Tövbe ve Barışma sırrı



İKİNCİ BÖLÜM

Şifa veren Kilise sırları

1420 Vaftiz, Güçlendirme ve Efkaristiya sırları ile Hıristiyanlığa girerek Mesih’te yeni bir yaşama başlayan insan, ne yazık ki bu yaşama "toprak kaplar içinde" (2 Kor 4, 7) sahiptir. Bu yaşam "Mesih’le birlikte Tanrı’da saklıdır" (Kol 3, 3). Hâlâ acıya, hastalığa, ölüme tabi "yeryüzündeki evimizdeyiz" (2 Kor 5, 1). Tanrı’nın evladı olma niteliği kazandıran bu yeni yaşam günahla zayıflayabilir, hatta yok olabilir.

1421 Ruhumuzun ve bedenimizin doktoru Rabbimiz Mesih İsa felçlinin günahlarını bağışladığı ve ona şifa verdiği(Bkz. Mk 2, 1-12) gibi Kilisesinin de kendi üyeleri içinde Kutsal Ruh’un gücüyle iyileştirme ve esenlik işine devam etmesini istedi. Bu iki şifa veren sırrın; Tövbe sırrı ile Hastalara Yağ Sürme sırrının amacı budur.

 

4. KONU

Tövbe ve Barışma sırrı

1422 "Tövbe sırrını alanlar, Tanrı’nın mağrifetiyle Tanrı’ya karşı işledikleri günahların bağışlanmasını elde ederler, aynı zamanda günahın yaraladığı sevgisiyle, örnek davranışıyla, dualarıyla kendilerinin tövbe etmesine çalışan Kilise ile barışırlar."(LG 11)

I. Bu sırra ne ad veriliyor?

1423 Bu sırra dine dönme sırrı denir. Çünkü bu, kutsallaştırıcı sır olarak İsa’nın dine dönme çağrısını,(Bkz. Mk 1, 15) günahla uzaklaşılan Baba’ya(Bkz. Lk 15, 18) geri dönüşü gerçekleştirir.
               Bu sırra tövbe sırrı denir. Çünkü bu, günahkâr Hıristiyanın kişisel olarak ve kilise içinde tövbe ve pişmanlık tutumu içinde olduğunu gösterir.

1424 Bu sırra itiraf sırrı denir. Çünkü günahlarını bir papazın önünde itiraf etmek, ona bunları açmak bu sırrın temel öğesidir. Derin anlamına bakacak olursak bu sır aynı zamanda Tanrı kutsallığına ve Onun günahkâr insana gösterdiği merhamete bir övgü, onu kabullenme ve onu dile getirmedir.
               Bu sırra bağışlama sırrı denir. Çünkü papazın kutsamasıyla, Tanrı pişman olmuş kişiye "bağış ve huzur verir"(OP, kutsama formülü).
               Bu sırra uzlaşma, barışma sırrı denir. Çünkü bu sır günahkâra barıştıran Tanrı sevgisini verir: "Tanrı’yla barışın" (2 Kor 5, 20). Tanrı’nın bağışlayıcı sevgisinde yaşayan kişi İsa’nın "Git; önce kardeşinle barış" (Mt 5, 24) çağrısına uymaya hazırdır.

II. Vaftiz’den sonra neden Barışma sırrına gerek var?

1425 "Yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab Mesih İsa’nın adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla aklandınız" (1 Kor 6, 11). "Mesih’i giyinen" (Gal 3, 2-7) kişi için günahın ne kadar reddedilecek bir şey olduğunu görebilmek için Hıristiyanlığa giriş sırasında Tanrı’nın bize vermiş olduğu armağanların büyüklüğünün farkına varmak gerekir. Havari Yuhanna şöyle diyor: "Günahımız yoktur dersek, kendi kendimizi aldatırız ve gerçek içimizde değildir." (1 Yu 1, 8). İsa’nın kendisi bize şu şekilde dua etmemizi öğretti: Karşılıklı suçlarımızı bağışlamayla Tanrı’nın günahlarımızı bağışlamasını birbiriyle ilişkilendirerek "suçlarımızı bağışla" (Lk 11, 4) diyoruz.

1426 Tövbe ederek Mesih’e dönmek, Vaftizle yeniden doğmak, Kutsal Ruh’un armağanları, yiyecek olarak alınan Mesih’in Eti ve Kanı, Onun önünde "lekesiz ve kutsal olan Mesih’in zevcesi Kilise" (Ef 5, 27) gibi "bizleri onun önünde kutsal ve lekesiz kılar" (Ef 1, 4). Bununla birlikte Hıristiyanlığa giriş sırasında alınmış olan yeni yaşam ne insan doğasının zayıflıklarını ve acizliğini ortadan kaldırmış ne de geleneğin dünya istekleri olarak nitelendirdiği günah eğilimlerini yok etmiştir, bu istekler vaftiz olanlarda Mesih’in nurundan aldıkları destekle(Bkz. DS 1515) mücadele ederek kendilerini kanıtlasınlar diye Hıristiyan yaşamında kalırlar. Bu mücadele Tanrı’nın ebedi yaşama ve kutsallığa gitmemiz için bizi tövbe etmeye sürekli olarak çağırdığı dine dönme mücadelesidir.(Bkz. DS 1545, LG 40)

III. Vaftiz olanların tövbesi

1427 İsa tövbe etmeye çağırıyor. Bu çağrı Tanrı Krallığının önemli bir bölümünü oluşturur: "Vakit tamam, Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın" (Mk 1, 15). Bu çağrı önceleri Mesih’i ve İncil’ini bilmeyenlere hitap ediyor. Onun için, Vaftiz(Bkz. Hİ 2, 38) Hıristiyanlığa girişin temel ve birinci koşuludur. Böylece Yeni Habere ve Vaftiz’e inanan kişi kötülüğü terk edip esenliğe kavuşur, kısacası tüm günahlarının bağışlanmasına ve yeni bir yaşama girer.

1428 Oysa İsa’nın bu çağrısı Hıristiyanların yaşamlarında da yankılanmaya devam etmektedir. Dine bu ikinci çağrı bağrında günahkârları barındıran tüm Kilise’nin bitmemiş görevidir. Kilise kutsal olduğu kadar arınmaya da davet ediliyor, ve sürekli olarak tövbe ve yenilenme çabası içindedir.(LG 8) Bu tövbe çabası sadece bir insan işi değildir. Bu, nur(Bkz. Yu 6, 44, 12, 32) tarafından çekilen ve hislendirilen bu "pişmanlık duyan bir yüreğin"(Bkz. 1 Yu 4, 10) (Mzm 51, 19) kendisini ilk seven bağışlayıcı Tanrı’ya olan hareketidir.

