kabul etmiş olur"(Bkz. Lk 10, 16) (Mt 10, 40) diyor.

859 İsa onları Babasından aldığı misyonda birleştiriyor: "Oğul kendiliğinden bir şey yapamaz" (Yu 5, 19- 30), ama her şeyi kendisini gönderen Baba’dan alır, İsa’nın gönderdikleri de misyon vekâletini ve onu gerçekleştirecek gücü aldıkları O olmadan kendiliklerinden bir şey yapamazlar.(Bkz. Yu 15, 5) Şu halde Mesih’in havarileri Tanrı tarafından "yeni antlaşmanın din adamları" (2 Kor 3, 6), "Tanrı’nın görevlileri" (2 Kor 6, 4), "Mesih adına elçilik yapanlar" (2 Kor 5, 20), "Mesih’in hizmetkârları ve Tanrı’nın gizlerinin kâhyaları" (1 Kor 4, 1) olarak çağrıldıklarını bilirler.

860 Havarilerin yükümlülükleri arasında devredilemez bir görev vardır: Kilise’nin temelleri ve Rab’bin Dirilişi’nin seçilmiş tanıkları olmak. Devredilebilir yükümlülükleri arasında bir görevleri daha vardır. Mesih İsa onlara dünyanın sonuna kadar onlarla birlikte kalacağına söz verdi. (Bkz. Mt 28, 20) İsa tarafından havarilere emanet edilen Tanrısal misyon "çağların sonuna kadar sürecektir, iletmek zorunda oldukları İncil, bütün zaman süreci içinde Kilise yaşamının ilkesi olarak kalacaktır. Bunun içindir ki havariler halefler yetiştirmeye özen gösterdiler"(LG 20).

 

Episkoposlar havarilerin halefleri

861 "Kendilerine emanet edilmiş olan misyonun kendilerinden sonra da devam etmesi için, havariler birlikte çalıştıkları kişilere doğrudan doğruya kendileri tarafından başlatılan görevi bitirmelerini ve Kutsal Ruh’un onları atadığı Tanrı’nın Kilisesini gütme görevi nedeniyle sürüye göz kulak olmalarını salık vererek vekâlet verdiler. Bu tür insanlar atadılar ve ölümlerinden sonra kendi görevlerini alabilecek güvenilir başka insanları hazırladılar."(LG 20, bkz. Romalı Clemens, cor. 42, 44)

862 "İsa tarafından şahsen ilk havari Petrus’a emanet edilmiş, onun haleflerine iletilecek şekilde hazırlanmış yükümlülük sürekli bir yükümlülüktür, Kilise’nin çobanları olmalarını isteyen yükümlülük de süreklidir, episkoposların ruhbanlık yükümlülüğü bunun hiyerarşik olma özelliğini garanti altına almalıdır." Bunun içindir ki Kilise öğretisine göre, "Episkoposlar Tanrısal kurum olarak havarilerin yerini almışlardır, Kilise’nin çobanları olarak da, onları dinleyen, Mesih’i dinlemiş olur, onları reddeden, Mesih’i ve Mesih’in gönderdiği kişiyi reddetmiş olur"(LG 20).

 

Havarilik

863 Bütün Kilise havarilere dayanır, Petrus’un ve havarilerin halefleri aracılığıyla, Kilise başlangıçtaki iman ve yaşam biçimine sadık kalarak ne idiyse bugün de odur. Bütün Kilise, bütün dünyaya elçi olarak gönderildiği için havariseldir; Kilise’nin bütün üyeleri değişik biçimlerde olsa da, bu görevi paylaşırlar. "Hıristiyanın görevi görevin doğası gereği havariliktir." Mistik Bedenin "yeryüzünde Mesih’in krallığını yaymaya çalışan"(AA 2) her türlü faaliyetine "havarilik" denir.

864 Baba tarafından gönderilen Mesih, Kilise havariliğinin kaynağını ve kökenini oluşturur. Havariliğin verimli olması kuşkusuz ruhban sınıfı ile bu sınıf dışındaki Hıristiyanların Mesih’le olan hayati dayanışmalarına bağlıdır.(Bkz. Yu 15, 5, AA 4) Mesleklere, çağın gereksinimlerine, Kutsal Ruh’un değişik armağanlarına göre havarilik çeşitli biçimler alır. Ama her şeyden önce, Efkaristiya’dan kaynağını alan sevgi "her türlü havariliğin ruhu gibidir"(AA 3).

865 Kendi derin ve yüce kimliğinde Kilise bir, kutsal, Katolik ve havariseldir, çünkü şimdiden onda var olan Mesih’in kişiliğinde ortaya çıkan ve kendisini yeniden göstereceği güne kadar Ona katılanların yüreklerinde gizemli bir şekilde gelişen "göklerin Egemenliği", "Tanrı’nın Krallığı"(Bkz. Ap 19, 6) dünyanın sonunda onda gerçekleşecektir. O zaman Onun tarafından kurtarılan, "Tanrı’nın huzurunda Sevgi içinde Onda kutsal ve lekesiz kılınan"(Bkz. Ef 1, 4) bütün insanlar Tanrı’nın biricik Halkı, "Kuzu’ nun Eşi" (Ap 21, 9) "gökten, Tanrı’nın yanından inen ve Onun görkemiyle parıldayan Kutsal Kent"te (Ap 21, 10-11) olduğu gibi bir araya geleceklerdir; ve "Kenti çevreleyen surların on iki temelinin üzerinde Kuzu’nun on iki elçisinin adları yazılıdır" (Ap 21, 14).

ÖZET

866 Kilise birdir: Kilise’nin tek bir Rab’bi, tek bir imanı vardır, tek bir Vaftizden doğar, sonunda her türlü bölünmelerin aşılacağına olan tek umutla(Bkz. 4, 3-5) tek bir Ruh tarafından canlandırılan tek bir Beden’dir.

867 Kilise kutsaldır: Çok kutsal Tanrı onu var edendir; Eşi Mesih onu kutlulaştırmak için kendini feda etti; kutsallık Ruhu onu canlandırmaktadır. İçinde günahkârları barındırdığı halde "o günahkârlardan oluşan günahsızdır". Kutsallığı azizlerinde belli olmaktadır; Meryem Ana ise şimdiden azizelerin azizesidir.

868 Kilise Katoliktir: İmanın bütünlüğünü bildirir; esenlik yolunun bütününü kendinde taşır ve verir; tüm halklara gönderilmiştir; tüm insanlara hitap eder; tüm zamanları kucaklar; "kendi doğası gereği misyonerdir"(AG 2).

869 Kilise havariseldir: Kalıcı temeller üzerine kurulmuştur: "Kuzu’nun on iki havarisi" (Ap 21, 14); yıkılamaz;(Bkz. Mt. 16, 18) kesinlikle gerçek içindedir: Mesih onu Petrus ve öteki havarilerin halefleri olan Papa ve episkoposlar kurulunda hazır bulunarak idare eder.

870 "İnanç İlkeleri Formülü’nde bir, kutsal, katolik ve havarisel olduğunu beyan ettiğimiz Mesih’in biricik Kilisesi, ( ... ) her ne kadar sayısız kutlulaşma öğesi kendi yapılarının dışında var olsa da Petrus’un halefi ve ona bağlı episkoposlar tarafından idare edilen Katolik Kilisesi’nde yaşamaktadır."(LG 8)

 

 

IV. PARAGRAF

Mesih inanlıları - Hiyerarşi, laikler, adanmış yaşam

871 "Mesih inanlıları Vaftizle Mesih’e katılmalarından dolayı Tanrı’nın Halkını oluştururlar, bu nedenle Mesih’in krallık, peygamberlik ve rahiplik görevlerine kendi tarzlarıyla katılarak, Tanrı’nın Kilise’ye emanet Kilise’nin dünyada gerçekleşmesi misyonunu yerine getirmek için kendi özel durumuna göre katkıda bulunmaya çağrılmıştır."(CIC, can. 204, 1, bkz. LG 31)

872 "Bütün Mesih inanlıları arasında, Mesih’te yeniden doğmalarından dolayı herkesin kendi özel durumu ve görevine göre Mesih’in Bedenini oluşturmak için işbirliği konusunda onur ve faaliyet bakımından gerçek bir eşitlik vardır."(CIC, can. 208, bkz. LG 32)

873 Rab’bin Bedeninin üyeleri arasına koyduğu farklılık bile Bedenin birliği ve misyonu lehine çalışır. Çünkü "Kilise’de çeşitli görevler bulunmasına karşın misyon birliği vardır. Mesih havarilerine ve onların haleflerine kendi adına ve kendi gücü aracılığıyla öğretme, kutlulaştırma ve idare etme yükümlülüğünü emanet etti. Ancak Mesih’in krallık, peygamberlik ve rahiplik yükümlülüğüne katılmaları sağlanan ruhban sınıfı dışındaki insanlar, Kilise ve dünyada Tanrı Halkının bütünün misyonunda kendi paylarına düşeni üzerlerine alırlar"(AA 2). Sonuçta "her iki grupta da (kurumsal hiyerarşi içinde yer alanlar ve ruhban sınıfı dışındakilerde) İncil öğütlerine uyarak kendilerini Tanrı’ya adayan ve Kilise’nin kurtarıcı misyonuna kendi özel durumlarıyla yardımcı olan inanlılar mevcuttur"(CIC, can. 207, 2).

