Sayfa 2

I. BENDEN BAŞKA TANRIN OLMAYACAKTIR

6. İlk emre bakalım: "Benden başka Tanrın olmayacaktır!" Bu emir ilk emirdir, hem sıra ile söylendiğinde ilktir, hem de önem sırasında ilktir, diğer emirleri çeken bir zincirin ilk halkası gibidir. Gerçekten de diğer tüm emirler güçlerini bu ilkinden alırlar. Acaba başka bir Tanrı olmasına imkan var mıdır? Eğer Tanrı her şeyin yaratıcısı ise başka tanrıların olmasına imkan yoktur. Ama biz Hıristiyanların tanıdığı Tanrı ile Müslümanların bildiği Tanrı ve Afrika kabilelerinin korktuğu tanrıları arasında ne büyük farklar var! O kadar ki, biz şöyle söylemek mecburiyetinde kalıyoruz: "Sizin Tanrınız bizimki değildir." Yani anlatmak istediğimiz şudur: Sizin Tanrıyı tanıdığınız şekil bizimkine uymuyor. O zaman şu sonuca varıyoruz: insanlar farklı tanrılara tapıyorlar. Ancak şunu düşünelim: "Tanrı ne demektir?" Bu terim ile sağlık, yaşam, rüyalarımızın gerçekleşmesi için ümit, mutluluk ve tüm durumlarda başarı, güven veren ve gelecek için bize emniyet verebilen bir şeyi yada birini düşünürüz. Bunlar için birçok "ilah" olduğunu söyleyebiliriz. Bazen biz de, tüm güvenimizi ve umudumuzu bir şeye sahip olmaya veya bir hedefe ulaşmaya bağlarız. Gerçekten diyebiliriz ki, birileri için para, moda, güzellik, futbol, ev, araba, iş,eğlence yerleri, v.s. şeyler onun ilahı, tanrısı olabilir. "Benden başka Tanrın olmayacaktır!"; aklımızda bu cümle sabit kalmalıdır ve Kutsal Yazıların şu yazısından da güç alabiliriz: "Ey dünyanın dört bucağındakiler, Bana dönün, kurtulursunuz. Çünkü Tanrı benim, başkası yok" (Yeş 45,22).

7. Benden başka Tanrın olmayacaktır! Burada konuşan Tanrı kimdir? Bunu ekleyebilendir: "Seni Mısır ülkesinden çıkarttım!". Halkı ve halkının hürriyeti ile ilgilenendir, kurtuluş sözünü tutan ve dolayısıyla tavsiyeler verebilendir; bizi kandırmayacak ve hayal kırıklığına uğratmayacak olandır; emirlerinde art niyetler olmadığına emin olduğumuz Tek O’dur. "Tanrı benim, gün gün olalı Ben O'yum" (Yeş 43,12-13). İsa’nın gelişinden sonra yaşayan ve Tanrı’yı İsa’nın yaşamı aracılığıyla tanıyan bizler, O’nun, bizim ihtiyacımız olanı bilen, başımızdaki bütün saçları sayan, dürüst olanların ve haksız olanların üzerine güneşi doğuran ve yağmuru yağdıran, hatta yararımıza acı çekmesi için Oğlunu yollayan bir Tanrı olduğunu biliyoruz. Benden başka Tanrın olmayacaktır! Biz başkasına sığınmayacağız, hayallerimize güvenmeyeceğiz, para, başarı, modalar, eğlencelerin yaşamımıza yön vermelerine izin vermeyeceğiz. Bunları Tanrı bize yasaklıyor, çünkü O bizi seviyor ve O’nun dışında mutluluğu ararsak hayal kırıklığına uğrayacağımızı ve acı çekeceğimizi biliyor. Peder’in sevgisini seçeceğimiz başka şeylerle değiştiremeyiz; O eşsizdir! Gerçek Tanrı’ya iman sorumluluk ister, bu bazen zor olabilir. Egoizm ise kolay yoldur, ama bize sevmenin ve sevilmenin tatminini veremez!