1429 Bunu Efendisini üç kez inkâr ettikten sonra tövbe eden Petrus gösteriyor. İsa’nın sonsuz bağışlayıcı bakışları pişmanlık gözyaşlarının dökülmesine neden oluyor (Lk 22, 61), İsa dirildikten sonra da Petrus İsa’ya duyduğu sevgiyi üç kez yineliyor.(Bkz. Yu 21, 15-17) İkinci tövbenin cemaatle ilgili bir boyutu da vardır. Bu Rab’bin tüm Kilise’ye yaptığı çağrıdan belli oluyor: "Tövbe et!" (Ap 2, 5. 16).

Aziz Ambrosius diyor ki, Kilise’de iki tövbe hareketi vardır: "Bunlardan biri Vaftiz suyuyla öteki ise Tövbe gözyaşlarıyla olur."(Ef 41, 12)

IV. İçten pişmanlık

1430 Peygamberlerde olduğu gibi, İsa’nın tövbeye çağrısı da önce dış davranışları, orucu ve nefsi köreltmeyi değil de, içten tövbe etmeyi ve yürek pişmanlığını öngörür. İçten tövbe ve yürek pişmanlığı olmadan yapılacak nefsi köreltme işleri sahte ve kısır kalmaya mahkûmdur; tersine yürek pişmanlığı kendisini davranışlarda, nefsi köreltme işlerinde de gösterir.(Bkz. Yoel 2, 12-13, İş 1, 16-17, Mt 6, 1-6. 16-18)

1431 İçten tövbe tüm yaşamın radikal bir şekilde yön değiştirmesi, tüm yüreğimizle Tanrı’ya dönmemiz, günah işlemeyi bırakmamız, günahı sevmeme ve işlemiş olduğumuz kötü davranışlara karşı bir tiksinti duymadır. İçten tövbe aynı zamanda insanın nurun yardımına güvenerek ve Tanrı’nın bağışlayıcılığını umut ederek hayatını değiştirmeye karar vermesini sağlar. Bu yürek pişmanlığı esenlikli bir üzüntüyü ve acıyı da beraberinde getirir, buna Kilise Babaları animi cruciatus (ruhun derin üzüntüsü), compunctio cordis(Bkz. Trento Kon: DS 1676-1678, 1705, Catech. R. 2, 5, 4) (yürek pişmanlığı) diyorlar.

1432 İnsan yüreği hantal ve katıdır. Tanrı’nın insana yeni bir yürek(Bkz. Hez 36, 26-27) vermesi gerekir. İlk olarak insanın Tanrı’ya dönmesi Tanrı’nın işidir; yüreklerimizi kendisine döndüren Tanrı’ dır: "Rab bizi kendine döndür, biz de sana döneriz" (Ağıtlar 5, 21). Tanrı yeniden başlamamız için bize güç verir. Tanrı sevgisinin büyüklüğünü keşfederek, yüreğimiz günahın ağırlığı ve korkunçluğu ile sarsılır, bu nedenle Tanrı’ya karşı günah işlemekten ve ondan ayrı kalmaktan kaçınmaya başlar. İnsan yüreği günahlarımızın deldiği Kişiye bakarak Tanrı’ya döner:(Bkz. Yu 19, 37, Zek 12, 10)

Mesih’in kanına bakarak bunun Babası için ne kadar değerli olduğunu anlayalım, çünkü bu kan esenliğimiz için dökülerek tüm dünyaya tövbe lütfunu sağladı.(A. Romalı Clemens, Kor 7, 4)

1433 Paskalya’dan beri Kutsal Ruh, Baba’nın gönderdiğine inanmadığı için "dünyaya, günah konusunda suçlu olduğunu gösteriyor" (Yu 16, 8-9). Ama günahı açığa çıkaran bu aynı Ruh insan yüreğine pişmanlığı ve tövbeyi(Bkz. Hİ 2, 36-38, bkz. II. Jean Paul, DV 27-48) veren Tesellicidir(Bkz. Yu 15, 26).

V. Hıristiyan yaşamında tövbenin çeşitli biçimleri

1434 Hıristiyanın içten tövbesinin çeşitli ifadeleri olabilir. Kutsal Kitaplar ve Kilise Babaları özellikle üç biçim üzerinde duruyorlar: Oruç, dua, sadaka.(Bkz. Tob 12, 8, Mt 6, 1-18) Bunlar önce kendine tövbeyi, sonra Tanrı’ya, sonra da başkalarına tövbeyi gösterir. Vaftiz ya da dinşehitliğinin yapmış olduğu radikal arınmanın yanı sıra, hemcinsiyle barışmak için gösterilen çabalar, pişmanlık gözyaşları, hemcinsinin esenliği konusunda duyulan kaygı, azizlerin aracılığı ve hayır işleri "birçok günahı örter"(Bkz. Yak 5, 20) (1 Pet 4, 8).

1435 Günlük yaşamda tövbe barış girişimleriyle, yoksullar için kaygı duymakla, insan hakları ve adaletini savunmakla,(Bkz. Amos 5, 24, İş 1, 17) yapılan hataların itirafı ile, kardeşini düzeltmekle, hayatı yeniden düzenlemekle, vicdan muhasebesi yapmakla, ruhani yönetimle, acıları kabullenmeyle, dürüstlük yüzünden uğranılan zulme katlanmakla elde edilir. Tövbenin en emin yolu her gün Haçını sırtlayıp İsa’nın izinden gitmektir.(Bkz. Lk 9, 23)

1436 Efkaristiya ve Tövbe. Günlük tövbe ve pişmanlık, kaynaklarını ve besinlerini Efkaristiya’da bulurlar, çünkü bizi Tanrı’yla barıştıran Mesih’in kurbanı onda mevcut kılındı; Mesih’in yaşamıyla yaşayanlar onun sayesinde beslenir ve güçlenirler; "o bizi günlük hatalarımızdan kurtaran ve ölümcül günahtan koruyan bir panzehirdir"(Trento Kon: DS 1638).

1437 Kutsal Kitabın okunması, Dua Saatlerinde yapılan dualar ve Göklerdeki Babamız duası, her türlü dürüstçe yapılan kült ya da dindarlık bizde dine dönme ve tövbe ruhunu canlandırır ve günahlarımızın bağışlanmasına katkıda bulunur.