 

I. Kilise’nin hiyerarşik yapısı

Papazlığa ne gerek var?

874 Kilise’deki papazlığın kaynağı Mesih’in bizzat kendisidir. Papazlığı kurdu, papazlığa yetki ve misyon, yönelim ve erek verdi:

Rab Mesih, Tanrı Halkına çobanlar ve onun gelişimini sağlamak amacıyla Kilisesinde bütün bedenin yararına yönelik çeşitli vaizlikler kurdu. Nitekim, kutsal güce sahip görevliler, Tanrı’nın Halkından olan herkesin esenliğe erişebilmesi için kardeşlerinin hizmetindedir.(LG 18)

875 "İnsanlar işitmeden nasıl inanacaklar? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl işitecekler? Gönderilmezlerse, nasıl vaaz verecekler"? (Rom 10, 14-15). Hiç kimse, hiçbir birey ya da hiçbir cemaat, kendiliğinden İncil’i bildiremez. "İman, haberi işitmekle oluşur" (Rom 10, 17). Hiç kimse kendi kendisine İncil’i bildirme görevini ve vekâletini veremez. Rab’bin gönderdiği kişi kendi otoritesiyle değil de Mesih’in otoritesiyle konuşur ve cemaatin bir üyesi olarak değil, cemaatte Mesih adına konuşarak hareket eder. Hiç kimse lütfu kendi kendisine alamaz, lütfun verilmesi ve sunulması gerekir. Bu da Mesih tarafından yetkilendirilen ve ehliyet sahibi kılınan görevlileri gerektirir. Onlar Baş olan Mesih’in adına (in persona Christi Capitis) hareket etme yeteneği ("kutsal güç") ve misyonunu alırlar. Mesih tarafından görevlendirilerek gönderilen din adamlarının kendi yetenekleriyle yapamayacakları ve veremeyecekleri bu ihsan, Kilise geleneğinin "Kilise sırrı" dediği şeydir. Kilise’de görevli olabilmek özel bir Kilise sırrı ile mümkündür.

876 Doğası gereği Kilise görevlisi hizmet özelliğiyle sıkı sıkıya bağlıdır. Nitekim, misyonu ve yetkeyi veren Mesih’e tamamen bağımlı olan, bizim için isteyerek "köle durumunu" (Fil 2, 7) kabullenen Mesih’e benzeyen Kilise görevlileri gerçekten "Mesih’in köleleridir" (Rom 1, 1). Çünkü söyledikleri sözler ve verdikleri ihsan kendilerinin değil, başkalarına verilmek üzere kendilerine emanet edilen Mesih’in sözü ve ihsanıdır, onlar da isteyerek başkalarının köleleri olacaklardır.(Bkz. 1 Kor 9, 19)

877 Aynı şekilde, Kilise din adamları arasında tam bir birlik olması özelliği kurumun kutsallaştırıcı doğasından kaynaklanır. Nitekim, Rab İsa göreve başladığı ilk andan itibaren "Yeni İsrail’in tohumlarını attı ve aynı zamanda kutsal hiyerarşik Kilisesinin ya da kutsal Kilise sisteminin temeli olarak Onikileri seçti"(AG 5). Birlikte seçildikleri gibi birlikte gönderildiler, onların kardeş birliği bütün inanlıların kardeş birliğinin hizmetinde olacaktır; Tanrısal kişilerin birliğinin bir tanıklığı ve bir yansıması gibi olacaktır.(Bkz. Yu 17, 21-23) Bunun için, her episkopos görevini episkoposlar kurulu içinde, Petrus’un halefi ve episkoposlar kurulunun önderi olan Roma episkoposu ile birlik içinde yerine getirir; papazlar da görevlerini episkoposlarının yönetimi altındaki episkoposluk bölgesinde yerine getirirler.

878 Son olarak, kişisel bir niteliğe sahip olması papazlığın kutsallaştırıcı doğasında vardır. Mesih’in gönderdiği görevliler birlikte hareket ettikleri gibi aynı zamanda kişisel olarak da hareket ederler. Herkes ortak misyonda şahsen tanık olmak ve misyonu veren Kişinin önünde şahsen sorumluluk taşımak üzere şahsen çağrılmıştır: "Sen, izle beni"(Bkz. Mt 4, 19. 21, Yu 1, 43) (Yu 21, 22). Kişisel yetkisini kullanarak kişilere: "Seni Baba’nın adına vaftiz ediyorum ... "; "Seni bağışlıyorum ... " diyebilir.

879 Şu halde Kilise’deki kutsallaştırıcı hizmet, Mesih adına yerine getirilen hem kişisel hem de episkoposlar kuruluna ait bir hizmettir. Bunun gerçekliği episkoposlar kurulu ile A. Petrus’un halefi olan kurulun başkanı arasındaki bağlarda, aynı zamanda episkoposun kendi bölgesine karşı sorumluluğu ile episkoposlar kurulunun Evrensel Kiliseye karşı duyduğu ortak sorumluluk arasındaki ilişkide ortaya çıkar.

 

Episkoposlar kurulu ve kurulun başkanı Papa

880 Mesih İsa Onikileri seçerken, "onlardan oluşan değişmez bir grup yani bir kurul kurdu ve bu kurulun başına da içlerinden seçtiği Petrus’u getirdi"(LG 19). "Nasıl ki havari Petrus ve diğer havariler birlikte Rab’bin kurduğu bir havariler kurulunu oluşturuyorsa, aynı şekilde Papa, Petrus’un halefi olarak ve havariler kurulunun halefleri olan öteki episkoposlar da kendi aralarında bir kurul oluştururlar."(LG 22,b CIC, can. 330)

881 İsa, Simon’un adını değiştirerek ona kaya anlamına gelen Petrus adını taktı, kendi Kilisesini bu kaya üzerine kurdu. Ona Cennetin anahtarlarını verdi;(Bkz. Mt 16, 18-19) onu sürüsünün çobanı yaptı.(Bkz. Yu 21, 15-17) "Petrus’a verilmiş olan (Yeryüzünde) bağlama ve çözme yetkisi, hiç kuşku yok ki, liderlerine bağlı havariler kuruluna da verilmişti."(LG 22) Petrus ve öteki havarilere verilmiş olan bu yetki Kilise’nin temelini oluşturur. Bu yetki Papa’nın önderliği altındaki episkoposlar tarafından sürdürülür.

882 Roma episkoposu ve havari Petrus’un halefi Papa "gerek inanlılar topluluğunu gerek episkoposları birbirine bağlayan birliğin temeli ve gözle görülür sürekli kaynağıdır"(LG 23). "Nitekim, Papa’nın Kilise üzerinde Mesih’in Vekili ve bütün Kilisenin Çobanı olarak her zaman serbestçe uygulayabileceği yüce ve evrensel tam yetkisi vardır."(LG 22, bkz. CD 2, 9)

883 "Episkoposlar kurulunun da lideri durumundaki, Papa’ ya bağlılığı nedeniyle yetkisi vardır." Durum böyle olunca, bu kurulun da "bütün Kilise üzerinde tam ve yüce bir yetkisi vardır, bununla birlikte bu yetki yalnızca Papa’nın rızası ile ortaya konulabilir"(LG 22, bkz. CIC, can. 336).

884 "Episkoposlar Kurulu bütün Kilise üzerindeki yetkisini törensel biçimde Ökümenik Konsil’de gösterir."(CIC, can. 337, 1) "Bir konsilin Ökümenik Konsil olabilmesi için o konsilin Petrus’un halefi tarafından onanması ya da en azından kabul edilmiş olması gerekir."(LG 22)

885 "Çoklu oluşumuyla, bu kurul Tanrı Halkının evrenselliğini ve çeşitliliğini gösterir; bir tek önderin etrafında bir araya gelerek, Mesih’in sürüsünün birliğini gösterir."(LG 22)

886 "Episkoposların her biri kendi açısından kendi yerel Kiliseler birliğinin temeli ve merkezidir."(LG 23) Böylece "Tanrı Halkının kendilerine emanet edilen kısmında"(LG 23) papazların ve diyakosların yardımıyla yetkilerini kullanırlar. Ancak, episkoposlar kurulunun bir üyesi olarak her biri bütün Kiliselere duyulacak ilginin dışında,(Bkz. CD 3) önce evrensel Kilise’nin bir parçası kendi yerel Kilisesini yöneterek Kiliselerin Bedeni olan bütün mistik Bedenin yararına katkıda bulunurlar.(LG 23) Bu ilgi özellikle yoksullara,(Bkz. Gal 2, 10) inançları yüzünden zulüm görenlere olduğu kadar bütün yeryüzünde faaliyet gösteren misyonerlere gösterilecektir.

