Tanrı’nın insanı karşılaması

              

İKİNCİ BÖLÜM

               Tanrı’nın insanı karşılaması

 

50 İnsan doğal aklı sayesinde Tanrı’yı yapıtlarından kesinlikle tanıyabilir. Ancak insanın kendi gücüyle hiçbir şekilde erişemeyeceği başka bir tanıma niteliği daha vardır, Tanrısal Vahiy.(Bkz. I.Vatikan Kon: DS 3015) Tamamen özgür bir kararla Tanrı insana kendisini açınlıyor ve veriyor. Bunu da bütün insanların yararı için Mesih’te ebediyen tasarladığı kendi lütufkâr tasarısını, gizini açınlayarak yapıyor. Rabbimiz Mesih İsa’yı, Sevgili Oğlunu ve Kutsal Ruh’u göndererek kendi tasarısını tamamen açınlıyor.

               1. KONU

               Tanrı’nın Vahyi

I. Tanrı "lütufkâr tasarısını" açınlıyor

51 "Tanrı bilgeliği ve iyiliğinde şahsen kendini açınlamayı ve iradesinin gizini tanıtmayı istedi, insanlar da bu sayede cisimlenmiş Söz olan Mesih aracılığıyla, Kutsal Ruh’ta Baba’ ya doğru giderek Tanrı doğasına ortak kılındılar."(DV2)

52 "Erişilmez nur içinde yaşayan" (1 Tim 6, 16) Tanrı, kendisi tarafından özgürlük içinde yaratılan insanları, biricik Oğlu (Bkz. Ef 1,4-5) aracılığıyla öz evlatları yapmak amacıyla, onlara kendi Tanrısal yaşamını iletmek istiyor. Tanrı kendisini açınlayarak insanların kendisine kendilerinin yapabileceğinin çok ötesinde yanıt verecek, kendisini tanıyacak, kendisini sevecek duruma gelmelerini istiyor.

53 Vahyin Tanrısal tasarısı "birbirlerine sıkıca bağlı ve birbirlerini karşılıklı olarak aydınlatan"(DV2) sözler ve eylemler aracılığıyla gerçekleşir. Tanrısal tasarı özel "Tanrısal bir pedagoji" içerir: Tanrı insana kendisini derece derece iletir, aşama aşama da Kendisiyle ilgili cisimleşmiş Söz’ün misyonunda ve Kişiliğinde, yani Mesih İsa’da doruk noktasına varan doğaüstü Vahyi kabul edebilecek şekilde hazırlar.

A. Lyonlu Ireneus bu Tanrısal pedagojiden birçok kez insanla Tanrı arasındaki karşılıklı alışkanlık imgesi altında söz eder: "Tanrı’nın Sözü Baba’nın arzusuna göre insanı Tanrı’yı kavramaya alıştırmak ve Tanrı’yı insanda oturmaya alıştırmak için insanoğlu oldu ve insanda oturdu." (Haer 3,20,2;bkz,örn. haer.3,17,1;4;4,21,3)

II. Vahyin evreleri

Başlangıçtan beri, Tanrı kendini tanıtmaya çalışıyor

54 "Tanrı, her şeyi Söz’le yarattı ve koruyor, insanlara yaratılmış şeylerde Kendisi hakkında sürekli bir tanıklık vermektedir; daha yüce bir esenlik yolu açmak isteyerek, başlangıçta ilk atalarımıza Kendini gösterdi."(DV3) Onları görkemli bir hakbilirlik ve nurla donatarak Kendisiyle birlikte daha samimi düşünce ve duygu birliğine davet etti.