1438 Litürjik yıl boyunca belirtilen tövbe günleri ve zamanları (büyük perhiz zamanı, İsa’nın ölümünün anısına her cuma günü) tövbenin uygulamaya konulmasının en uygun zamanlarıdır.(Bkz. SC 109-110, CIC, can. 1249-1253, CCEO, can. 880-883) Bu zamanlar özellikle tinsel uygulamalar, günah çıkartmalar, kefaret için yapılan hac ziyaretleri, isteyerek oruç tutma ve sadaka verme, kardeşlerle paylaşma (hayırseverlik ve misyoner işleri) için elverişlidir.

1439 Dine dönme ve tövbe süreci İsa tarafından anlatılan "bağışlayıcı baba" odaklı "kaybolan oğul" meselinde çok güzel belirtiliyor (Lk 15, 11-24): Hayali bir özgürlüğün büyüsüne kapılma, baba evini terk etme; parasını çarçur ettikten sonra oğulun içinde bulunduğu sefil durum; domuzlara bakmak zorunda kalmanın getirdiği eziklik, dahası domuzların yediği keçiboynuzunu yemek zorunda kalması; yitirmiş olduklarını düşünmesi; pişmanlık duyması ve babasına suçlu olduğunu itiraf etmeye karar vermesi; babaevine geri dönmesi; babanın onu kucaklaması; babanın sevinci: Bütün bunlar geri dönme sürecinin kendine özgü hatlarıdır. Yeni güzel giysi, yüzük ve şölen Tanrı’ya ve Kilise olan ailesine yeniden dönen adamın arı, onurlu, sevinç dolu yeni yaşamının simgeleridir. Baba’nın sevgisinin derinliklerini tek bilen İsa’nın yüreği ancak böylesine basit ve güzel bir biçimde Baba’nın bağışlayıcılığının derinliğini bize açınlayabilirdi.

VI. Tövbe ve barışma sırrı

1440 Günah Tanrı’ya yapılan bir hakaret, onunla olan ilişkiyi bozmak demektir. Aynı zamanda Kilise olan birliğe de vurulan bir darbedir. İşte bunun içindir ki, dine dönme hem Tanrı’nın bağışlamasını hem de Kilise’yle barışı sağlar. Barışma ve Tövbe sırrı litürjik açıdan bunu ifade eder ve gerçekleştirir.(Bkz. LG 11)

Yalnız Tanrı günahları bağışlar

1441 Yalnız Tanrı günahları bağışlar.(Bkz. Mk 2, 7) İsa Tanrı’nın Oğlu olduğu için, kendisi hakkında şöyle diyor: "İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisi vardır" (Mar 2, 10) Bu Tanrısal gücünü kullanıyor da: "Günahların bağışlandı!" (Mk 2, 5; Lk 7, 48). Dahası da var: Tanrısal yetkisi ile, bu yetkiyi kendi adına çalışanlara veriyor.(Bkz. Yu 21,23)

1442 İsa, Kilisesinin, duasıyla, yaşamıyla ve davranışıyla bir bütün ve kanı pahasına bizler için elde ettiği barışma ve bağışlama aracı ve işareti olmasını istedi. Bununla birlikte bağışlama yetkisini havarilerine verdi. Havarilere barıştırma görevi verilmiştir (2 Kor 5, 18). Havari Mesih adına gönderilen ve onun aracılığıyla "Tanrı’yla barışın" (2 Kor 5, 20) çağrısı yapan ve yakaran Tanrı’nın kendisidir.

Kilise’yle barışma

1443 İsa halkın içinde geçirdiği yaşamı boyunca yalnız birçok günahı bağışlamakla kalmadı, aynı zamanda bu bağışın etkilerini de gösterdi: Günahın uzaklaştırmış olduğu hatta dışladığı kişilerden bağışlanmış günahkârları Tanrı Halkı’nın cemaatine yeniden kazandırdı. En çarpıcı işaret İsa’nın günahkârları sofrasına kabul etmesidir, dahası da, kendisi onların sofrasına oturmaktadır, bu davranış hem Tanrı’nın bağlayıcılığını(Bkz. Lk 15) hem de Tanrı Halkı’na yeniden dönmeyi(Bkz. Lk 19, 9) şaşırtıcı bir biçimde ifade etmektedir.

1444 İsa havarilerine günahları bağışlama yetkisini vermekle günahkârları Kilise’yle barıştırma yetkisini de vermiş olmaktadır. Görevlerinin bu kilisece boyutu İsa’nın Simon Petrus’a söylemiş olduğu şu sözlerde özellikle ifade ediliyor: "Göklerin Egemenliği’nin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak" (Mt 16, 19). "Bu aynı bağlama ve çözme yükümlülüğü Petrus’a verildiği gibi liderlerine bağlı aynı görevdeki havarilere de verildi"(LG 22) (Mt 18, 18;28; 16-20).

1445 Burada bağlamak ve çözmek sözcükleri, topluluktan atacağınız ya da topluluğa alacağınız kişiler Tanrı tarafından kabul görecek ya da reddedilecektir anlamına gelmektedir; birliğinize yeniden alacağınız kişiyi Tanrı da kendi birliğine kabul edecektir. Kilise’yle barışma Tanrı’yla barışmadan ayrılamaz.

Bağışlama sırrı

1446 İsa tövbe sırrını Kilisesindeki tüm günahkârlar, özellikle de vaftizden sonra, ağır günah içine düşerek vaftiz nurunu kaybetmiş ve böylelikle kilise birliğini yaralamış olanlar için kurdu. Tövbe sırrı bu kişilere tövbe imkânı sunarak yeniden aklanma nuruna sahip olmayı sağlar. Kilise Babaları bu sırrı "nurun yitirilmesi olan yıkımdan kurtaran ikinci esenlik tahtası olarak gösteriyorlar"(Tertülyanus, poeen. 4, 2, bkz. Trento Kon:DS 1542).