887 Komşu ve türdeş kültürden Yerel Kiliseler kiliseye ait eyaletler ya da patriklikler ya da bölgeler denilen daha geniş topluluklar oluştururlar.(Bkz. Havarilerin Kanonu 34) Bu toplulukların episkoposları eyalet Konsillerinde ya da Sinod’larında bir araya gelerek toplanabilirler. "Aynı şekilde, Episkoposlar Konferansı, günümüzde episkoposlar kurulu ruhunun somut bir şekilde gerçekleşmesi için çeşitli ve verimli yöntemlerle katkıda bulunabilir."(LG 23)

 

Öğretme yükümlülüğü

888 Episkoposların iş arkadaşları papazlar ile birlikte "birinci görevi,(PO 4) İsa’nın buyruğu gereğince (Bkz. Mk 16, 15) Tanrı’nın İncil’ini bütün insanlara bildirmektir. Onlar, Mesih’e yeni müritler kazandıran imanın habercileridir, onlar Mesih’in yetkisine sahip havarilere dayanan imanın gerçek doktorlarıdır"(LG 25).

889 Havariler tarafından iletilen imanı Kilise’de devam ettirmek için, Mesih İsa Kilisesinin, Gerçek olan Kendisinin yanılmazlığına katılmasını istedi. Tanrı’nın Halkı "İmanın doğaüstü anlamı" ve Kilise’nin canlı Papa ve episkoposları sayesinde "imana sağlamca bağlanırlar"(Bkz. LG 12, DV 10).

890 Kilise Yetkili Kurulu’nun görevi Tanrı tarafından Mesih’ le Halkı arasında kurulan kesin antlaşmanın niteliğine bağlıdır; onu sapmalardan ve düşüşlerden korumalı ve onun gerçek imanı hatasız ve yansız bir biçimde dile getirme olanağını garanti etmelidir. Kilise Yetkili Kurulu’nun görevi Tanrı halkının, kurtaran gerçekte kalmasına göz kulak olmaktır. Bu hizmeti yerine getirebilmeleri için, Mesih İsa çobanlarını iman ve ahlâk konusunda yanılmazlık karizmasıyla donattı. Bu karizmanın uygulanması birçok biçime bürünebilir:

891 Episkoposlar kurulunun lideri Papa, bütün inanlıların doktoru ve çobanı olarak kendi görevi gereği bu yanılmazlık yetkisini -kardeşlerini imanda pekiştirmek amacıyla- iman ve ahlâkla ilgili doktrinin bir noktasını, kesin bir kararla resmen beyan ederek kullanır. ( ... ). Kilise’ye vadedilmiş yanılmazlık yetkisi Petrus’un halefi ile birlik içinde iken özellikle de bir Ökümenik Konsil’de yüce yetkisini kullanan episkoposlar birliğinde de vardır.(LG 25, bkz. I Vatikan Kon: DS 3074) Kilise, Yetkili Kurulu’yla birlikte "bir şeyin Tanrı tarafından açınlanmış"(DV 10) ve Mesih’in bir öğretisi olduğunu ileri sürüyorsa, böylesi tanımlamaları "imana olan itaat içinde benimsemek gerekir"(LG 25). Bu yanılmazlık Tanrısal Vahyin emanetinin kendisine kadar uzanır.(Bkz. LG 25)

892 Tanrısal himaye yetkisi Petrus’un halefi ile birlikte öğreten havarilerin haleflerine ve özel bir biçimde de, bütün Kilisenin Çobanı olan Roma episkoposuna verilmiştir. Kilise Yetkili Kurulu görevini ifa ederken kesin bir şekilde ifade etmeden, yanılmaz bir tanımlamaya varmadan, iman ve ahlâk konusunda Vahyin daha iyi anlaşılmasına yarayacak bir öğretiyi ileri sürebilir. İnanlılar bu olağan öğretiye "dinsel bakımdan içten rıza göstermelidir"(LG 25), her ne kadar bu rıza görünüşte iman rızasından ayrılıyorsa da, onun devamı gibidir.

 

Kutlulaştırma yükümlülüğü

893 Episkoposun aynı zamanda "kişileri papaz yapma yetkisi de vardır"(LG 26), özellikle de sunduğu ya da yardımcıları papazlar aracılığıyla Tanrı’ya kurban sunmayı güven altına aldığı Efkaristiya’da. Çünkü Efkaristiya yerel Kilise yaşamının merkezidir. Episkopos ve papazlar duaları ve çalışmalarıyla, vaazları ve Kilise sırlarıyla Kilise’yi kutlulaştırırlar. Kilise’yi "kendilerine emanet edilenlere karşı üstünlük taslamadan sürüye örnek olacak biçimde görevlerini yaparak" (1 Pet 5, 3) kutlulaştırırlar. İşte ancak bu şekilde "kendilerine emanet edilen sürüyle birlikte ebedi yaşama hak kazanırlar"(LG 26).

 

Yönetme yükümlülüğü

894 "Episkoposlar kendi yerel Kiliselerini Mesih İsa’nın vekilleri ve elçileri olarak öğütleriyle, yüreklendirmeleriyle, örnek davranışlarıyla, aynı zamanda yetki ve kutsal güçlerini kullanarak"(LG 27) yönetirler. Ancak bunu Efendilerinin hizmet ruhu içinde yapıcı bir şekilde yapmalıdırlar.(Bkz. Lk 22, 26-27)

895 "Şahsen Mesih İsa’nın adına kullandıkları bu yetki özel, dolaysız ve olağan bir yetkidir: Bununla birlikte bu kullanım Kilise’nin yüce otoritesinin son bir denetimine tabidir."(LG 27) Episkoposları Papa’nın vekilleri olarak görmemek gerekir. Papa’nın bütün Kilise üzerindeki olağan ve dolaysız yetkisi onlarınkini geçersiz kılmak bir yana, tersine onların yetkisini onaylar ve savunur. Episkoposlar Papa’nın yönetimi altında bütün Kilise ile birlik içinde olmalıdır.

896 Episkopos, ruhbanlık yükümlülüğünü yerine getirirken İyi Çoban’ı örnek almalı ve onu daima gözünün önünde bulundurmalıdır. Kendi zayıflıklarının bilincinde olan "episkopos, bilgisiz ve yolunu şaşırmış olanlara karşı hoşgörülü olmalıdır. Kendisine bağlı olanları, kendisini gerçek oğullar olarak çevreleyen kişileri dinlemeyi reddetmemelidir ( ... ). İnanlılara gelince, Mesih İsa Babasına, Kilise Mesih İsa’ya nasıl bağlanmışsa onlar da episkoposlarına öyle bağlanmalıdırlar"(LG 27):

Mesih İsa nasıl Babasını, İhtiyar Heyeti nasıl havarileri izlemişse siz de episkoposunuzu öyle izleyin; diyakoslara gelince, onlara Tanrı’nın yasasına nasıl saygı gösteriyorsanız öyle saygı gösterin. Hiç kimse Kilise’yi ilgilendiren bir konuda episkoposuna danışmadan bir şey yapmasın.(Antakyalı Ignatius, smyrne. 8, 1)

 

II. Laik inanlılar

897 "Laik, burada Kilise tarafından kabul edilen ruhban sınıfı ve kendilerini dini yaşama adamış olanların dışında bulunan, kısacası Mesih’e Vaftizle katılmış olan, Tanrı Halkıyla bütünleşmiş, Mesih’in krallık, peygamberlik ve rahiplik işlevlerine kendilerince katılan, Kilise’de ve dünyada bütün Hıristiyan halkının misyonu olan misyonunun kendi payına düşen kısmını yerine getiren Hıristiyanların hepsine deniyor."(LG 31)

Laiklerin eğilimi

898 "Laiklerin esas görevi, giriştikleri dünyevi işleri, özellikle Tanrı’nın isteğine uydurarak Tanrı’nın krallığını aramaktan ibarettir ( ... ). Sıkı sıkıya bağlı oldukları bütün dünyevi gerçekleri yönlendirmek ve aydınlatmak, Yaratıcının ve Kurtarıcının yüceltilmesi için işleri Mesih’e göre yapmak ve geliştirmek, özel bir şekilde laiklere düşer."(LG 31)

