Sayfa 3

Efes'teki Meryem Ana Evi'nin esrarı, daha geniş bir esrarı yansıt­maktadır. Bu sır Meryem'in (oğlu İsa'nın ölümü ve dirilişinden son­ra) yaşadığı yerlere aittir.
               Günümüze kadar devam eden araştırmalara rağmen, Meryem Ana' nın hayatı ile ilgili ayrıntıları gün ışığına çıkarmak mümkün olama­mıştır. İnsanlara İsa'yı tanıtmayı havarilere bırakan Meryem, gizli yaşamaya titizlik göstermiştir.
               Mektuplarında, Meryem Ana'nın kişiliği hakkında her zaman say­gılı bir suskunluk sürdüren Aziz Pavlus, İsa'nın annesi ile Efes'in büyük tanrıçası Artemis arasında yapılacak hızlı bir mukayeseden korkmuş olmalıydı. Aziz Pavlus'un Konya'ya bir seyahati esnasında Konyalılar tarafından tanrılaştırılmak istenmemiş mi? Daha sonraları IV yüzyıl­da Koliridien'lerin (Putperest bir kavim) Meryem Ana'ya kurbanlar sunduğunu görmemiş miydik?.
               İlk asırlarda Hıristiyanların alakası her şeyden önce İsa'nın kişi­liği üzerine yönelmiştir. Annesinin hayatı ile ilgili ve özellikle son yıl­ları geçirdiği yerlerin ayrıntılarını elde etmek sonraya bırakılmış ol­ması gayet normaldir.
               Amacımız Meryem Ana'daki bakire Meryem'in yaşamı ile ilgili soruna yorucu bir etüd girişimi ile değil, sadece ilk hamlede birinci ve altıncı yüzyıl arası kilise yazarlarının yardımı ile Yuhanna ve Meryem'in Efes'teki yaşantılarını ispatlamaktır.
               Kudüs'teki Meryem Ana'nın ölümü sorununu, yani VII yüzyılda belirlenen tezi, bile bile bir kenara bırakacağız. İkinci kısımda Mer­yem'in bu kutsal yerlerle ilgili olarak arkeoloji, haç ziyaretleri ve kilise otoritelerinin davranışına değinerek, on dokuzuncu yüzyılda keşfedilen Meryem'e ithaf edilen bu mabedi anlatacağız.