1447 Yüzyıllar boyunca Kilisenin bu gücünü kullanma şekli birçok değişikliklere uğradı. İlk yüzyıllarda Vaftizden sonra ağır günah işleyen Hıristiyanların (örneğin putperestlik, cinayet, ya da zina) çok ağır kefaret ödemeleri gerekiyordu, halk önünde açıkça yıllar boyu ceza çekmeleri gerekiyordu. İnsan bu türden cezaları (sadece bazı ağır günahlarla ilgili) yaşamı boyunca sadece bir tek kez o da ender olarak çekebilirdi. VII. yüzyıldan sonra Doğu’daki geleneksel manastır yaşamından esinlenen İrlandalı misyonerler Avrupa kıtasına özel halka açık olarak ceza çekmeyi gerektirmeyen ve yıllarca sürmeyen yalnız papazla günah çıkartanı ilgilendiren yeni bir yöntem getirdiler. O zamandan beri uygulanan tövbe işlemi sadece papazla günah çıkartan arasında mahrem bir olay haline geldi. Bu yeni uygulama tövbenin yinelenmesine yol açtığı gibi bu sırrın düzenli bir şekilde kullanılmasına da yol açmış oldu. Bir tek kutsallaştırıcı sır töreniyle hem ağır günahlardan hem de hafif günahlardan kurtulmuş olunur. Kilise’nin kaba hatlarıyla günümüze dek uyguladığı tövbe biçimi budur.

1448 Yüzyıllar boyunca bu sırrın kutlama ve disiplinindeki değişimlere karşın aynı temel yapısını koruduğu gözlenmektedir. Bu temel yapı iki temel öğeden oluşur: Bir yanda, Kutsal Ruh’un etkisiyle pişmanlık duyan insanın davranışı -pişmanlık, itiraf ve kefaret ödeme- diğer yanda Kilise’nin aracılığıyla Tanrı’nın etkisi. Kilise, episkoposları ve papazlarıyla Mesih İsa adına günahları bağışlar ve kefaret öder, günahkârlar için dua eder ve günahkârla birlikte tövbe eder. Böylece günahkâr iyileşmiş olarak Kilise birliğine yeniden kazandırılmış olur.

1449 Latin Kilisesinde uygulanan günah çıkartma formülü bu sırrın temel öğelerini belirtir: Rahman Baba her türlü bağışlamanın kaynağıdır. Baba günahkârlarla barışmayı Oğlunun Paskalyası ve Ruhu’nun armağanı aracılığıyla Kilise’nin duası ve vekâleti arasında gerçekleştirir:

Babamız Tanrı size bağışlayıcılığını göstersin; Oğlunun ölümü ve dirilişiyle dünyayı kendisiyle barıştırdı, günahların bağışlanması için Kutsal Ruhunu gönderdi: Kilise’nin aracılığıyla sizi bağışlasın ve size huzur versin. Ben de, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına bütün günahlarınızı bağışlıyorum.

VII. Tövbekârın eylemleri

1450 "Tövbe günahkârın isteyerek şu öğeleri kabul etmesini zorunlu kılar: Yüreğinde pişmanlık; dilinde itiraf; davranışında alçakgönüllülük ve verimli bir kefaret."(Catech. R 2. 5, 21, bkz. Trento Kon: DS 1673)

Pişmanlık

1451 Pişmanlık, tövbekârın eylemleri arasında ilk sırada yer alır. Pişmanlık "ruhta duyulan bir sızı, gelecekte bir daha işlememeye karar verilen günahtan tiksinmedir"(Trento Kon: DS 1676).

1452 Pişmanlık her şeyden fazla sevilen Tanrı sevgisinden ileri geliyorsa "mükemmel" pişmanlık adını alır (sevgiden gelen pişmanlık). Böylesi bir pişmanlık küçük günahları bağışlatır; böylesi bir pişmanlık, eğer mümkün olan en kısa zamanda günah çıkartmaya gitme kararı alınmışsa ölümcül günahların bağışlanışını da sağlar.(Bkz. Trento Kon: DS 1677)

1453 "Kusurlu" pişmanlık (ya da "iç acısı") da Tanrı’nın bir armağanı, Kutsal Ruh’un bir itkisidir. Bu iç acısı işlenen günahın çirkinliğinden ya da cehennemlik olma ve günahkârın tehditi altında olduğu başka cezalara uğrama korkusundan (korkudan pişmanlık duyma) doğar. Vicdanın bu şekilde sarsılması günah çıkartılarak alınacak nurun eylemi altında tamamlanacak bir iç değişimi başlatır. Kusurlu bir pişmanlık kendiliğinden ağır günahları bağışlatamaz, ancak günahların bağışlanmasını Tövbe sırrıyla sağlayabilir.(Bkz. Trento Kon: DS 1678, 1705)

1454 Günah çıkartmadan önce Tanrı Sözü ışığı altında bir vicdan muhasebesi yapmak uygun olur. Buna uygun metinleri İncillerin ve Mektupların ahlâki ilkelerinden söz eden metinlerde bulabilirsiniz: Dağdaki Vaaz, Havarilerin öğretileri.(Bkz. Rom 12-15, 1 Kor 12-13,Gal 5, Ef 4-6)

Günahları itiraf etmek

1455 Günahları itiraf etmek, olayı sadece insani açıdan ele alsak bile, bizim başkalarıyla barışmamızı kolaylaştırır ve bizi özgürlüğe kavuşturur. İtiraf etmekle insan işlemiş olduğu günahlarla karşı karşıya kalır; bunların sorumluluklarını yüklenir, bu yüklenmeyle kendisine yeni bir gelecek açar, yeniden Tanrı’ya ve Kilise birliğine katılır.

1456 Papaza günahları itiraf etmek Tövbe sırrının temel bir bölümünü oluşturur. "Günah çıkartacak kişiler, günah çıkartma kulübesinde kendi vicdanlarını iyice gözden geçirdikten sonra farkında oldukları bütün büyük günahları sayarlar, bu günahlar çok mahrem olsa bile ve sadece On Emir’in(Bkz. Çık 20, 17,Mt 5, 28) son iki buyruğuna karşı işlenmiş olsalar bile, zira bu günahlar bazen herkesin gözü önünde işlenen suçlardan daha ağır bir şekilde ruhu yaralarlar."(Trento Kon. DS 1680)

Mesih’e inananlar akıllarına gelen bütün günahları itiraf etmeye çalıştıklarında, bunları Tanrı’nın bağışlayıcılığına sunduklarına dair kuşku duymayalım. Başka şekilde davrananlar, mahsustan bazı günahlarını saklayanlar papaz aracılığıyla Tanrı’nın iyiliğine hiçbir şey sunmuş olmazlar. "Hasta yarasını doktora göstermekten utanırsa, doktor da görmediği bir şeyi iyileştiremez."(A. Jérome, eccl. 10, 1 1, Trento Kon: DS 1680)