899 Sosyal, siyasi ve ekonomik gerçekleri Hıristiyan yaşamı ve doktrinine işlemek için gerekli yöntemleri bulmak, keşfetmek söz konusu olduğunda özellikle laik Hıristiyanların girişimi gereklidir. Bu girişim Kilise yaşamının olağan bir parçasıdır:

Laik inanlılar Kilise yaşamının en ileri çizgisinde bulunurlar; Kilise onlar sayesinde cemiyetin hayati temelidir. Bunun içindir ki, özellikle onların, yalnızca Kilise’ye ait olmak için değil, ama Kilise olmak için, kısacası yeryüzünde ortak bir liderin ve onunla birlikte episkoposların yönetimi altında inanlılar topluluğu olmak için daima daha açık bir bilince sahip olmaları gerekir. Onlar Kiliseyi oluştururlar.(XII. Pius, 20 Şubat 1946’daki söylev: II. Jean Paul tarafından aktarılan, CL 9)

900 Çünkü bütün inanlılar gibi laikler de Tanrı’dan aldıkları vaftiz ve Vaftizi pekiştirme sırları sayesinde kişisel olarak ya da gruplar halinde esenlikle ilgili Tanrısal mesajın bütün insanlar tarafından bütün dünyada bilinmesi ve kabul edilmesi için çalışmak zorundalar, buna da hakları vardır; bu zorunluluk, insanlar yalnız onlar aracılığıyla İncil’i duymak ve Mesih’i tanımak durumundaysalar daha da ivedileşir. Laiklerin Kilise cemaatlerindeki etkinlikleri öylesine gereklidir ki, çobanların havarilikleri, onlarsız çoğu zaman etkisini tam olarak gösteremez.(Bkz. LG 33)

Laiklerin Mesih’in rahiplik yükümlülüğüne katılımı

901 "Laikler, Mesih’e adanmaları ve Kutsal Ruh tarafından meshedilmeleri sayesinde, Kutsal Ruh’un onlarda hep daha bol ürün verme olanağını sağlayan çareleri ve şahane gönül eğilimini alırlar. Nitekim, bütün etkinlikleri, duaları, havarisel girişimleri, ailevi ve evlilik yaşamları, günlük çalışmaları, kafaca ve bedence dinlenmeleri, bütün bunlar hatta sabırla katlanılan yaşam tecrübeleri bile Tanrı’nın Ruhunda yaşanmışsa, Mesih İsa aracılığıyla Tanrı’nın beğenisini kazanmış ruhsal kurbanlar olurlar (1 Pet 2, 5); Efkaristiya kutlamasında, bu kurbanlar Rab’bin Bedeninin kurbanına katılarak tam bir dindarlıkla Baba’ya sunulur. Laikler işte bu şekilde dünyanın kendisini Tanrı’ya adarlar ve yaşamlarının kutsallığında her yerde Tanrı’ya bir tapınma kültünde bulunurlar."(LG 34, bkz. LG 10)

902 "Aileler evliliklerini Hıristiyan ruhu içinde sürdürür ve çocuklarına bir Hıristiyan eğitimi verirlerse"(CIC, can. 835, 4), özel bir şekilde kutlulaştırma yükümlülüğüne katılmış olurlar.

903 Laikler istenilen niteliklere sahiplerse, sürekli papaz yardımcılığına ve Kutsal Kitap okuyuculuğuna kabul edilebilirler.(Bkz. CIC, can 230, 1) "Yeteri kadar papazın bulunmadığı Kiliselerde, laikler, Kutsal Kitap okuyucusu ve papaz yardımcısı bulunmadığı durumlarda Kilise hukuku elverdiğince bazı görevlere getirilebilirler, örneğin vaaz verebilir, litürjik duaları yönetebilir, Vaftiz yapabilir ve kutsal Komünyon’u verebilirler."(CIC, can. 230, 3)

Laiklerin Mesih’in peygamberlik yükümlülüğüne katılımı

904 "Mesih peygamberlik görevini yalnızca hiyerarşiyle değil ( ... ) ama vaaz verme ve iman hissi yeteneğiyle donattığı laiklerle de gerçekleştirir"(LG 35):

Birini imana getirmek için eğitmek her vaizin ve hatta her inanlının görevidir.(A. Aquinolu Thomas, s. th. 3 71, 4, ad 3)

905 Laikler peygamberlik görevlerini İncil’i yayarak gerçekleştirirler, "kısacası bu, Mesih’in haberini yaşam tanıklığı ve sözle gerçekleştirmektir". Bu Hıristiyanlaştırma eylemi laiklerde ( ... ) "çağın koşullarına uygun gerçekleştiğinden kendine özgü ve etkin bir özelliğe bürünür"(LG 35):

Bu havarilik yalnızca yaşamın tanıklığından ibaret değildir: Gerçek havari gerek inançsızlara ( ... ) gerek inanlılara Mesih’i sözle bildirme fırsatlarını arar.(AA 6, bkz. AG 15)

906 Eğitim görmüş ve yetenekli laik inanlılar din dersi eğitimine,(Bkz. CIC, can. 774, 776, 780) kutsal bilimlerin öğretimine(CIC, can. 229) medya iletişimini kullanarak katkıda bulunabilirler.(Bkz. CIC, can. 823, 1)

907 "Sahip oldukları görev, uzmanlık ve saygınlığa göre Kilise’nin yararını ilgilendiren konularda kutsal Çobanlara, ve çobanlara gereken saygı gösterilerek, iman ve ahlâk bütünlüğünde kalınarak ve insanların onuru ve kamu yararı göz önüne alınarak öteki inanlılara kendi görüşlerini söylemeye hakları vardır, hatta bu kimi zaman görevleridir de."(CIC, can. 212, 3)

Laiklerin Mesih’in krallık yükümlülüğüne katılımı

908 Mesih İsa ölüme kadar ki itaati(Bkz. Fil 2, 8-9) ile havarilerine, "kendi kutsal yaşamları ve fedakârlıklarıyla günahın üzerlerindeki hakimiyetinin üstesinden gelmeleri için krallara özgü özgürlük armağanını iletti"(LG 36):

Kendini tutkulara kaptırmadan nefsine hakim olarak kendini idare eden kendi kendisinin efendisidir: Bu kişiye kral diyebiliriz çünkü kendi şahsını idare edebilecek durumdadır; bu kişi özgür ve bağımsızdır ve hiçbir utanç verici köleliğin kölesi değildir.(A. Ambrosius, psal. 118, 14, 30: PL 15, 1403A)

909 "Bundan başka, laikler adalet normlarına uygun olsa da sonuçta günaha meydan veren şeylere engel olmak yerine, güçlerini yaşam koşullarının ve kurumların iyileştirilmesi yönünde birleştirerek erdemin uygulanmasını destekleyebilirler. Böyle davranarak çalışmaların ve kültürlerin içine ahlâki değerleri işlerler."(LG 36)

910 "Laikler gelişmesi ve yaşaması için kilise cemaatlerinin hizmetinde çobanlarla birlikte çalışmaya Rab’bin kendilerini donatmak istediği karizma ve ihsanlara göre çok çeşitli hizmetlerde bulunarak kendilerini çağrılmış hissedebilir ya da çağrılmış olabilirler."(EN 73)

911 "Laikler Kilise hukukuna göre Kilise yönetiminde",(CIC, can. 129, 2) Özel Konseylerde,(CIC, can. 443, 4) episkoposluk Sinodlarında,(CIC, can. 463, 1.2) pastoral Konseylerde(CIC, can. 511, 536) yer alabilirler; bir kilisenin çevresindeki papazlık görevlerine destek olabilirler;(CIC, can. 517, 2) finans işleri Konseylerinde işbirliği yapabilirler;(Can. 492, 1, 536) Kilise mahkemelerine katılabilirler,(Can. 1421, 2) vb.

912 İnanlılar "Kilise’nin üyesi olarak kendilerine düşen hak ve görevlerle cemiyetin bir üyesi olarak kendilerine düşen hak ve görevleri iyice ayırt etmelidir. Onları Hıristiyan bilincinin bütün dünyevi alanlarda kılavuzları olacağını anımsayarak kendi aralarında uyumlu bir biçimde uzlaştırmaya çalışsınlar, çünkü insana özgü hiçbir etkinlik, dünyevi düzende olsa bile, Tanrı’nın erkinden kurtulamaz"(LG 36).

913 "Böylece her laik, ‘Mesih’in ihsanı ölçüsünde’ "(LG 33) (Ef 4, 7) kendisine verilmiş armağanlar sayesinde Kilise misyonunun canlı bir aleti, aynı zamanda bir tanığı olur.