8. Benden başka Tanrın olmayacaktır! Bu cümle Yahudi başkanların Pilatus’a dediği: "Sezar’dan başka kralımız yoktur" cümlesini hatırlatır. Bu şekilde onlar İsrail’in Tanrı’sına karşı geldiler, İsa’yı inkâr ettiler ve Romalı valiye şantaj yaptılar. Göksel Baba’ya güveneceğimize, insanlara, hatta eşyalara ve hayvanlara güvendiğimizde yarattığımız ilk sonuç yaşamımızdan İsa’yı yok etmektir ve başta ailemiz olmak üzere etrafı da yaralamış oluruz. Güvenimizi sadece Baba’ya vermeliyiz! Maalesef Tanrı, Baba olarak görülmediği zamanlarda yanlış başka şeylere başvururuz; o zaman sihirbazlara, büyücülere, medyumlara, fallara, nazarlıklara, şans getiren şeylere, geleceğe bakanlara, hatta ölülerin ruhlarını çağırmaya güvenilir. Merakla geleceklerini önceden bilmek veya yaşamları ile ilgili önemli karar almak için el falı baktıranlar, kahve veya başka türlü fal baktıranlar Tanrı ile güven ilişkisini kesmiş olurlar, bu yüzden büyük günah işlerler. Sevgi bağları kurmak için veya düşmanlarını yok etmek için şeytanı ödemek gibi yollara başvuranlar çok büyük günah işlerler! Büyücülük yapanlar ise, şeytandan yardım almasalar da, başkalarının cahilliğinden para kazanmak için faydalandıklarından onlar da Tanrı’ya ve kardeşlerine karşı büyük günah işlemektedirler. Kutsal Kitapta şöyle yazılıdır: "Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülerin ruhlarına danışan kimse olmasın. Çünkü RAB bunları yapanlardan tiksinir." (Yasa’nın Tekrarı Kitabı 18,10-12).

9. Benden başka Tanrın olmayacak! Birçoğumuz için bilinmeyen, ancak acı ve ıstıraplar yaratan bir konu üzerine dikkatinizi çektim. Baba olan Tanrı’ya iman yetersizliğinden batıl inançlara ve falcılara danışmaya ihtiyaç duyma konusuydu. Birçok kere televizyonlarda ve medyada falcıların veya medyumların, muskalarla, uğurlarla, aslında gerçeklikleri ispatlanamayan sihirli yollarla mutluluk, şans, para, sıhhat vaat ettiklerini görüyorsunuz. Tanrı, evlatlarının bu gizli dünyaya yaklaşmalarını niçin istememektedir? Çünkü O bizi sevmektedir ve bizim de bilmemiz gerektiği gibi, bütün bunlar aldatmacadır, sadece insanların aldatmacası değil, Şeytan’ın da aldatmacasıdır! Şeytan kendine çekmek için, refah ve iyilik sözleri verir ve başlangıçta kısa bir süre için onları yerine getirir, fakat sonra insanların huzurlarını kaçırır, hatta içlerine kötüyü arzulama ve gerçekleştirme isteği yaratır. Bu şeylere ilgi duyanlar ve bunları hemen ret etmeyenler, kötü niyetli hatta satanist gruplar tarafından kapana kıstırılabilirler. Bu grupların amacı imanı ve birliği yok etmektir. Bu yüzden çektiği kişilerin, hem aileleriyle hem de Hıristiyan cemaatiyle, tüm bağlarını koparmaya çalışırlar. Bazı yetişkinlerin grupları; gençleri giz ve büyüğe duydukları ilgi ile kendilerine çekerler, bu gençlerin ailelerine isyan etmelerini sağlarlar, sonra da sığınacak kimseleri kalmayınca, onlara şantaj yaparak kötü işler yapmaya zorlarlar. Böylece ister istemez yavaş yavaş satanist grupların üyeleri olurlar. Gizli şeylere olan bu kötü ilgi bazen alternatif tıp veya jimnastikten başlamaktadır: kabahat tıp veya jimnastik değil, onlara bağlı ve ruhumuz için zararlı bazı şeyleri ayırt etmeye hazırlıksızlığımız ve dikkatsizliğimizdir. Bunun için İlk Emri yerine getirmeye kararlı olmalıyız. Rabbi tüm kalbimizle sevmeliyiz, O’nun arzularını anlayabilmek için yardımcıları aramalıyız; bu şekilde başka insanlar için de, O’nun sevgisinin araçları olabiliriz.