55 Bu Vahiy ilk atalarımızın günahıyla kesilmedi. Nitekim, "Tanrı, onların düşüşünden sonra onlara bir kurtarış sözü verdi, esenliğe umut bağlamalarını sağlayarak onları yüreklendirdi; iyilikte sebat ederek esenliği arayan herkese ebedi yaşamı vermek için durmaksızın insan soyunun üzerine titredi."(DV3)

Senden uzaklaşarak dostluğunu yitirmesine karşın onu ölümün pençesine bırakmadın. ( ... ) İnsanlarla antlaşmalarını çoğalttın.(MR,IV.efkaristiya duası,118)

Nuh’la yapılan antlaşma

56 İnsanlık günahla bir kez parçalara bölündükten sonra, Tanrı öncelikle her kısmından geçerek insanlığı kurtarmaya çalışıyor. Tufandan sonra Nuh’la yapılan antlaşma (Bkz. Yar 9,9) "ülkesine, diline ve kendi kavmine göre yeniden bir araya gelen insanların yani ulusların esenliği ile ilgili Tanrı tasarısının ilkesini ifade etmektedir"(Bkz. Yar 10,21-31) (Yar 10, 5).

57 Aynı zamanda kozmik, toplumsal ve dinsel uluslardan oluşan bu düzen,(Bkz. Hİ 17, 26-27) İlahi takdir ile meleklerin korumasına bırakılmış,(Bkz.Tes 4,19;32,8) topluca ahlâk bozukluğuna (Bkz.Bil 10,5) düşmüş ve Babil(Bkz, Yar 11,4-6) örneğinde olduğu gibi kendi başına birliğini sağlamaya çalışan bir insanlığın kibrini sınırlamaya hazırlar. Ne var ki bu geçici Tanrı tasarısı günah yüzünden (Bkz. Rom 1,18-25) sürekli olarak ulusun ve liderinin çoktanrılık ve putatapıcılığı ile bir putperest ahlâksızlığın tehditi altında kalmıştır.

58 Nuh’la yapılan antlaşma uluslar (Bkz. Lk 21,24) var olduğu sürece, İncil’in tüm dünyaya bildirilmesine dek yürürlükte kalacaktır. Kutsal Kitap ulusların bazı büyüklerini, "adil Habil" gibi, Mesih’in figürü (Bkz. Yar 14,18) kral-rahip Melkisedek (Bkz.İbr 7,3) ya da "Nuh, Danyel ve Eyüp" gibi adil kişileri saygıyla anar (Hez 14, 14). Böylece, Kutsal Kitap Nuh’un antlaşmasına göre Mesih’in gelip de "dağılmış Tanrı evlatlarını yeniden bir araya getireceğini" (Yu 11, 52) umut ederek yaşayanların ne büyük yüceliğe ve azizliğe ulaşabileceğini ifade eder.

Tanrı İbrahim'i seçiyor 

59 Dağılmış insanlığı bir araya getirmek için Tanrı, Abram’ı "Ülkeni, akrabalarını ve evini terk et" (Yar 12, 1) diyerek, onu İbrahim yapmak için yani "birçok ulusun babası" (Yar 17, 5) yapmak için seçti: "Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak" (Bkz.Gal 3 8) (Yar 12, 3 LXX).

60 İbrahim’in soyundan gelen halk, atalara yapılan vaadin emanetçisi olacağı gibi bu seçkin halk,(Bkz.Rom 11,28) bir gün, tüm Tanrı evlatlarını Kilise’nin birliğinde (Bkz .Yu 11,52.10,16) toplamaya çağrılmıştır; bu halk inanlı olan tüm putperestlerin gelip de ekleneceği köktür. (Bkz.Rom11,17-18.24)

61 Eski Antlaşma’daki atalar ve peygamberler ve daha başka kişiler Kilise’nin geleneksel litürjilerinde daima saygıyla anılmışlar ve anılmaya devam edileceklerdir.