III. Adanmış yaşam

914 "İncil öğütlerini ilke olarak kabul eden yaşam tarzı, her ne kadar Kilise’nin hiyerarşik yapısına dahil değilse de, Kilise’nin yaşamına ve kutsallığına aittir."(LG 44)

İncil öğütleri, adanmış yaşam

915 İncil’deki öğütler, geniş yelpazesinde, Mesih’in müritlerinin hepsine önerilir. Bütün inanlılar yetkin bir sevgi içinde olmaya çağrılmışlardır, bu yetkin sevgi gereği kendilerini özgürce Tanrı’ya adayanlar Tanrı’nın Egemenliği için bekâr kalarak iffetli, yoksul, itaatkâr olmak zorundalar. Yaşamını Tanrı’ya adamanın belirgin bir özelliği olan İncil’deki bu üç öğüte sadık kalacağına söz vermek, Kilise’nin de tanıdığı oturmuş bir yaşam tarzıdır.(Bkz. LG 42-43, PC 1)

916 Bundan dolayı Tanrı’ya adanmış yaşam tarzı Vaftizde kökleşen ve tamamen Tanrı’ya vakfolan "daha içten" adanma biçimidir.(Bkz. PC 5) Adanmış yaşamda, Mesih’in inanlıları, Tanrı’nın Egemenliğinin hizmetinde yetkin bir sevgiyi amaçlayarak, gelecekteki dünyanın şanını Kilise’de bildirerek ve açıklayarak Kutsal Ruh’un etkisi altında Mesih’i daha yakından izlemeye, her şeyin üstünde sevilen Tanrı’ya kendilerini vermeye niyetlenirler.(Can. Bkz. 573)

Sayısız dalı olan büyük bir ağaç

917 "Rab’bin tarlasında Tanrı tarafından ekilen bir tohumdan filizlenerek ve şahane bir biçimde dallanan bir ağaç gibi yalnız yaşayan çeşitli keşiş yaşam tarzı ve manastır yaşam tarzları gelişti. Tinsel kaynaklı bütün bu değişik tarikatlar gerek Kilise’nin bütün Bedeninin yararına gerek bu tarikatlara mensup kişilerin yararına olacak şekilde çoğaldılar."(LG 43)

918 Hıristiyanlığın başından beri, İncil’deki öğütleri uygulayarak Mesih İsa’yı daha özgürce izlemek ve onu daha büyük sadakatle örnek almak isteyen kadın ve erkekler oldu. Bunların her biri kendine göre Tanrı’ya adanmış bir yaşam sürdürdüler. Bunların bir çoğu, Kutsal Ruh’un itkisi altında, yalnızlık içinde yaşadılar, ya da Kilise’ nin tanımış ve yetkisiyle onaylamış olduğu dinsel tarikatlar kurdular.(PC 1)

919 Episkoposlar Kutsal Ruh tarafından Kiliseye emanet edilen bu yeni yaşam tarzlarından hangisinin uygun hangisinin uygun olmadığına karar vermeye çalışırlar; Tanrı’ya adanmış yeni yaşam tarzları sadece Papalık tarafından onaylanır.(Bzk. CIC, can. 605)

Keşiş yaşamı

920 Keşişler İncil’deki üç öğüte sadık kalacaklarını herkesin önünde her zaman belirtmeseler bile, "dünyadan el etek çekerek, sessizlik ve yalnızlık içinde sürekli dua ederek ve çile çekerek yaşamlarını Tanrı’yı yüceltmeye ve dünyanın esenliğine adarlar"(CIC, can. 603, 1).

921 Herkese Kilise’nin Mesih’le olan kişisel yakınlığının gizinin içsel görünümünü gösterirler. Keşişin yaşamı, insanların gözlerinden gizli, keşişin kendisi için her şey olan ve uğruna yaşamını feda ettiği Kişinin sessiz vaazıdır. Bu, çölde Haça gerilenin yüceliğini bulduğu ruhsal mücadeledeki özel çağrıdır.

Kendilerini adayan bakireler

922 Havarilerin zamanından beri, Rab İsa tarafından kendisine kayıtsız şartsız(Bkz. 1 Kor 7, 34-36) bağlanmaya çağrılan Hıristiyan bakireler daha büyük bir yürek, beden ve ruh özgürlüğü içinde, Kilise tarafından onaylanan "Göklerin Egemenliği uğruna" (Mt 19, 12) bakire kalmaya karar vermişlerdir.

923 "Mesih İsa’yı daha yakından izleme kararı aldıklarını ifade eden bakireler bağlı oldukları episkopos tarafından onaylanmış litürjik rite göre Tanrı’ya adanırlar, bakireler Tanrı’ nın Oğlu Mesih’le mistik bir biçimde evlendirilir ve Kilise’nin hizmetine adanırlar."(CIC, can. 604, 1) Bu törensel rit ile (Consecratio virginum), "bakire kutsal kişi, Kilise’nin Mesih’e olan sevgisinin aşkın işareti, gelecekteki yaşamın ve Cennetteki o Gelinin ahretsel imgesi olur"(OCV praenotanda 1).

924 "Öteki adanmış yaşam tarzlarına yakın"(CIC, can. 604, 1) olarak bakirelerin oluşturduğu tarikatlar, her birinin Allah vergisi yeteneklerine ve yaşam tarzına göre dünyada yaşayan kadını duaya, çileye, kardeşlerinin hizmetine ve havarisel çalışmaya sokar.(OCV praenotanda 2) Tanrı’ya kendilerini adamış bakireler niyetlerini daha iyi bir şekilde gerçekleştirmek için bir araya gelerek tarikat kurabilirler.(Bkz. CIC, can. 604, 2)

Dinsel tarikat yaşamı

925 Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında Doğu’da doğmuş(Bkz. UR 15) ve Kilise tarafından yasal olarak kurulmuş kurumlarda sürmüş(CIC, can. 573) olan tarikat yaşamı öteki adanmış yaşam biçimlerinden kült, İncil öğütlerine bağlı kalacağını açıkça bildirme, birlikte sürdürülen kardeşçe yaşam, Mesih’le Kilise’nin birliğine yapılan tanıklık bakımından ayrılır.(Bkz. CIC, can. 607)

926 Tarikat yaşamı Kilise’nin gizinden dolayı ortaya çıkar. Bu, Kilise’nin Rab İsa’dan aldığı bir armağandır, Tanrı tarafından İncil’deki öğütlere sadık kalmaya çağrılan inanlıya oturmuş bir yaşam tarzı sunar. Böylelikle Kilise hem Mesih’i açığa vurur hem de kendisini Kurtarıcının Eşi olarak görür. Dinsel tarikat yaşamı, değişik biçimler altında, Tanrı’nın sevgisini, günümüz dilinde açıklamaya çağrılmıştır.

927 Bütün din adamları, muaf olsunlar ya da olmasınlar,(Bkz. CIC, can. 591) episkoposun kendi bölgesindeki görevlerinde yardımcıları arasında yer alırlar.(Bkz. CD 33-35)
Kilise’nin misyoner tutumunun tutunması ve gelişmesi için Hıristiyanlaştırmanın başından itibaren her türlü Tarikat yaşamı gerekli olmuştur.(Bkz. AG 18, 40) "Eski manastır kuruluşları ve Ortaçağ tarikatlarından çağdaş tarikatlara kadar tarih yeni Kiliselerin kurulmasında ve imanın yayılmasında tarikatların önemli yer tuttuğunu doğrulamaktadır."(II. Jean Paul, RM 69)

Bağımsız (laik) tarikatlar

928 "Bağımsız tarikatlar inanlıların dünyada yaşayarak kendilerini Tanrı’ya adadıkları kurumlardır. Bu kişiler sevgide yetkinleşmeye, özellikle de dünyanın içeriden kutlulaşmasına katkıda bulunmaya çalışırlar."(CIC, can. 710)

929 Bu "kutlulaşmaya tamamen adanmış bir yaşamla"(XII. Pius, const. ap. "Provida Mater") bu kurumların mensupları Kilise’nin Hıristiyanlaştırma görevine "dünyada ve dünyadan itibaren" katılırlar, dünyadaki varlıkları "bir maya etkisi"(PC 11) yapar. Bu kişilerin Hıristiyan yaşam tanıklıkları "dünyevi gerçekleri Tanrı’nın iradesine göre düzenlemeyi ve İncil’in gücünü dünyaya bildirmek amacını gütmektedir". İncil öğütlerine kutsal bağlarla bağlıdırlar ve kendi aralarında da kendi "bağımsız yaşam tarzlarına"(CIC, can. 713, 2) özgü kardeşlik ve birlik içindedirler.