1457 Kilise’nin buyruğuna göre "akıl çağına gelmiş her inanlı en azından yılda bir kez olmak üzere, bilincinde olduğu büyük günahlarını itiraf etmelidir"(CIC, can. 989, bkz. DS 1683, 1708). Ölümcül bir günah işleyen birisi, büyük bir pişmanlık duysa bile, günah çıkartmadan(Bkz. Trento Kon. DS 1647, 1661) önce Komünyon almamalıdır, meğer ki Komünyon almak için ciddi bir nedeni ve bir günah çıkartıcı bulamamış olsun(Bkz. CIC, can. 916, CCEO, can. 711). Çocukların ilk defa Kutsal Komünyon’u almadan önce Tövbe sırrını almaları gerekir.(Bkz. CIC, can. 914)

1458 Tam manasıyla gerekli değilse de, günlük hataların (hafif günahlar) günah çıkartırken söylenmesi Kilise tarafından hararetle tavsiye edilir.(Bkz. Trento Kon: DS 1680, CIC, can. 988, 2) Gerçekten de hafif günahlarımızın düzenli bir biçimde günah çıkartırken söylenmesi kötü eğilimlerimize karşı mücadele etmekte vicdanımızı oluşturmaya, Mesih tarafından iyileştirilmemize, Ruh yaşamında ilerlememize yardımcı olur. Bu sırla Baba’nın bağışlayıcılık armağanını daha sık alarak Onun gibi bağışlayıcı olmaya başlarız:(Bkz. Lk 6, 36)

Günahlarını itiraf eden kişi Tanrı’yla birlikte hareket ettiğini gösterir. Tanrı günahlarını senin yüzüne vurur; sen de onları itiraf edersen Tanrı’ya katılmış olursun. İnsan ile günahkâr doğrusunu demek gerekirse iki gerçektir: insandan söz edildiğini duyduğunda, onu Tanrı yaratmıştır; günahkârdan söz edildiğini duyduğunda ise, onu yaratan insanın kendisidir. Kendi yaptığını yok et ki Tanrı kendi yaptığını kurtarsın ( ... ). Kendi yaptığından nefret etmeye başladığında işte o zaman iyi işler yapmaya başlamış olursun, çünkü kötü işlerini suçlamaya başlamışsın demektir. İyi işler kötü işleri itiraf etmekten başlar. Gerçeği yap ve Işığa gel.(A. Augustinus, Yu in. 12, 13)

Kefaret

1459 Günahların çoğu hemcinsimize zarar verir. Bu zararı telafi etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Örneğin çaldıklarımızı yerine koymalıyız, iftiraya uğrayana şerefini iade etmeliyiz; yaralar sarılmalıdır. En basitinden hak adalet bunu gerektirir. Bunun yanı sıra günah, günah işleyeni zayıflatır ve yaralar, sonra Tanrı’yla ve insanlarla olan ilişkilerini bozar. Günah çıkartmada alınan kutsama günahları siler, ama günahın sebep olduğu tüm bozulmalara çare olmaz.(Bkz. Trento Kon: DS 1712) Günahlarından kurtulan günahkârın tam olarak ruhsal sağlığına kavuşması gerekmektedir. Günahlarının kefaretini ödemesi için bir ceza çekmesi gerekmektedir. Bu kefarete "ceza" da denir.

1460 Cezayı veren papaz günahlının durumunu göz önüne almalı ve onun tinsel iyiliğini düşünmelidir. Verilecek ceza işlenen günahın cinsine ve önemine göre olmalıdır. Bu ceza bir dua, bir bağış, bir hayır işi, insanlara yardım, isteyerek bazı şeylerden yoksun kalmak, özveride bulunmak, özellikle de taşımamız gereken Haçı sabırla kabul etmek olabilir. Böylesi cezalar ilk ve son olarak bizi günahlarımızdan kurtaran(Bkz. Rom 3, 25, 1 Yu 2, 1-2) Mesih’e benzememize yardımcı olur. Bu cezalar bizi dirilmiş "Mesih’le birlikte acı çektiğimizden"(Bkz. Trento Kon: DS 1690) (Rom 8, 17) onunla birlikte mirasçı olmamızı sağlar:

Günahlarımız için ödediğimiz kefaret ancak Mesih İsa aracılığıyladır: Bizler kendiliğimizden hiçbir şey yapamayız, ancak bizi güçlendirenin yardımıyla her şeyi yapabiliriz (Fil 4, 13). Buna göre insanın övüneceği hiçbir şeyi yoktur, ama insanın tüm övüncü Mesih’tedir ( ... ), güçlerini Ondan alan, Onun aracılığıyla Baba’ya sunulan ve Onun sayesinde Baba tarafından kabul edilen çektiğimiz onurlu cezaların sağladığı "meyvelerle onda kefaretimizi ödüyoruz"(Trento Kon: DS 1691) (Lk 3, 8).

 

VIII. Günah çıkartıcı

1461 İsa insanların günahlarını bağışlama görevini(Bkz. Yu 20, 23, 2 Kor 5, 18) havarilerine verdiğine göre, onların halefleri olan episkoposlar ve episkopos yardımcıları bu görevi sürdürmeye devam ederler. Gerçekte Ruhbanlık sırrını almış olan episkoposlar, papazlar "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına" günahları bağışlama yetkisine sahiptirler.

1462 Günahların bağışlanması insanı hem Tanrı’yla hem de Kilise’yle barıştırır. Kilise’nin gözle görülür lideri durumunda bulunan episkopos, eskiden beri, haklı bir şekilde özellikle günahları bağışlama yetkisine sahip kişi olarak bilinir, disiplin cezalarını hafifleten kişidir.(LG 26) Episkopos yardımcıları, papazlar, gerek episkoposlarından (ya da bir dinsel tarikat liderinden) gerek Papa’dan aldıkları yükümlülük ölçüsünde Kilise hukuku gereğince bu görevi uygularlar.(Bkz. CIC, can. 844, 967-969, 972, CCEO, can. 722, 3-4)

1463 Özellikle bazı ağır günahlar nedeniyle insanlar aforoz edilebilir. Aforoz kilisece verilen en ağır cezadır. Aforoz edilen kişi Kilise sırlarını alamaz, ayrıca bazı kilise eylemlerine katılamaz, günahlarını bağışlatamaz. Şu halde Kilise hukukuna göre günahları bağışlama yetkisi yalnızca Papa’ya, ya da onun tarafından yetki verilen yerel episkopos ya da papaza aittir.(Bkz. CIC, can. 1331, 1354-1357, CCEO, can. 1431, 1434, 1420) Ölüm tehlikesi karşısında her papaz hatta günah çıkarma yetkisi bulunmayanı bile her günahı bağışlayabilir(Bkz. CIC, can. 976, CCEO, can. 275) ve aforozu kaldırabilir.