Tanrı İsrail halkını oluşturuyor

62 Atalardan sonra, Tanrı İsrail’i Mısır esaretinden kurtararak özgürlüğüne kavuşturdu. İsrail halkıyla Sina Dağı’nda antlaşma yaptı ve ona Musa aracılığıyla, Kendisini diri ve gerçek tek Tanrı, inayetli Baba ve adil yargıç olarak kabul etmeleri ve Kendisine kulluk etmeleri ve vaat edilen Kurtarıcıyı beklemeleri için Kutsal Yasa’yı verdi.(Bkz.Dv3)

63 İsrail "Rab’bin adını taşıyan" (Tes 28, 10) Tanrı’nın rahip Halkıdır. İsrail halkı Tanrı’nın ilk konuştuğu halktır,(Bkz.Çık 19,6) İsrail halkı, İbrahim’e olan inançta "büyük kardeşler" topluluğudur.

64 Tanrı, peygamberleri aracılığıyla, halkını esenlik umudu içinde tüm insanları ilgilendiren (MR,Kutsal Cuma 13:VI.evrensel dua) ve insanların yüreğine yazılacak (Bkz. İş 2.2-4) yeni ve ebedi bir Antlaşma’nın bekleyişine hazırlar. Peygamberler Tanrı Halkı’nın radikal bir kurtuluşundan, tüm vefasızlıklarından arınacaklarından,(Bkz.Yer 31,31-34,İbr 10,16) tüm ulusları içine alacak (Bkz.Hez 36) bir esenlikten söz ederler. Bu umudu özellikle de Rab’bin alçakgönüllüleri ve yoksulları taşıyacaklardır.(Bkz.İş 49,5-6,53,11) Sarah, Rebeka, Raşel, Miryam, Debora, Anna, Yüdit ve Ester gibi aziz kadınlar İsrail’in kurtuluş umudunu canlı tutmuşlardır. En temiz yüz (Bkz.Lk 1,38) Meryem’inkidir (Bkz.Tse 2,3).

III. Mesih İsa - "Tüm Vahyin Aracısı ve Bütünlüğü"

Tanrı Sözü’yle her şeyi söyledi

65 "Tanrı peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan konuştuktan sonra, bu son günlerde de bizimle Oğlu aracılığıyla konuştu" (İbr 1, 1-2). İnsan olan Tanrı’nın Oğlu Mesih, Baba’nın aşılamaz ve kusursuz biricik Sözü’dür. Baba Onda her şeyi söyler, bu sözden başka söz olmayacaktır. A. Jean de la Croix, daha başka birçokları gibi, İbr 1, 1-2’deki ayeti yorumlarken bunu çok aydınlatıcı bir şekilde açıklıyor:

Sözü olan Oğlunu bize verdiğinden beri, Tanrı’nın bize verecek başka sözü yoktur. Tanrı aynı anda ve bir defada bize bu tek Sözle her şeyi söyledi ( ... ); peygamberlere kısım kısım söylediği şeyleri Oğlunda bütünüyle, Oğlu olan bu bütünü bize vererek söyledi. İşte onun içindir ki, şimdi Tanrı’yı sorgulamak isteyen, ya da ondan bir vizyon ya da bir vahiy bekleyen, başka şeyler ya da bazı yenilikler aramadan bakışlarını yalnızca Mesih’e çevirmeyen kişi yalnız bir akılsızlık yapmış olmakla kalmayıp Tanrı’ ya da hakaret etmiş sayılır. (Karm.2,22)

Başka Vahiy gelmeyecektir

66 "Yeni Antlaşma’dan ibaret olan insanların esenliği ile ilgili Hıristiyanlık tasarısı kesindir ve asla zamanı geçmeyecektir, Rabbimiz Mesih İsa’nın görkemli gelişine kadar herhangi bir yeni genel vahiy beklenmemelidir."(DV4) Bununla birlikte, Vahiy tamamlanmış olsa bile, tamamen açıkça belirtilmemiştir; bunun hepsini yüzyıllar boyunca derece derece kavramak Hıristiyanlık inancına düşmektedir.