Havarisel yaşam toplulukları

930 Çeşitli adanmış yaşam biçimleri yanında havarisel yaşantı toplulukları da vardır, bu topluluklara mensup kişiler dini yeminler etmeden, kendi topluluklarının gerektirdiği havarisel amaçlar için çalışır, birlikte kardeşçe yaşar, kendilerine özgü yaşam biçimleriyle kuruluşlarının yasalarına uyarak sevgide yetkinleşmeye yönelirler. Bu toplulukların mensupları arasında "kendi yasalarına göre İncil öğütlerini üzerlerine alanlar vardır."(CIC, can. 731, 1.2)

Adama ve misyon: Gelen Kralı bildirme

931 Daha önceden vaftizle Tanrı’ya vakfedilmiş kişi, kendini son derece sevilen Tanrı’ya adayarak Tanrı’nın hizmetine ve Kilise’nin yararına daha sıkıca verir. Tanrı’ya adanmış yaşam biçimi, Kilise, Mesih’i meydana çıkarıyor ve Kutsal Ruh’ un kendisinde nasıl şahane biçimde davrandığını gösteriyor. İncil öğütlerini benimseyip bu öğütlere göre yaşayacaklarını söyleyenlerin öncelikli görevi bunu hayata geçirmeleridir. "Tanrı’ya adanmış yaşamlarından dolayı Kilise’nin hizmetinde olduklarından, kendi kuruluşlarının durumuna göre özel bir biçimde misyoner çalışmalarına katılmaları zorunludur."(CIC, can. 783, bkz. RM 69)

932 Kilise’deki Kilise sırrı nasıl Tanrı yaşamının aracı ve işaretiyse adanmış yaşam da İnsanlığın Kurtuluş gizinin özel bir işareti olarak görünür. Mesih İsa’yı "daha yakından" izlemek ve onu örnek almak, "daha açık bir şekilde" kendi silinişini ortaya çıkarmak, çağdaşlarına göre "daha derin bir şekilde" Mesih İsa’nın yüreğinde hazır bulunmak demektir. Çünkü bu "dar yolda" bulunanlar kendi örnekleriyle kardeşlerini uyarıyor ve "ahret saadeti şevki olmadan dünyanın değiştirilemeyeceğini ve Tanrı’ya sunulamayacağını"(LG 31) anlatan bu tanıklığı gösteriyorlar.

933 İster bu tanıklık dinsel yaşam tarzında olduğu gibi halka açık olsun, ister daha saklı ya da gizli olsun, Mesih’in gelişi kendilerini Tanrı’ya adamış olanlar için kendi yaşamlarının yükselen güneşi ve özü olarak kalacaktır:

Tanrı Halkının yeryüzünde kalacağı sürekli bir kenti olmadığından [bu durum] ( ... ) bütün inanlılar için, bu çağda bile göksel iyiliklerin varlığını gösterir; bu durum Mesih’in insanlığı kurtarışı sayesinde elde edilen ebedi ve yeni yaşamı belirtmektedir.(LG 44)

ÖZET

934 "Tanrısal kurum olarak Kilise içinde inanlılar arasında kutsanmış din adamları vardır, bunlara papaz da denir; ötekilere ise laik denir." Hem birine hem öteki sınıfa ait olan, İncil öğütlerine sadık kalacaklarına yemin ederek kendilerini Tanrı’ ya adayan ve Kilise misyonuna bu şekilde hizmet eden inanlılar da vardır.(CIC, can. 207, 1.2)

935 Mesih İsa havarilerini ve onların haleflerini imanı bildirmek ve Krallığını oturtmak için gönderdi. İsa onların kendi misyonuna katılmalarını sağladı. Onlar da Ondan Onun adına davranma yetkisini aldılar.

936 Rab İsa Havari Petrus’u Kilisesinin gözle görülür temeli yaptı. Ona (Cennetin) anahtarlarını verdi. Havari Petrus’un halefi, Roma Kilisesi episkoposu, "Episkoposlar Kurulunun başkanı, Mesih İsa’nın Vekili ve yeryüzündeki bütün Kilise’nin Çobanıdır"(CIC, can. 331).

937 Papa "canların üzerinde Tanrısal atama sayesinde yüce, tam, dolaysız, evrensel yetkiye sahiptir" (CD 2).

938 Kutsal Ruh tarafından onaylanan episkoposlar havarilerin yerine geçerler. Hepsi "kendi açısından, kendi özel Kiliselerindeki birliğin temeli ve gözle görülür kaynağıdır" (LG 23).

939 Episkoposların papazların, yardımcıların ve diyakosların yardımlarıyla inancı gerçeğe uygun bir şekilde öğretme, Tanrısal kültü özellikle Efkaristiya’yı kutlama ve Kiliselerini gerçek çobanlar olarak yönetme gibi görevleri vardır. Görevleri arasında Papa’yla ve Papa’nın buyruğu altında bütün Kiliselerle ilgili sorunları da vardır.

940 "Kendilerine özgü yaşam tarzlarından dolayı laikler dünya içinde yaşamak ve dinle ilgisi bulunmayan işlerle uğraşmak zorundadırlar, laikler Tanrı tarafından kendi havariliklerini Hıristiyan ruhlarının canlılığıyla bir maya gibi dünyada uygulamaya çağrılmışlardır."(AA 2)

941 Laikler Mesih İsa’nın rahipliğine katılırlar: Ona daha çok bağlanarak, Vaftiz sırrından ve Vaftizi Pekiştirme sırrından aldıkları nuru kişisel, ailevi, toplumsal ve kilisesel yaşam boyutlarına yayarak her vaftiz olmuş kişiye hitap eden kutsal olma çağrısını gerçekleştirmiş olurlar.

942 Peygamberlik misyonları sayesinde laikler "toplumun bağrında ve her durumda Mesih’in tanıkları olmaya çağrılmışlardır"(GS 43, 4).

943 Krallık misyonları sayesinde laikler dünyadaki fedakârlıkları ve temiz yaşamlarıyla günahın egemenliğini kendilerinden söküp atma gücüne sahiptirler.(Bkz. LG 36)

944 Kendini Tanrı’ya adama Kilise’nin tanıdığı oturmuş bir yaşam tarzında, halka açık olarak yoksulluk, iffet ve itaat gibi İncil öğütlerini tutacağına yemin ederek yaşamaktır.

945 Daha önceden vaftizle Tanrı’ya vakfedilmiş kişi son derece sevilen Tanrı’ya kendini adayarak kendini Tanrı’nın hizmetine ve Kilise’nin yararına daha yoğun verir.

 

 

V. PARAGRAF

Azizler birliği

946 Havarilerin İnanç İlkeleri Formülü’nde "Kutsal Katolik Kilisesi" dendikten sonra "Azizler birliği" gelir. Bu konu bir bakıma öncekinin açımlanarak belirtilmesidir: "Kilise bütün azizler topluluğundan başka nedir ki?"(Niketas, symb. 10) Azizler birliği kesinlikle Kilisedir.

947 "Madem ki bütün inanlılar tek bir vücut oluşturuyorlar, birilerinin iyiliği ötekilere iletilmiş olur. ( ... ) Kilise’de bu tarz bir iyilikler birliği olduğuna inanmak gerekir. Fakat Kilise’ nin en önemli üyesi Mesih’tir, çünkü baş Odur ( ... ). Böylelikle, Mesih’in iyiliği bütün üyelere iletilmiş olur, bu iletim de Kilise sırlarıyla yapılır."(A. Aquinolu Thomas, symb. 10.) "Bu Kilise bir tek ve aynı Ruh tarafından yönetildiğine göre, almış olduğu bütün iyilikler doğal olarak herkesin ortak malı olur."(Catech. R. 1, 10, 24)
 

948 Öyleyse "Azizler birliği" ifadesinin birbirine sıkı sıkıya bağlı iki anlamı vardır: "Kutsal şeylerde birlik, sancta" ve "aziz insanlar arasındaki birlik, sancti".

"Sancta sanctis! (aziz olanlar için kutsal olan şey)" sözleri Doğu litürjilerinin çoğunda kutsal ekmekle şarabın kaldırıldığı sırada komünyon dağıtımından önce ayini yöneten tarafından söylenir. İnanlılar (sancti) Mesih’in Kanı ve Eti ile (sancta) Kutsal Ruh’un komünyonunda (Koinônia) gelişebilmek ve onu dünyaya iletebilmek amacıyla beslenirler.

I. Tinsel iyiliklerin birliği

949 Kudüs’teki ilk Hıristiyan cemaatinde, müritler "kendilerini havarilerin öğretişine, kardeş beraberliğine, ekmek bölmeye ve duaya adadılar" (Hİ 2, 42):
               İmanda birlik. İnanlıların imanı, havarilerden alınan paylaşıldığında yaşam hazinesi olan Kilise’nin imanıdır.