1464 Papazlar inanlıları günah çıkartmaya gelmeleri için yüreklendirmelidirler, aynı zamanda mantıklı bir biçimde günah çıkartmayı isteyen her Hıristiyanın bu isteğini karşılamaya hazır olmalıdırlar.(Bkz. CIC, can. 986, CCEO, can. 735, PO 13)

1465 Günah çıkartma töreninde papaz kaybolmuş kuzuyu arayan İyi Çoban, yaraları saran İyi Samiriyeli, evini terk edip giden Oğlunu bekleyen, geri geldiğinde de onu kabul eden Baba, hiçbir ayrım gözetmeden yargılayan adil ve bağışlayıcı olan kişi rolündedir. Kısacası, papaz günahkâra karşı Tanrı’nın bağışlayıcı sevgisinin bir aracı ve bir işaretidir.

1466 Günah çıkartıcı, Tanrı bağışlamasının amiri değil, hizmetçisidir. Günah çıkartan papaz Mesih’in sevgisine ve lütufkârlığına sahip olmalıdır.(Bkz. PO 13) Hıristiyanlık ve insan davranışları hakkında deneyim sahibi olmalı, iyi bilmeli, düşmüş olanın halinden anlamalı, ve ona saygıyı ve nezaketi ihmal etmemelidir. Gerçeği sevmeli, Kilise yetkililerine sadık kalmalı ve tövbe etmiş kişiyi sabırla iyileştirmeli ve tam bir olgunluğa götürmelidir. Onu Rab’bin bağışlayıcılığına emanet ederek, onun için dua etmeli ve tövbe etmelidir.

1467 Günah çıkartma görevi son derece hassas ve büyük bir görevdir, Kilise papazların duydukları günahları büyük bir gizlilikle saklamak zorunda olduklarını, aksi halde büyük cezaya çarptırılacaklarını açıklamaktadır.(CIC, can. 1388, 1, CCEO, can. 1456) İtiraf eden kişilerin yaşamları hakkında fikir yürütmek durumunda da değillerdir. Hiçbir istisna kabul etmeyen bu sır "sırlı mühür" olarak da adlandırılır, zira itiraf edenin papaza söyledikleri Kilise sırrı tarafından "mühürlenmiş" olarak kalır.

IX. İtiraf sırrının etkileri

1468 "Tövbe ve İtiraf sırrının amacı bizi Tanrı’nın nuruna sokmak ve onun dostluğunda bizi birleştirmektir"(Catech. R. 2, 5, 18). Kısacası bu sırrın etkisi ve amacı Tanrı’yla barışmayı sağlamaktır. Pişman olmuş ve uygun dini koşullarda günah çıkartan kişi huzura ve vicdan rahatlığına kavuşur ve çok güçlü manevi bir teselli bulur.(Trento Kon: DS 1674) Gerçekten de Tanrı’yla barışma sırrı gerçek "manevi bir diriliş" sağlar. Tanrı çocuklarının yaşam onurunda ve nimetlerinde bir onarım meydana getirir, bunların en değerlisi de Tanrı’nın dostluğunu yeniden kazanmaktır (Lk 15, 32).

1469 Bu sır bizi Kiliseyle barıştırır. Günah kardeş dostluğunu bozar. Tövbe ve İtiraf sırrı ise bu dostluğu onarır ve yeniden kurar. Bu bağlamda, bu sır Kilise birliğini yeniden tesis etmekle kalmayıp, aynı zamanda üyelerinden birinin günahından dolayı acı çeken Kilise’nin yaşamı üzerinde de canlandırıcı bir etki yapar.(Bkz. 1 Kor 12, 26) Gerek hâlâ gurbette bulunan gerek şimdiden cennet vatanda bulunan Azizler Birliğine yeniden katılmakla günahkâr kişi Mesih’in Bedeninin canlı üyeleri arasındaki tinsel alışverişle güç kazanır:(Bkz. LG 48-50)

Tanrı’yla barışmanın, günah sayesinde ortaya çıkan başka kopmalara deva olabilecek başka barışmaları da beraberinde getirdiği unutulmamalıdır: Günahları bağışlanmış tövbekâr içsel gerçeğin özünü toparladığı kendi benliğinin derinliklerinde kendisiyle barışık duruma gelir; herhangi bir şekilde yaralamış olduğu insan kardeşleriyle barışır; Kilise’yle barışır; bütün yaratılışla barışır.(RP 31)

1470 Tövbekâr bu sırda Tanrı’nın bağışlayıcı yargısına kendisini bıraktığında, bir bakıma yeryüzündeki yaşamı bittiğinde tabi olacağı yargılamayı öncelemektedir. Çünkü, bize, bu yaşamda, ölümle yaşamı seçme hakkı tanınmıştır ve ancak tövbe yoluyla ağır günahı dışlayan Egemenliğe girebiliriz.(Bkz. 1 Kor 5, 11, Gal 5, 19-21, Ap 22, 15) Günahkar tövbe ve imanla Mesih’e dönerek ölümden yaşama geçer ve artık yargılanmaya tabi olmaz (Yu 5, 24).

X. Endüljanslar

1471 Kilise’deki endüljans doktrini ile uygulaması Tövbe ve İtiraf sırrı ile sıkı sıkıya bağıntılıdır.

Endüljans nedir?

"İşlenen günahlardan dolayı günahlar silinmiş olsa da dünyada çekilecek cezanın kısmen ya da tamamen bağışlanması gerekmektedir. Bu bağışlanmayı belirli koşulları yerine getiren inanlı Kilise’nin aracılığıyla elde eder. Kilise kurtarıcılığın dağıtıcısı olarak yetkisiyle Mesih’in ve azizlerin kefaret hazinesini kullanır ve dağıtır."
               "Endüljans dünyada çekilecek cezayı kısmen ya da tamamen kaldırmasına göre kısmen ya da tam olabilir." Endüljanslar yaşayan insanlara olduğu kadar ölülere de verilebilir.(VI. Paul "Indulgentiarum doctrina" normae, 1-3)

 