67 Yüzyıllar boyunca, Kilise otoritesi tarafından bazıları kabul edilen "özel" denilen açınlamalar olmuştur. Ne var ki bunlar iman mirasına ait değillerdir. Bu özel açınlamaların rolü Mesih’in kesin Vahyini "iyileştirmek" ya da "tamamlamak" değil, bu Vahyi tarihin belirli bir döneminde bütünüyle yaşamaya yardımcı olmaktır. Kilise Yetkili Kurulu’nca yönetilen inanlılar, bu açınlamalarda neyin Mesih’in ya da azizlerinin Kilise’ye gerçek çağrısını oluşturduğunu ayırt ederek kabul edecek sağduyuya sahiptirler.

Hıristiyanlık inancı, Mesih’te tamamlanmış olan Vahyi düzelttiğini ya da aştığını iddia eden "açınlamaları" kabul edemez. Hıristiyanlık dışı bazı dinler ve de böylesi "açınlamalar" üzerine kurulmuş bazı yeni mezhepler bu kategori içindedir.

ÖZET

68 Tanrı, sevgisinden kendini insanlara açınladı ve verdi. Böylece Tanrı insanın, yaşamın amacı ve anlamı üzerine kendi kendine sorduğu sorulara kesin ve gereğinden de fazla yanıt getirmiş oldu.

69 Tanrı sözler ve eylemler aracılığıyla kendi gizini derece derece insana ileterek, ona kendini açınladı.

70 Tanrı yaratılmış şeylerde Kendi hakkında verdiği tanıklığın ötesinde, ilk atalarımıza kendini gösterdi. Onlarla konuştu, düştüklerinde, onlara kurtuluşu (Bkz. Yar 3,15) vaat etti ve onlara antlaşma önerdi.

71 Tanrı Nuh’la Kendisi ve tüm canlı yaratıklar arasında ebedi bir antlaşma yaptı. (Bkz. Yar 9,16) Bu antlaşma dünya var oldukça sürecektir.

72 Tanrı İbrahim’i seçti ve onunla ve onun soyundan geleceklerle bir antlaşma yaptı. Musa aracılığıyla Kutsal Yasa’sını verdiği halkını oluşturdu. Halkını peygamberlerle tüm insanlığın kaderi olan esenliği kabul etmeye hazırladı.

73 Tanrı, Antlaşmasını bütün zamanlar için akdettiği öz Oğlunu göndererek kendisini tamamen açınladı. Oğlu Baba’nın kesin Sözü’dür, öyle ki Ondan sonra başka Vahiy gelmeyecektir.

 

2. KONU

Tanrısal Vahyin iletimi

74 Tanrı "insanların kurtulmalarını ve gerçeğin bilincine varmalarını ister" (1 Tim 2, 4), kısacası Mesih İsa’yı tanımalarını ister. (Bkz. Yu 14,6) Vahyin dünyanın dört bir yanına ulaşması için, Mesih İsa’nın tüm halklara, tüm insanlara bildirilmesi gerekir:

Tüm ulusların esenliği için verilmiş olan bu Vahyin bozulmadan daima öyle kalması ve bütün kuşaklara aktarılması için Tanrı, aynı lütufkârlığıyla önlemlerini aldı. (DV 7)

I. Havarilerden gelen Gelenek

75 "Çok yüce Tanrı’nın tüm Vahyinin tamamlandığı Rab Mesih İsa, önce peygamberler tarafından vaat edilen İncil’i kendi ağzıyla bildirdikten ve bizzat Kendisi gerçekleştirdikten sonra, Havarilerine Tanrısal armağanlar ileterek İncil’i herkese her esenlikli gerçeğin ve her ahlâk kuralının kaynağı olarak vazetmelerini buyurdu." (DV 7)

Havarilerin vaazı ...

76 Rab İsa’nın buyruğu üzerine İncil’in iletilmesi şu iki biçimde yapılmıştır:

Sözlü olarak: "Havariler İsa’yla birlikte yaşarken gerek onun ağzından duyduklarını ya da gördükleri davranışlarından öğrendiklerini gerekse Kutsal Ruh’un esinlerinden elde ettiklerini vaazlarında, örneklerinde ve kurumlarında ilettiler" (DV 7);

Yazılı olarak: "Bu havariler ve onların çevresindekiler aracılığıyla esenlik mesajı Kutsal Ruh’un esini altında kaleme alındı."