950 Kilise sırları birliği. "Kilise sırlarının bütün meyveleri herkese aittir. Çünkü Kilise sırları, özellikle de insanların Kiliseye girdikleri kapı olan Vaftiz sırrı, onların hepsini birbirleriyle birleştiren ve Mesih İsa’ya bağlayan kutsal bağlardır. Azizler birliği, Kilise sırlarının birliğidir ( ... ). ‘Birlik’ adı her birine uygulanabilir, çünkü her biri bizi Tanrı’ya bağlar (...). Ama bu tanım ötekilerden daha çok Efkaristiya’ya uyar, çünkü özellikle o bu birliği tamamlar."(Catech. R. 1, 10, 24)

951 Karizmalar birliği: Kilise’nin birliğinde Kutsal Ruh "her seviyedeki inanlıya ( ... ) Kilise’nin kurulması için özel lütuflar dağıtır"(LG 12). O halde, "herkesin ortak yararı için herkese Ruh’u belli eden bir yetenek verilmiştir"(1 Kor 12, 7).

952 "Her şeylerini ortak kabul ediyorlardı" (Hİ 4, 32): "Gerçek Hıristiyan sahip olduğu her şeyi herkesin ortak malı olarak görmeli, muhtaç ve yoksul durumdaki benzerinin yardımına koşmaya her zaman hazır olmalıdır."(Catech. R. 1, 10, 27) "Hıristiyan Rab’bin iyiliklerinin bir vekilharcıdır.(Bkz. Lk 16, 1. 3)

953 Sevgide birlik: Sanctorum communio’da "hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz" (Rom 14, 7). "Bir üye acı çekerse, bütün üyeler birlikte acı çeker. Bir üye onurlandırılırsa, bütün üyeler birlikte sevinir. Sizler Mesih’in bedenisiniz, ayrı ayrı da olsa bu bedenin üyelerisiniz" (1 Kor 12, 26-27). "Sevgi kendi çıkarını düşünmez"(Bkz. 10, 24) (1 Kor 13, 5). Azizlerin birliğine dayanan, ölü ve diri bütün insanlarla bu dayanışma içinde sevgiyle yapılan en küçük davranış etkisini herkesin üstünde gösterir. Her günah bu birliğe zarar verir.

II. Gökteki ve yeryüzündeki Kilise’nin birliği

954 Kilise’nin üç durumu. Ölümün yok edileceği, her şeyin Mesih İsa’ya tabi olacağı zamanı, Rab İsa’nın bütün melekleriyle görkemli gelişini beklerken, müritlerinden bazıları yeryüzündeki yolculuklarına devam etmektedir; yaşamları sona eren başkaları da arınmaktadır hâlâ; başkaları ise yücelik içinde "tek Tanrı’yı üç Kişilikte olduğu gibi tam aydınlıkta seyretmektedirler"(LG 49):

Bununla birlikte hepimiz, değişik derece ve değişik biçimlerde de olsa Tanrımıza aynı övgü ilahisini söyleyerek, Tanrımıza ve benzerimize karşı aynı sevgi ortaklığı içindeyiz. Nitekim, Mesih’ten olanlar ve Onun Ruhu’nu taşıyanlar, bir tek Kilise’yi oluştururlar ve Mesih’te karşılıklı olarak bir bütün oluştururlar.(LG 49)

955 "Henüz yolda olan kişilerle Mesih’in huzuru içinde yatanlar arasındaki birlik içinde en küçük bir kopukluk yoktur; tersine, Kilise’nin sabit inancına göre, bu birlik tinsel iyiliklerin değiş tokuşu ile daha güçlenmiştir."(LG 49)

956 Azizlerin arabuluculuğu. "Gerçekte Mesih’le daha yakın bağları bulunan gökteki sakinler Kilise’nin kutsallıkta daha istikrarlı olması için katkıda bulunurlar ( ... ). Onlar bizler için Baba’nın yanında insanlar ve Tanrı arasındaki tek Aracı olan Mesih İsa aracılığıyla yeryüzünde kazandıkları sevapları sunarak arabulucuk yapmaya devam ederler ( ... ). Onların kardeşçe kaygıları bizim zavallılığımıza en büyük destektir."(LG 49)

Ağlamayın, öldükten sonra size daha yararlı olacağım ve size yaşarken edebildiğimden de etkili şekilde yardım edeceğim.(A. Dominicus, ölürken, dostlarına söylediği sözler, bkz. Jourdain de saxe, lib. 93)

Cennetteki vaktimi yeryüzünde iyilik yaparak geçireceğim.(Azize Thérése de I’Enfant-Jésus, verba)

957 Azizlerle birlik. "Cennet sakinlerine, onların örnek davranışlarının anısı adına derin saygı göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bu sayede kardeş sevgisiyle bütün Kilise’nin birliğini Kutsal Ruh’ta güçlendirmeye çalışıyoruz. Yeryüzündeki Hıristiyanlar arasındaki birlik gibi her şey nasıl bizi Mesih’e daha yaklaştırıyorsa azizler birliğindeki cemaat de bizi Mesih’e birleştirir. Tanrı Halkı tüm yaşamı ve lütfunu, liderlerinden alır."(LG 50)

Mesih’e tapıyoruz, çünkü O Tanrı’nın Oğludur; dinşehitlerine gelince, onları Rab’bi örnek alan müritler olarak seviyoruz, krallarına ve efendilerine karşı gösterdikleri dindarlıktan dolayı doğru da yapmış oluyoruz; bizler de onların dostları ve arkadaşları olabilsek.(A. Polykarpos, mart. 17)

958 Ölülerle birlik. "Öncelikle Mesih İsa’nın mistik bedeninin içinde mevcut olan bu birliği benimseyelim, Kilise yeryüzünde yol alan üyeleri aracılığıyla Hıristiyanlığın ilk zamanlarından beri ölülerini, onlar için dua ederek büyük bir saygıyla andı; çünkü ‘ölülerin günahlarından kurtulması amacıyla onlar için dua etmek düşüncesi kutsal ve dindarca bir düşüncedir’(LG 50) (2 Mak 12, 45)." Onlar için yaptığımız dua yalnızca onlara yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda arabuluculuklarını bizim yararımıza kullanmalarına da neden olur.

959 Tanrı’nın biricik ailesinde. "Çok Kutsal Üçlü-Birlik’e karşı duyulan sevgi ve gösterilen ortak övgü bizleri birbirimize bağlar, Tanrı’nın oğulları olarak bizler Mesih’te tek bir aile oluştururuz, böylece Kilise’nin derin Tanrı çağrısına cevap vermiş olururuz."(LG 51)

ÖZET

960 Kilise "azizler birliği"dir: Bu ifade öncelikle "kutsal şeyleri" (sancta), her şeyden önce de "Mesih’te tek bir Vücut oluşturan inanlıların birliğini gerçekleştiren ve gösteren Efkaristiya ile belirtilir"(LG 3).

961 Bu ifade "kutsal kişilerin" (sancti) "hepimiz için ölen" Mesih’teki birliğini de belirtir, öyle ki Mesih uğruna ve Mesih’te davranan ve acı çeken herkes için meyve versin.

962 "Mesih inanlıların hepsinin birliğine inanıyoruz, yeryüzünde yolculuk halinde olanlar, arınmalarını tamamlamakta olan ölüler, cennetteki çokmutlular, hepsi birlikte bir tek Kilise’yi oluşturur, biz de bu birlikte dualarımızın Tanrı’nın ve azizlerin bağışlayıcı sevgisinin kulağının her zaman kirişte olduğuna inanıyoruz."(APF 30)

 

 

VI. PARAGRAF

Meryem Ana -

Mesih’in Annesi, Kilise’nin Annesi

963 Meryem Ana’nın Mesih’in ve Kutsal Ruh’un gizinde aldığı rolden söz ettikten sonra, şimdi de Kilise’nin gizinde aldığı yeri incelemek uygun düşecektir. "Nitekim, Meryem Ana ( ... ) Tanrı’nın ve Kurtarıcı’nın gerçek Annesi olarak kabul edilir ve saygı görür ( ... ). Meryem Ana aynı zamanda sevgisiyle Kilise’de bu Liderin üyeleri olan inanlıların doğuşuna katkıda bulunarak Mesih’in üyelerinin de gerçekten Annesidir."(LG 53, A. Augustinus’tan aktarma, virg. 6) " ... Meryem Mesih’in Annesi, Kilise’nin Annesidir."(XI. Paul, 21 Kasım 1964’teki konuşması)

I. Meryem’in Kilise’ye karşı analığı

Oğluna tamamen bağlı olarak ...