Günahtan dolayı çekilecek cezalar

1472 Kilise’nin bu doktrinini ve uygulamasını kavrayabilmek için günahın iki sonucu olduğunu göz önüne almamız gerekir. Ağır günah bizi Tanrı’yla birlik olmaktan yoksun bırakır, böylece de ebedi yaşamı alamaz duruma geliriz, ebedi yaşamdan yoksun kalmak günahın ebedi cezasıdır. Öte yandan, her günah, hatta hafif günahlar bile, beraberinde yaratıklara sağlıksız bir şekilde bağlanmayı getirir, ister burada, ister öldükten sonra Araf’ta olsun bunun da arıtılması gerekir. Bu arıtma günahın "geçici cezası" denilen şeyi ortadan kaldırır. Bu iki ceza türünü Tanrı’nın dıştan uyguladığı bir intikam olarak değil de, günahın doğasından kaynaklanan iyilik olarak görmeliyiz. Hararetli bir sevgiden ileri gelen bir pişmanlık günahkârın tamamen arınmasına neden olabilir, bu durumda hiçbir ceza söz konusu olamaz.(Bkz. Trento Kon: DS 1712-1713, 1820)

1473 Günahların bağışlanması, Tanrı’yla barışın yeniden kurulması günahın ebedi cezasını ortadan kaldırır. Ama günahın dünyevi cezaları kalır. Hıristiyan her türlü deneme ve acıya sabırla katlanarak, vakti gelince ölümü serinkanlılıkla karşılamalı ve günahın bu dünyevi cezalarını bir lütuf olarak kabul etmelidir. Kendini hayır işlerine, duaya ve tövbenin değişik uygulamalarına vererek "eski insan"dan tamamen sıyrılıp "yeni insan"ı giyinmelidir.(Bkz. Ef 4, 24)

Azizler birliğinde

1474 Günahından arınmaya ve Tanrı’nın nuru ile kutsallaşmaya çalışan bir Hıristiyan tek başına değildir. "Tanrı çocuklarının her birinin yaşamı, Mesih’te ve Mesih’le birlikte, öteki Hıristiyan kardeşlerin yaşamlarıyla birlikte, Mesih’in mistik Bedeninin doğaüstü birliğinde, mistik bir kişideymiş gibi şahane bir biçimde birbirine bağlıdır."(VI. Paul "Indulgentiarum doctrina" gen. 5)

1475 Azizler birliğinde Hıristiyanlar arasında; cennettekiler, araftakiler ve bu dünyada bulunanlar arasında sürekli bir sevgi bağı ve her türlü iyilik alışverişi mevcuttur.(Age) Bu şahane alışverişte, birinin günahının başkalarına yaptığı zarardan çok birinin azizliği başkalarına yarar. Böylece azizler birliğine başvuran, pişmanlık duyan günahkâr en kısa zamanda ve en etkili biçimde günahın cezalarından kurtulur.

1476 Azizler birliğinin bu tinsel iyiliklerine Kilise’nin hazinesi diyoruz. Bu, yüzyıllar boyunca biriktirilen maddi zenginlikler gibi iyiliklerin toplamıdır, ama bunlar insanları günahtan kurtarıp onların Baba’yla birleşmeye erişmesi için insanlık uğruna Rabbimiz Mesih İsa tarafından Baba’ya sunulan günah ödemeler ve sevaplar kadar sonsuz değeri olan ve bitmeyen zenginliklerdir. Kurtarıcılığının sevapları ve kefareti bolca, Kurtarıcımız Mesih’te bulunmaktadır.(Bkz. İbr 7, 23-25, 9, 11-28)

1477 Mesih’in nuruyla kutsallaştırılmış olan, Onun izinde yürüyerek Baba’ya hoş gelen işler gerçekleştiren, kendi esenliği için çalışırken mistik Beden birliğinde kardeşlerinin de esenliğine yardımcı olan tüm azizlerin ve Bakire Meryem Ana’nın gerçekten büyük değere haiz, sınırsız ve geçerliliğini yitirmeyen hayır işleri ve duaları da bu hazineye dahildir.(VI. Paul "Indulgentiarum doctrina" gen. 5)


Tanrı’nın endüljansını Kilise aracılığıyla elde etmek

1478 Endüljans Mesih İsa tarafından verilen istediğini bağlama istediğini çözme yetkisine sahip Kilise aracılığıyla elde edilir. Kilise Hıristiyanın günahlarının sonuçları olan dünyevi cezaların kaldırılmasını Allah Baba’dan dilemek için araya girer. Kilise bu şekilde yalnızca Hıristiyanın yardımına koşmakla kalmayıp, aynı zamanda onu dindarlığa, tövbeye ve sevgiye isteklendirmek ister.(Bkz. VI. Paul loc. Cit, 8, Trenton Kon: DS 1835)

1479 Ölmüş ve arınmakta olan Hıristiyanlar da aynı azizler birliğinin üyeleri olduğundan, onlar için endüljans elde ederek, onların günahlarının geçici cezalarını kaldırtmaya yardımcı olabiliriz.


XI. Tövbe ve İtiraf sırrı töreni

1480 Her Kilise sırrında olduğu gibi Tövbe ve İtiraf sırrı da litürjik bir eylemdir. Bu törenin temel öğeleri şunlardır: Papazın selamı ve kutsaması, vicdanı aydınlatmak ve pişmanlığı uyandırmak için Tanrı Sözü’nün okunması ve pişmanlığa çağrı; kabul edilen günahların papaza söylenmesi; ceza verilmesi ve cezanın kabul edilmesi; papazın günahları bağışlaması; şükran duası ile papazın kutsamasından sonra gitme.

1481 Bizans litürjisinde birçok günahı bağışlatmak için yapılan ve bağışlama gizini şahane bir biçimde ifade eden dua formülleri bulunuyor: "Tanrı, peygamber Nathan aracılığıyla günahlarını itiraf eden Davut’u, acı acı ağlayan Petrus’u, ayaklarını gözyaşlarıyla yıkayan fahişeyi, Ferisiyi, evini terk eden genç adamı nasıl bağışlamışsa günahkâr olan benim aracılığımla, aynı şekilde bu dünyada ve öbür dünyada seni bağışlasın ve seni mahkûm etmeden sonsuza dek yüceltilen Onun çekinilecek yargı kürsüsüne çıkarsın. Amin."

