Sayfa 144



İGNATİUS LOYOLA

(1491-1556)

Bu asil Bask’lı bütün yaşamı boyunca coşkulu bir "asker" olacaktır. Gerçekten önce ordunun bir mensubudur. Fakat aldığı önemli bir yara, onu ordudan ayrılmak zorunda bırakır. Önceleri Montserat’da, Monrese’de (İspanya) ve Kudüs’te bir kaç inziva dönemi geçirir.

Barcelona ve Paris’te tahsil yapar. Paris’te 15 Ağustos 1534 te, İgnatius ve 6 arkadaşı, kendilerini Papa’ nın hizmetine vakfetmeye ant içerler. Kendilerine "İsa’nın Topluğu" (Compagnie de Jésus) adını verirler: Jezüitlerin serüveni böylece başlamış oluyordu.

 

(Ludovico Consalvo, Aziz İgnatius Belgeleri)

31 Temmuz, Aziz Loyola’lı İgnatitıs Bayramı

Ona üzüntü veren ya da neşelendiren iç deneyler hakkında dikkatlice düşünmeye başladı. Tinsel konu­lardaki ilk meditasyonu bu oldu.

 

(Ludovico Consalvo’nun Aziz İgnatius Belgelerinden)

Ünlü kişilerin şaşırtıcı maceralarını anlatan hayal ürünü kitapların ve romanın bir tutkunu olduğundan İgnatius, iyileşmeye başla­dığını hissedince, vakit geçirmek için kendisine birkaç kitap verilmesini istedi. Ne var ki kaldığı evde o tür kitap bulunmadığından, kendisine ana dilinde yazılmış iki metin verildi: "Mesih’in Hayatı" ve "Azizlik Şiirleri Seçkisi".

Onları tekrar tekrar okudu ve içeriklerini özümsemeye başlar başlamaz, ele alınan konulara karşı içinde bir çeşit ilgi duymaya başladı. Oysa aklı sık sık daha önceden okuduklarının anlattığı o hayal dünyasına dönüyordu. Bu karmaşık etkileme oyununa merhametli Tanrı’ nın eylemi de araya girdi.

Nitekim, Rabbimiz Mesih’in ve azizlerin yaşamını okurken için için düşünüyor ve kendini bu şekilde sorguluyordu: "Aziz Francesco’ nun yaptığını ben de yapsam! Aziz Domeniko’ nun örneğini izlersem!" Bu düşünceler, dünyasal konularla bir arada, oldukça uzun süreli oluyordu. Bir hayli zaman, bu ruhsal durumları ile meşgul oldu. Oysa binleri ve diğerleri arasında bir fark vardı. Dünyasal konulara düşündüğünde pek çok keyifleniyordu; sonra, yorulduğunda, hemen onları terk ettiğinde kendini üzgün ve kuru hissediyordu. Aksine, azizlerin uygulamasında gördüğü ciddiyeti paylaşmayı hayal ettiğinde, düşündüğü sürece zevkleniyor ve bu sevinç daha sonra da devam ediyordu.

Yine de bu farklılığı ne fark ediyor ne de buna önem veriyordu; ta ki günün birinde akıl gözlerini açtığında ona üzüntü veren ya da neşelendiren iç deneyler hakkında dikkatlice düşünmeye başladı.

Tinsel konulardaki ilk meditasyonu bu oldu. Daha sonra, tinsel eğitime alıştığında, ruhların farklılığı konusunda etrafında kilerine Öğrettiklerini bu şekilde anlamaya başladığını fark etti.