10. Pek çok kez kendi kendime sorarım, bir Hıristiyan ilk emre uymak için ne yapabilir? Tanrı’nın, benim Tanrı’m ve babam olduğunu, yaşamımın ve sevincimin kaynağı olduğunu, beni her kötülükten kurtarıp, kendisiyle ve diğer insanlarla birlik içinde yaşamamı isteyen olduğunu biliyorum. Bunu daima hatırlamak ayrıca günümü ve eylemlerimi buna uygun olarak programlamak istiyorum. O’nunla dua ederek ilişkimi canlı tutmaya çalışıyorum. İlk duam daima şükran duası olacak. O’na, İsa aracılığıyla bana sevgisini gösterdiği ve düşüncelerini aktardığı için teşekkür edeceğim. O’na şükrettikten sonra, yarattığı her şey için O’nu öveceğim, çiçekler ve dağlar için, ama özellikle günahtan bizi kurtardığı için O’nu öveceğim. Kalbimde af dileme arzusunu da daima canlı tutacağım, çünkü ben de dünyanın günahına katılıyorum, küçük ve büyük günahlarımla, yaratılışı ve Tanrı’nın bendeki görüntüsünü bozdum. O’nun yardımını her an diliyorum: O’nun Ruhu olmadan hiçbir şey gerçekten iyi olamaz, gücü olmadan hiçbir şey verimli bir birliğe yol açmayacaktır, O’nun ışığı olmadan hikmet olmayacaktır! Zorluklarda O’nun yardımını güvenle diliyorum; güvenle çünkü gerçekten neye ihtiyacımın olduğunu benden iyi bildiğine eminim: O Babamdır ve beni sever. Kendimi O’na emanet ediyorum ve O’ndan öğrenmek istiyorum, O’nun merhamet ve sadakat, karşılık beklemeyen sevgi niteliklerinin bende de olmasını istiyorum, O’nu görmek ve özellikle dinlemek istiyorum, bunun için insanlara emanet ettiği "Sözü" arıyorum, sevgili Oğlu İsa’yı arıyorum! Bütün bunların, düşüncelerimin temeli olmasını ve her konuşmamdan gözükmesini istiyorum! Sadece sabahları beş dakika ve akşamları on dakika ayırmanın, Baba ile ilişkimi güçlendirmek için yeterli olmadığını biliyorum, ama bu azıcık zamanı ayırmaktan da kaçınmayacağım. Eğer sabah ve akşam duasını aksatırsam, kısa bir müddet sonra beni çevreleyen dünyanın yüzeysel düşünce tarzının beni etkileyeceğini biliyorum! Baba’yı dinlemek ve övmek, O’na şükretmek, meditasyon yapmak için zaman ayırdığımda hürriyetim ve huzurum artmaktadır!