1482 Tövbe ve İtiraf sırrı toplu halde günah çıkartmaya hazırlanan ve birlikte günahlarının bağışlanmasından dolayı şükranlarını sunan cemaat töreni içinde de verilebilir. Burada, günahların kişisel itirafı ve kişisel olarak günahların bağışı okumalarla ve dini söyleşilerle birlikte Tanrı Sözü litürjisinde, ortak bir şekilde yapılan vicdan muhasebesinde, cemaat olarak bağışlanma dilenmesinde, Göklerdeki Babamız duasında ve ortak bir şekilde şükran dileklerini sunma içinde yer almaktadır. Bu cemaat halinde yapılan tören tövbenin kilise niteliğini daha açık bir biçimde ifade etmektedir. Tören biçimi ne şekilde olursa olsun, Tövbe ve İtiraf sırrı, doğası gereği, daima litürjik yani kilisesel ve kamusal bir eylemdir.(Bkz. SC 26-27)

1483 Çok ciddi bir gereksinim durumunda toplu halde günah çıkartma ile toplu günah bağışlama töreni yapılabilir. Böylesine ciddi bir durum, ani ölümlerin meydana gelmesi halinde olabilir, bu durumda papazların herkesin tek tek günahlarını çıkartacak zamanları olmayabilir. Bu ciddi durum çok sayıda günah çıkartacak kişi olduğu halde onların günahlarını belirli bir zaman sürecinde çıkartacak yeter sayıda papaz bulunmaması durumunda da ortaya çıkabilir, böyle bir durumda günah çıkartmak isteyenler doğal olarak kutsal Komünyonu alamaz durumda kalacaklardır. Toplu halde günah çıkartan inanlılar, günahlarının bağışlanmasının geçerlilik kazanması için istenilen zamanda kişisel olarak günah çıkartmalıdırlar.(Bkz. CIC, can. 962, 1) Toplu halde günah çıkartmanın geçerli olması için gerekli koşulların var olup olmadığını belirtmek yerel episkoposun görevidir.(Bkz. CIC, can. 916, 2) Büyük bayramlara ve hac ziyaretlerine katılan inanlı sayısının çokluğu toplu halde günah çıkartma için ciddi bir neden oluşturmaz.(Bkz. CIC, can. 961, 1)

1484 "Günahları kişisel ve tam olarak itiraf etmek ve onların bağışlanmasını sağlamak inanlıların Tanrı ve Kilise’yle barışmalarının tek doğal usulüdür, sadece fiziksel ya da ruhsal olarak böylesi bir itirafı yapma olanaksızlığı içinde bulunanlar bundan muaftır."(OP 31) Bunun önemli nedenleri vardır. Mesih sırların hepsinde eylem halindedir. Günahkârların hepsine kişisel olarak hitap ederek: "Çocuğum, günahların bağışlandı" (Mk 2, 5) der; İsa iyileşmek için kendisine muhtaç olan her hastaya eğilen doktordur;(Bkz. Mk 2, 17) İsa onları ayağa kaldırıp kardeşler topluluğunun içine sokar. Tanrı’yla ve Kilise’yle barışmanın en anlamlı biçimi kişisel günahların itirafıdır.

 

ÖZET

1485 Paskalya gecesi Rab İsa havarilerine görünerek, onlara "Kutsal Ruh’u alın! Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olacak; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalacaktır" dedi (Yu 20, 22-23).

1486 Vaftizden sonra işlenen günahlar itiraf, Tövbe, ya da Barışma sırrı olarak adlandırılan bir sır tarafından bağışlanır.

1487 Günah işleyen, Tanrı’nın şerefini ve sevgisini, Tanrı’nın oğlu olmaya aday kendisinin onurunu ve her Hıristiyanın canlı birer taş olarak oluşturduğu Kilise’nin tinsel huzurunu yaralar.

1488 İman bakımından günah kadar ağır bir kötülük yoktur, ayrıca bütün dünya için, Kilise için ve günahkârın kendisi için günahın sonuçlarından daha beteri yoktur.

1489 Günahla Tanrı’yı kaybettikten sonra yeniden onunla birlik olabilmek, insanların esenliğinden kaygı duyan bağışlayıcı Tanrı’nın lütfundan doğan bir süreçtir. Bu değerli lütfu kendimiz için olduğu kadar başkaları için de dilemeliyiz.

1490 Pişmanlık ve tövbe olarak adlandırılan Tanrı’ya dönme hareketi işlenen günahlar için bir acı ve tiksinti duymayı, ve bir daha o günahları işlememeye kararlı olmayı gerektirir. Tövbe geçmişe ve geleceğe dokunur; Tanrı’nın rahmetine olan umutla beslenir.

1491 Tövbe ve İtiraf sırrı günah çıkaranın ortaya koyduğu üç eylemden ve papazın günahlar bağışlamasından oluşur. Günah çıkaranın eylemleri şunlardır: Pişmanlık, itiraf ya da günahların papaza itiraf edilmesi; bunların yaptığı hasarı onarmaya kararlı olmak; bunun için bir şeyler yapmak.

1492 Pişmanlık imandan gelen nedenlerle duyulmalıdır. Tanrı’ya duyulan sevgide kusur edildiğinden dolayı pişmanlık duyuluyorsa bu pişmanlığa "mükemmel" pişmanlık denir; başka nedenlere dayanıyorsa buna "kusurlu" pişmanlık denir.

1493 Tanrı’yla ve Kilise’yle barışmak isteyen kişi, daha önce itiraf etmediği ve iyi bir vicdan muhasebesinden sonra anımsadığı bütün ağır günahlarını papaza itiraf etmelidir. Zorunlu olmasa da küçük günahların da itiraf edilmesi Kilise tarafından hararetle tavsiye edilmektedir.

1494 Günah çıkartıcı günah çıkartan kişiye günahın yapmış olduğu hasarı onarması ve inanlının kendine özgü alışkanlıklarına yeniden kavuşması için bazı cezaları yerine getirmesini söyler.

1495 Sadece Kilise’den yetki almış papazlar Mesih İsa adına günahları bağışlayabilirler.

1496 Tövbe ve İtiraf sırrının sonuçları şunlardır:
- Tövbekârın Tanrı’yla barışarak yeniden nura kavuşması;
- Kilise’yle barışma;
- Ölümcül günahların neden olduğu ebedi cezadan kurtulma;
- Günahın bir sonucu olan dünyevi cezaların en azından bir kısmından kurtulma;
- Vicdan rahatlığı ve huzuru, tinsel teselli;
- Hıristiyanca mücadelede gereken tinsel güçlerin gelişmesi.

1497 Ağır günahların tam ve kişisel olarak itiraf edilmesi ve onların bağışlanması Tanrı’yla ve Kilise’yle barışmayı sağlayan tek yoldur.

1498 Endüljanslar sayesinde inanlılar hem kendileri için hem de Araf’taki ruhlar için günahın bir sonucu olan dünyevi cezaları kaldırabilirler.