964 Meryem Ana’nın Kilise’ye karşı rolü Mesih’le olan birlik ve beraberliğinden ayrılmazdır, doğrudan ondan çıkar. "Esenlik çalışmasındaki Meryem Ana’nın Oğlu’yla olan bu birlik ve beraberliği bakire olarak Mesih’e gebe kaldığı saatten ölümüne dek aşikârdır."(LG 57) Özellikle de acıları çektiği saatte aşikârdır:

Meryem Ana iman yolculuğunda, Oğluyla olan birlik ve beraberliğini Haça kadar bağlılıkla koruyarak, orada Tanrı tasarısına uygun olarak ayakta biricik Oğluyla birlikte feci şekilde acı çekerek, bir ana yüreğiyle onun fedakârlığına katılarak, kendi etinden doğan kişinin kendini kurban olarak sunmasına sevgisinin rızasını göstererek, Haç üzerinde can çekişirken Anasını havarisine "Kadın, işte oğlun"(LG 58) (Yu 19, 26-27) diyerek emanet eden aynı Mesih İsa ile birlikte ilerledi.

965 Oğlunun Göğe Çıkışından sonra Meryem Ana "yeni doğmakta olan Kilise’ye dualarıyla destek oldu"(LG 69). Meryem Ana’ yı havariler ve bazı kadınlarla birlikte "dualarıyla, Cebrail’in kendisine gebe kalacağını haber verdiği zaman kendisini gölgesi altına alan Kutsal Ruh’un armağanının gelmesi çağrısında bulunurken görüyoruz"(LG 59).

... göğe kaldırılışında da ...

966 "Tanrı tarafından ilk günahın her türlü zararından muaf tutulan lekesiz Bakire, yeryüzündeki yaşamını tamamladıktan sonra, günahı ve ölümü(LG 59, bkz. Çokmutlu bakire Meryem’in göğe kaldılırış dogmasının Papa XII. Pius tarafından 1950’de ilan edilmesi: DS 3903)
 yenen Rablerin Rabbi Oğluna daha uygun olabilmek için ruhu ve bedeniyle göğe çıkarıldı, Rab tarafından evrenin Kraliçesi olarak yüceltildi." Meryem Ana’nın göğe çıkarılması Oğlunun Dirilişi’ne eşsiz bir katılımı ve öteki Hıristiyanların dirilişini öncelemektir:

Ey Tanrı’nın Annesi, doğum sırasında bakireliğini korudun, uykun sırasında dünyayı terk etmedin: Diri Tanrı’ya gebe kalan sen, Yaşamın kaynağına vardın, dualarınla ruhlarımızı ölümden kurtaracaksın.(Bizans litürjisi, Meryem Ana’nın Ölümü bayramı, 15 Ağustos, Troparion)

... O lütuf düzeninde Anamızdır

967 Baba’nın iradesini, Oğlunun kurtarıcı çalışmasını, Kutsal Ruh’un her davranışını tamamen benimsemesiyle Meryem Ana Kilise için iman ve sevgi konusunda örnek alınacak kişidir. Bununla o "Kilise’nin mutlak biricik ve çok seçkin bir üyesidir"(LG 53), hatta ona, Kilise’nin "örnek gerçekleşmesi"dir (typus) diyebiliriz.(LG 63)

968 Ama Kilise’ye ve bütün insanlığa göre rolü daha da öteye gider. "O ruhlara ebedi yaşam verilsin diye itaatiyle, umuduyla, şiddetli sevgisiyle Rab’bin eserine son derece eşsiz bir işbirliği getirdi. Onun içindir ki o bizim için lütuf düzeninde Ana olmuştur."(LG 61)

969 "Cebrail’in ona gebe kalacağını bildirdiği gün imanıyla gösterdiği rıza ve Haçın altında metanetle kalmasından itibaren lütuf düzeni (ekonomi) içindeki Meryem’in bu analığı, seçilmiş kişilerin sayılarının tamamlanmasına kadar durmadan devam edecektir. Nitekim, göğe kaldırılışından sonra da esenlik içindeki rolü bitmemiştir: Yinelenen arabuluculuğu ile ebedi esenliğimizi sağlayan armağanları garanti altına almaya devam etmektedir. ( ... ) Onun içindir ki, Meryem Ana’ ya Kilise’de avukat, yardımcı, yardıma koşan, arabulucuk yapan diyorlar."(LG 62)

970 "Meryem Ana’nın insanlara karşı olan analığı hiçbir suretle Mesih’in tek arabulucu oluşunu gölgelememektedir, tersine bunun iyi bir şey olduğunu göstermiştir. Çünkü Meryem Ana tarafından gelecek bütün esenlikli etki ( ... ) Mesih’in sevaplarının bolluğundan gelmektedir; bu etki her şeyde ona bağlı olan ve bütün iyiliğini ondan alan onun arabuluculuğuna dayanır."(LG 60) "Nitekim hiçbir yaratık insan olmuş kurtarıcı Kelâm ile aynı düzeye konamaz. Nasıl ki Mesih’in rahipliği gerek hizmetkârları gerek inanlı halk tarafından paylaşılıyorsa, nasıl ki Tanrı’nın biricik iyiliği çeşitli biçimler altında gerçekten yaratıklara yayılıyorsa, aynı şekilde Kurtarıcılığın tek arabuluculuğu da, biricik kaynağa bağlı olarak yaratılanlar tarafından gerçekleştirilecek bir işbirliğine yol açar."LG 62

II. Meryem Ana kültü

971 "Bütün kuşaklar beni mübarek sayacak" (Lk 1, 48): "Kilise’nin Meryem Ana’ya gösterdiği dindarlık Hıristiyan kültünün özünde vardır."(MC 56) Meryem Ana’ya Kilise tarafından haklı ve yerinde olarak özel bir kültle saygı gösterilir. Gerçekten de, en eski zamanlardan beri, Meryem Ana’ya Tanrı’ nın Annesi adıyla saygı gösterilmiştir; inanlılar tehlike ve ihtiyaç anlarında onun korumacılığına sığınırlar ( ... ). Bu kült ( ... ) biricik mutlak bir nitelik göstermesine karşın; ( ... ) insan olmuş Kelâm’a, aynı şekilde Baba’ya ve Kutsal Ruh’a yapılan tapınma kültünden temelde farklıdır; "bu, tapınmayı büyük ölçüde gayretlendirir"(LG 66). Tanrı’nın Annesine(Bkz. SC 103) vakfedilen litürjik bayramlar ve Meryem Ana duaları, örneğin "İncil’in özeti olan Tespih Duası"(Bkz. MC 42) Meryem Ana’ya duyulan derin bağlılığın ifadesidir.

III. Meryem Ana - Kilise’nin ahretsel ikonası

972 Kilise’nin başlangıcından, misyonundan ve yazgısından söz ettikten sonra en iyi şekilde sonuca bağlamayı, bakışımızı Meryem Ana’ya çevirerek yapabiliriz. Kilise’nin kendi gizinde, "iman yolculuğu"nda ne olduğunu ve yolculuğunun sonunda vatanında ne olacağını onda görebiliriz. Kilise’nin Rab’ bin Annesi ve kendi Annesi olarak saygı gösterdiği kişiyi "Çok Kutsal ve bölünmez Üçlü-Birlik’in yüceliğinde", "bütün azizlerin birliğinde"(LG 69) bekler bulacaktır:

İsa’nın Annesi Ruhu ve bedeniyle şimdiden yüceltilmiş olduğu cennette, gelecek dünyadaki Kilise’nin kendi tamamlanmasının başlangıcı ve temsili olduğu gibi, yeryüzünde de, Rab İsa’nın gelişini beklerken, yolculuk halindeki Tanrı Halkının önünde bir teselli ve güvenceli bir umut işareti olarak şimdiden parlamaktadır. LG 68

ÖZET

973 Meleğin haberine "Evet" diyerek ve Söz’ün insan olma gizine rıza göstererek Meryem Ana Oğlunun yapacağı her işe zaten katılmaktadır. Meryem Oğlunun Kurtarıcı ve mistik Bedenin başı olduğu her yerde Anadır.

974 Meryem Ana bu dünyadaki yaşamını tamamladıktan sonra bedeni ve ruhuyla birlikte göğe kaldırıldı, oradan Bedeninin bütün üyelerinin dirilişini önceleyerek Oğlunun Dirilişinin yüceliğine katılmaktadır.

975 "Tanrı’nın Çok Kutsal Annesinin, yeni Havva’nın, Kilise’ nin Annesinin cennette Mesih’in üyelerine karşı analık rolüne devam ettiğine inanıyoruz."APF 15