Sayfa 1

ÖNSÖZ

Bu küçük kitabı Anna Katharina Emmerich'in vizyonları adlı kitabından Meryem Ana'nın Efes'teki yaşamıyla ilgili bölümlerinden alıntılar yaparak derledim.

19. yüzyılda Almanya'nın Dülmen kasabasında yıllarca hasta yatağında çivili kalarak yaşayan rahibe Anna Katharina Emmerich (1774-1824) çocukluğundan beri vizyonlar görüyordu. Bulunduğu yöreden başka bir yere gitmediği halde, anlattığı kutsal yerler, uzaklıklar, örf ve adetler, eski zamana ait giyimler bütünüyle gerçeğe uygun olduğundan son derece ilgi uyandırmış ve vizyonları kitap haline getirilmiştir. Meryem Ana'nın Evi onun vizyonlarından yola çıkılarak bulunmuş olduğu halde yine vizyonlarından alıntılar yapılarak oluşturulmuş "Meryem Ana'nın Yaşamı" adlı kitabında Meryem Ana'nın mezarının yeri ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı halde mezarın şimdiye kadar bulunamamış olması ilginç! Aşağıda Emmerich'in kitabından bu konuyla ilgili bölümleri aktarmaya çalıştım.

Bu küçük kitapta Meryem Ana'nın evinin yeri, biçimi, Meryem Ana'nın Efes'teki yaşantısı, ölümü, havarilerin Meryem Ana'nın ölümünde hazır bulunmaları, mezarının yeri, mezara konması, Meryem Ana'nın göğe alınması ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.

Burada ayrıca önemli bir noktaya daha değinmek istiyorum. Tanrı bazı ayrıcalıklı kişilere bütün insanların tinsel çıkarı için bazı özel açınlamalarda bulunabilir. Bu ayrıcalıklı insanlar bir tür zamanda yolculuk yaparlar, bu insanların kimileri geleceğe, kimileri de geçmişe gidebilirler. Bu ya esrime (vect) halinde ya da uykudayken duru rüyalar görerek gercekleşir. Gerçek esrime halinde insanların ruhları bedenlerinden çıkarak yolculuk yapabilir. Bir insan nasıl olur da gelecekte ya da geçmişteki bir sahneyi konuşmalarıyla birlikte ayrıntısıyla görebilir diye sorarsanız, buna kesin olarak tatmin edici bir cevap vermek zor. Bu yazılanlara, bu vizyonlara inanmak zorunda değilsiniz, zaten kimse de sizi buna zorlamıyor, ancak Meryem Ana'nın Evi'nin bu vizyonlara göre bulunduğunu da kabul etmek zorundayız. Katolik Kilisesi Efes'teki bu evin Meryem Ana'nın Evi olduğunu kabul etmiştir. Şimdi de Meryem Ana Evi'nin nasıl bulunduğu ile ilgili kısa bir bilgi vereceğim.  

Meryem Ana Evi'nin bulunuşunda önemli bir rol oynayan rahibe Marie de Mandat Grancey'in adı Efes'teki sabit iki küçük yazıtta geçiyor. Soylu bir Fransız ailesinden gelen rahibe Marie de Mandat Grancey o sırada "Filles de Charité" tarikatının başrahibesiydi. Bu tarikatın İzmir'de işlettiği bir hastane vardı. Rahibenin yeğeni kont Boigne'nın anlattığına göre, İzmir'deki hastanede yatmakta olan bir köylü kadın teyzesi başrahibeye durmadan şu sözleri söylüyormuş: "Keçilerimi otlatmaya götürdüğüm dağda orman içinde bir yıkıntı bulunuyor. O yıkıntılar arasında birçok kez siyah başörtülü bir kadın gördüm. Kadın bana, "Ben Meryem'im" diyordu. Başrahibe Marie de Mandat Grancey de kadının sayıkladığını, saçmaladığını düşünmüş...

Şaşılacak bir raslantı sonucu, rahibe o sıralar Anna Katharina Emmerich'in (1774-1824) vizyonlarına dayanılarak yazılmış " Meryem Ana'nın Yaşamı" adlı kitabı  okuyormuş. Vizyonlar gören bu Alman kadına göre Meryem Ana son günlerini Efes yakınlarında geçirmiş. Kitabında da bu yeri ayrıntısına dek tanımlamış. Bu vizyonlar rahibenin ilgisini çekmiş  ve hastanede görevli Lazarist tarikatına mensup rahiplere konuyu açmış. Rahipler pek oralı olmamışlar.

Rahibenin ısrarları sonunda küçük bir grupla, ellerinde  pusula ile kitabın işaret ettiği yöne doğru ilerlemişler, önlerine bir dağ çıkmış. 29 Temmuz 1891 Çarşamba günü güneşten ve yorgunluktan perişan olmuş ve tükenmiş bir halde içecek su aramaya başlamışlar. Tütün tarlasında çalışan birkaç kadına rastlamıslar.  P. Poulin bundan sonraki olayları şöyle anlatıyor: " Suyumuz kalmamıştı. Kadınlar bize manastıra giderseniz orada su bulursunuz dediler." On dakikalık bir uzaklıktaki küçük bir ormanı işaret ettiler. Kafile derhal o yöne doğru hareket etti; pınarın yanı başında ağaçlar altında yarı saklı bir evin daha doğrusu küçük bir kilisenin kalıntılarını görünce şaşkınlıklarını ifade etmekten kendilerini alamadılar. Düşünceleri hemen Emmerich'in kitabına yöneldi. Açık bir arazi, kalıntılar, zirvedeki kayalıklar, arkadaki dağ, önde deniz: Aradıkları ev gerçekten bu ev olmasın?

Çevredeki doğal yapıyı, evin konumunu kılı kırk yararak incelediler. Yapılan arkeolojik araştırmalar Meryem Ana'nın odası denilen bölümün 1. yüzyıla çıktığı, apsid ve dehlizin V. ve VI. yüzyıllarda inşa edilmiş olduğunu ortaya çıkardı. Çevrede pişmiş topraktan bir lahdin kalıntıları ile karışmış durumda bir iskelet ortaya çıkarıldı. İskeletin başı, kiliseye doğru, ayakları ise üzerinde halen postanenin ve karakolun bulunduğu Karacalı tepesine doğru yerleştirilmişti...

Rahibe Marie de Mandat Grancey yalnız küçük kiliseyi değil tüm çevresindeki mülkiyeti de satın almayı kafasına koydu. Ailesine yazdı. Babasından kendisine kalan mirasla 360 hektarlık araziyi satın aldı. Bu arazinin tapusu daha sonra Lazarist papazları ile"Filles de Charité" tarikatına devredilmiştir.

Dominik Pamir