....Havarilerin haleflerinde sürdürüldü

77 "İncil’in Kilise’de daima diri ve bozulmadan kalabilmesi için, havariler halefleri olarak episkoposları seçtiler ve onlara kendi öğretme yükümlülüklerini yüklediler." (DV 7) Nitekim, "esinlenmiş kitaplarda özellikle ifade edilen havarilerin öğrettikleri, dünyanın sonuna kadar kesintisiz bir şekilde haleflerince korunmalıdır." (DV 8)

78 Kutsal Ruh’ta gerçekleştirilen bu canlı aktarıma Dini Gelenek denmektedir. Kutsal Kitap’tan farklı olmasına karşın onunla sıkıca bağıntılıdır. Dini Gelenek aracılığıyla "Kilise, doktrinini, yaşamını ve kültünü sürdürmekte ve her kuşağa inandığı her şeyi ve kendisinin ne olduğunu aktarmaktadır." (DV 8) "Kilise Babalarının öğretileri, zenginliklerinin inanan ve dua eden Kilise yaşamına ve uygulamasına geçtiği bu Dini Geleneğin canlandırıcı varlığını doğrulamaktadır." (DV 8) 

79 Böylelikle, Baba’nın Sözü aracılığıyla Kutsal Ruh’ta Kendisiyle ilgili yaptığı aktarım, Kilise’de etkin olarak var olmaya devam etmektedir: "Eskiden konuşan Tanrı, sevgili Oğlunun Eşi’yle konuşmayı sürdürmeye devam etmektedir, Kilise’de ve onun aracılığıyla dünyada yankılanan İncil’in canlı sesi, inanlıları en yüksek gerçeğe götürmekte ve Mesih’in sözlerinin onlarda iyice yerleşmesine neden olmaktadır." (DV 8)

II. Dini Gelenek ile Kutsal Kitap arasındaki ilişki

Ortak bir kaynak ...

80 "Kendi aralarında birbirlerine bağlı ve birbirleriyle iletişim halindedirler. Çünkü her ikisi de aynı Tanrısal kaynaktan fışkırmakta, kısacası bir bütün oluşturmakta ve aynı sona gitmektedir." (DV 9) Her ikisi de "dünyanın sonuna dek her an kendisine inananlarla birlikte" (Mt 28, 20) olacağına söz veren Mesih İsa’nın gizini Kilise’de mevcut ve verimli kılmaktadır.

...İki farklı iletim yolu

81 Kutsal Kitap, Tanrısal Ruh’un esini altında kaleme alınan Tanrı’nın sözüdür. "Kutsal Dini Gelenek, Mesih İsa ve Kutsal Ruh tarafından havarilere emanet edilen Tanrı sözünü taşımaktadır ve gerçeğin Ruhu’yla aydınlanmış olarak bunu vazederken, sadakatle korusun, gözler önüne sersin ve yaysınlar diye eksiksiz olarak havarilerin haleflerine aktarmaktadır."

82 Buradan Vahyin aktarılması ve yorumu görevi verilen Kilise’nin Vahyin "tüm noktaları konusundaki güvenirliğini yalnızca Kutsal Kitap’tan almadığı ortaya çıkmaktadır. Bunun içindir ki her ikisi de aynı saygı ve sevgiyle ele alınmalı ve her ikisine de aynı büyük saygı gösterilmelidir." (DV 9)

Havarilerin geleneği ve kilise gelenekleri

83 Burada sözünü ettiğimiz Dini Gelenek havarilerden gelmiş olandır, havariler İsa’nın örnek davranışlarından ve öğretisinden almış olduklarını ve Kutsal Ruh’tan öğrendiklerini aktarmışlardır. Nitekim, ilk Hıristiyanların elinde yazılı bir İncil yoktu, İncil’in kendisi de canlı Gelenek sürecini doğrulamaktadır.