11. İlk emri düşününce çok sık rastlanan bir düşünce tarzına değinmem gerekiyor. Kolaylıkla şöyle düşünüyoruz: "Tanrı elbette acı çekmemi istemiyor! Tanrı elbette mutluluğumu istiyor! Tanrı bizi acı çekelim diye yaratmadı!". Bu cümlelerin doğruluğu Kutsal Kitapta ve bizim Tanrı’yı doğru tanımamızda tasdik bulabilir. Nitekim Tanrı’nın, mutluluğumuzu istediği doğrudur, acı ise Tanrı’nın isteğinden değil, şeytanın kıskançlığı yüzünden dünyaya girdi. Ama sakın, Tanrı’nın davranma şeklini unutmayalım. O, ilk emrin girişinde şöyle demiştir: ‘Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim". Gerçekten O, halkını Mısır ülkesinin esaretinden ve oradaki büyük acılardan kurtardı, fakat onu "süt ve bal akan diyara" ulaştırmadan önce, halkını korkunç çöl deneyiminden geçirtti. Halk çölde iken elindeki her şeyi bırakmak zorunda kaldı; onun, özellikle hayallerden, kibir ve isyandan arınması gerekiyordu. Bu arınma da, fedakârlıklar ve zorluklar aracılığıyla gerçekleşti. Tanrı mutluluğumuzu istiyor ve bizi buna hazırlıyor, ancak hazırlanış devresi de acıdan geçmeyi gerektiriyor! Aynı şekilde O, İsa’nın acılarından ve ölümünden sonra, dirilişini hazırladı. Daha önce dediğimiz gibi, günlük yaşamımıza girmiş olan bazı cümleler haçı ret etmemizi doğrulamak için kullanılmaktadırlar. Bazen evli çiftler de, fedakarlıklardan kaçıp zor anları ret etmeyi, hatta boşanma ve sadakatsizlerini bu cümlelerle doğrulamaya çalışırlar. Tanrı ise acı çekmemize, kendi günahlarımızın ve sevdiğimiz kişilerin günahlarının yükünü taşımamıza izin verebilir. Ancak sabırdan ve sadık sevgiden sonra, acı çekmeyi ve affetmeyi bilen sevgiden sonra, en güzel, temiz, kutsal ve dayanıklı mutluluk gelir.

12. İlk emir şu sözlerle devam etmektedir: "Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yeraltındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım" (Çıkış 20,4-5). Bu yasaktan dolayı Museviler, Müslümanlar ve Yehova Şahitleri resimleri tamamen yasak sayarlar. Ancak biz şuna dikkat etmeliyiz: resimler, puta dönüşmemeleri için, yani Tanrı’nın yerine konulmamaları için yasaklanmıştı. Çünkü Tanrı’nın yerine konulurlarsa, insan Tanrı’nın arzusunu yerine getirmez ve gerçek hayattan mahrum olur. Fakat yapılan resimler puta dönüştürülmüyorsa, yapılmaları yasak değildir. Ayrıca Tanrı’nın Oğlu beden alınca, O’nda Tanrı görüldü, tutulur oldu ve işitildi! Biz biliyoruz ki, İsa’da Baba’nın gerçek görüntüsünü, "görünmez Tanrı’nın görüntüsü"nü görmüş oluruz (Kol 1,15)! İsa’nın insanlığı görülebildi, bunun için de İsa’nın yaşamının belirli anlarını gösteren ve birbirimizi sevme emrine yönelten bazı resimler, elbette bu yasaklara girmez. Tehlikeli olan imajlar, resimler değil, Tanrı’nın niteliklerini bozan fikirlerdir. Bunlar egoizmimize göre düşüncelerimizle ve zevklerimizle kafamızda "resmettiğimiz" yanlış imajlardır. Zaten Tanrı’nın, İsa aracılığıyla kendisini tanıtmasını kabul etmeyen herkes, Yehova Şahitleri olsun, Müslüman olsun, Budist olsun, herhangi başka bir dine ait olursa olsun, göz önünde Tanrı’nın, gerçeğe uymayan bu yanlış imajlarını tutar.

O halde Tanrı’nın bu emrini, şöyle algılamalıyız: Tanrı’nın sana verdiği görüntüsünü kabul et, O’nu kendisini tanıttığı gibi tanı, O'nun istediği gibi O’na tap ve arzularını gerçekleştir ve O’nu, yolladığı Oğlu İsa’nın sesi aracılığıyla dinle! Bu emre uymak için de, devamlı olarak Tanrı’nın Sözünü dinlemek gerekir, öyle ki çehresi, kalbinin bizim için duyduğu derin arzuları, yaşamımızın temeli olsunlar ve bizi çevreleyen dünyayı herkes için bir bayrama çevirsinler!