Zamanla yerel Kiliselerde doğmuş olan Tanrıbilimsel, disipline dair, litürjik ya da tapınma ile ilgili "gelenekler"i bu Gelenek’ten ayırmak gerekir. Bu gelenekler, Büyük Geleneğin çeşitli yerlere ve çeşitli devrelere özgü ifadeleri aldığı özel biçimlerden oluşurlar. Bu gelenekler Geleneğin ışığı altında sürdürülebilir, iyileştirilebilir ya da Kilise Yetkili Kurulu’nun yönetimine bırakılabilirler.

III. İman mirasının yorumu

Kilise’nin tümüne emanet edilen iman mirası

84 Kutsal Gelenek’te ve Kutsal Kitap’ta bulunan imanın "kutsal mirası" (depositum fidei) (Bkz.1 Tim 6,20; 2 Tim 1,12-14) havariler tarafından tüm Kilise’ye emanet edilmiştir. "Çobanlarına tamamen bağlı olan kutsal halk, ona bağlanarak havarilerin öğretisine ve kardeş birliğine, ekmek bölmeye ve dualara özenle sadık kalacaktır, öyle ki, aktarılan imanın korunması, bildirilmesi ve uygulamaya konulmasında çobanlar (papazlar) ile inanlılar arasında özel bir ruh birliği oluşur." (DV10)

Kilise’nin Kesin Yetkililiği

85 "Yazılı olan ya da aktarılan Tanrı Sözü’nü gerçeğe uygun olarak yorumlama yükümlülüğü, yalnızca otoritesini Mesih İsa adına gösteren yaşayan Kilise’nin Yetkili Kurulu’na" (DV10), kısacası Petrus’un halefi Roma episkoposu ile birlik içinde bulunan episkoposlara verilmiştir.

86 "Ancak, bu Yetki Tanrı sözünün üstünde değildir, yalnızca aktarılanı öğreterek ona hizmet eder, zira Tanrı’nın himayesinde, Kutsal Ruh’un yardımıyla, bu Sözü sevgiyle dinler, onu azizce korur ve sadakatle gözler önüne serer, sonra da bu biricik iman mirasından Tanrı tarafından açınlanmış olanları, inanılacak şeyleri çıkarır alır." (DV10)

87 İnanlılar, İsa’nın havarilerine söylediği, "Sizi dinleyen, beni dinlemiş olur" (Lk 10, 16) (Bkz.LG 20) sözlerini anımsayarak çobanlarının (papazlarının) kendilerine değişik biçimlerde sundukları öğreti ve yönergeleri uysallıkla kabul ederler.

İman dogmaları

88 Kilise Yetkili Kurulu dogmaları tanımlarken, Mesih İsa’ dan aldıkları otoriteyi sonuna kadar kullanarak Hıristiyan halkının zorunlu bir biçimde Tanrısal Vahyin içerdiği gerçeklere ya da bunlarla zorunlu bir bağı bulunan gerçeklere tam olarak inanmalarını önerir.

89 Dogmalarla tinsel yaşamımız arasında organik bir bağ mevcuttur. Dogmalar iman yolundaki ışıklardır, iman yolunu aydınlatır ve güvenli hale sokarlar. Tersine, doğru bir yaşam sürüyorsak, aklımız ve yüreğimiz iman dogmaları ışığını kabul edecek biçimde açık olacaktır. (Bkz. Yu 8,31-32)

90 Dogmaların karşılıklı bağları ve tutarlılığı Mesih gizi ile ilgili Vahyin bütünlüğünde bulunabilir. (Bkz.I.Vatikan Kon:DS3016:nexus mysteriorum;LG2 5) "Hıristiyan inancının temelleri ile ilişkilerin çeşitliliği Katolik doktrini gerçeklerinin bir hiyerarşisini ya da bir sıranın varlığını belirtir." (UR11)

İmanın doğaüstü anlamı

91 İnanlıların hepsinin açınlanmış gerçeğin aktarımında ve anlaşılmasında payı vardır. İnanlılar kendilerini gerçeğin tamamına yöneltecek (Bkz. Yu 16,13) ve kendilerini eğitecek (Bkz.1 Yu 2,20-27) Kutsal Ruh tarafından meshedilmişlerdir.

92 İnanlıların bütünü yanılamaz, "episkoposlardan en son laik* inanlıya kadar" bütün halkın iman ve ahlâkla ilgili gerçeklere genel bir onay getirmesi olan bu özelliği de imanın doğaüstü anlamı aracılığıyla ortaya koyar. (LG 12) 

93 Nitekim gerçeğin Ruhu ile uyandırılan ve desteklenen imanın bu anlamı sayesinde ve kutsal Kilise Yetkili Kurulu kılavuzluğunda, ( ... ) Tanrı Halkı azizlere iletilen imana ilk ve son olarak sağlam bir şekilde bağlanmış, imanı iyi bir şekilde yorumlayarak ona daha derinlemesine girmiş ve yaşamında daha yetkince uygulamış oluyor. (LG 12)

İman anlayışında gelişim

94 Kutsal Ruh’un yardımı sayesinde iman mirası sözlerde olduğu kadar gerçekleri kavramada da, Kilise yaşamında gelişebilir:

- "Onları yüreklerinde derinlemesine düşünen inanlıların çalışmaları ve düşünceleri sayesinde" (DV8); özellikle de "açınlanmış gerçeğin bilgisini derinleştiren Tanrıbilimsel araştırmayla" (GS 62,7;bkz.44,2;DV23;24;UR 4);
- "inanlıların tinsel konularda içten duydukları kavrayışla" (DV8); "Tanrısal sözler ve onları okuyan kişi birlikte gelişirler" (Aziz Büyük Gregorius,hom.Ez.1,7,8);
- "gerçeğin güvenilir karizmasını episkoposluk mirasıyla almış olanların vaazıyla" (DV8).

95 "Şu halde çok açık bir şekilde Kutsal Gelenek, Kutsal Kitap ve Kilise’nin Yetkili Kurulu, Tanrı’nın bilgelik dolu düzeniyle birbirleriyle öylesine bağlı ve öylesine dayanışma içindedirler ki, bu gerçeklerin hiçbiri diğerleri olmadan var olamaz ve hepsi birlikte, her biri kendi tarzında, tek Kutsal Ruh’un etkisiyle, ruhların esenliğine gerçekten katkıda bulunurlar." (DV10,3)

ÖZET

96 Mesih İsa’nın havarilerine emanet ettiğini, havariler Kutsal Ruh’un esiniyle, Mesih’in görkemli dönüşüne kadar tüm kuşaklara vaazlarıyla ve yazıyla aktardılar.

97 "Kutsal Gelenek ile Kutsal Kitap, Tanrı sözünün biricik kutsal mirasını oluşturur" (DV10), gurbetteki Kilise onlarda bir aynada gibi, her türlü zenginliğin kaynağı Tanrı’yı seyreder.

98 "Doktriniyle, yaşamıyla, kültüyle Kilise inandığını ve kendinde olan her şeyi her kuşağa aktarmaya ve sürdürmeye çalışır." (DV 8)

99 İmanın doğaüstü niteliği sayesinde, Tanrı Halkının tümü Tanrısal Vahyin armağanını sürekli olarak almaya, onu daha derinlemesine anlamaya ve onu tam olarak yaşamaya devam eder.

100 Tanrı Sözü’nü resmi olarak yorumlama sorumluluğu yalnızca Kilise’nin Yetkili Kurulu’na ve bu Kurul ile düşünce birliği içinde bulunan papa ve episkoposlara emanet edilmiştir.